Lübnan Parlamentosu’nda Hizbullah’a bağlı Direnişe Vefa Bloku milletvekilleri Ali el-Mikdad ve İhab Hamade, hükümet ile İsrail arasında gündeme gelen anlaşma taslağına sert eleştiriler yöneltti. Açıklamalar, ülkede güvenlik politikaları ve egemenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Financial Times yazarı Gideon Rachman, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ülkenin güvenliğini büyük ölçüde askeri yöntemlere dayandıran stratejisinin kalıcı bir çözüm üretmediğini savundu.
Norveçli siyaset bilimci Prof. Glenn Diesen’ın sorularını yanıtlayan Taihe Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Einar Tangen, Batı dünyasında karar alma süreçlerinde rasyonelliğin zayıfladığını, ABD siyasetini yönlendiren tarihsel doktrinlerin hâlâ etkili olduğunu ve Çin’in ise daha uzun vadeli, dengeli bir küresel strateji izlediğini söyledi.
El‑Ahbar gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Emin, Lübnan’da Cumhurbaşkanı Jozef Aun ve Başbakan Nevaf Selam’ın iktidar konumlarının dış müdahalelerle şekillendiğini savundu. Emin, özellikle Aun’un ABD ve Suudi Arabistan’ın taleplerine uygun bir siyaset izlediğini öne sürdü.
ABD’li Cumhuriyetçi Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Savaş Bakanı Pete Hegseth’in küresel askeri konuşlanma stratejisini ve üst düzey komutanların görevden ayrılma süreçlerini sert sözlerle eleştirdi.
İsrail ordusundaki bazı üst düzey yetkililerin, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’a yönelik sert yanıt talimatı verdiği yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını öne sürdüğü bildirildi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bakai, BBC’ye verdiği röportajda Tahran’ın müzakerelere iyi niyet ve ciddiyetle katıldığını ancak karşı tarafta aynı yaklaşımı görmediklerini söyledi.
Suudi Arabistan yönetimi, ABD’nin Gazze savaşındaki İsrail’e yönelik benzeri görülmemiş askeri desteğine ilişkin derin hayal kırıklığı ve endişe duyduğunu ima eden tutumlar sergiliyor; Riyad bu tavrın Washington ile ortaklık dengesinde belirgin bir bozulmanın işareti olduğunu kabul ediyor.