İsveç parlamentosu Çarşamba günü bir tasarıyı onaylayarak ülke hükümetinden İran İslam İnkılabı Muhafızları ordusunun adını Avrupa Birliği'nin sözde terör örgütleri listesine almasını istedi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kenani İsveç Parlamentosu'nun Devrim Muhafızları ile ilgili kararına gösterdiği tepkide "Devrim Muhafızları Ordusu silahlı kuvvetlerin diğer unsurlarıyla birlikte ülkenin ulusal ve sınır güvenliğini korumakla yükümlü olan İran İslam Cumhuriyeti Anayasası'ndan kaynaklanan resmi ve yasal bir kimliğe sahiptir" dedi.
İsveç Parlamentosu'nun İran karşıtı eylemi, Avrupa Parlamentosunun daha önce İslam Cumhuriyeti muhaliflerinin etkisi altında ve aynı zamanda Amerika'nın İran karşıtı politikalarını takip ederek, 19 Ocak'ta (HŞ 29 Dey 1401) bir tasarıyı onaylayarak, İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun adının Avrupa Birliği'nin sözde "terörist" listesine alınmasını talep ettiği bir ortamda yapıldı.
Tabi İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin, Avrupalıların bu tür eylemlerinin sonuçları konusunda uyarıda bulunması ardından, İslam İnkılabı Muhafızlar ordusu bazı üye ve yetkililerine karşı yeni yaptırımlar uygulamasına rağmen, Avrupa Birliği Devrim Muhafızları'nın adını sözde "teröristler" listesine koymaktan kaçındı.
Bu arada İngiltere, Fransa ve Almanya dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri ve Avrupa Birliği, İran'da geçen son bahardan bu yana ülkede yaşanan huzursuzluğu ve karışıklıkları körüklemek amacıyla İran'ın askeri komutanlarına birkaç kez yaptırım uyguladı.
Ancak tüm bu eylemlere ve komplolara rağmen, milletin uyanıklığı ve Devrim Muhafızları dahil silahlı kuvvetlerin çabalarıyla İran'ın farklı şehirlerine barış ve güvenlik tekrar sağlandı.
Gerçek şu ki, İslam Devrim Muhafızları, terör unsur ve gruplarına karşı verdiği ciddi mücadele nedeniyle Batı Asya bölgesinde olduğu kadar ülkede de güvenliğin tesis edilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Münafıklardan IŞİD grubuna kadar yerli ve yabancı terör örgütleriyle mücadele İslam İnkılabı Muhafızlar ordusunun karnesinde yer alırken, şehit hac Kasım Süleymani ve direniş yolunda diğer bir çok şehidi de sunmuştur. Dolayısıyla İslam Devrim Muhafızları'nın çabaları bölgede olmasaydı şimdi güvensizlik ve teröristlerin faaliyetlerindeki artış Avrupa ülkelerini de etkilemiş olacaktı.
İsveç parlamentosunun İran karşıtı eylemiyle ilgili bir diğer önemli nokta da bu eylemin ülkelerin içişlerine müdahale örneği olması ve uluslararası hukuka da aykırı olmasıdır. İslam İnkılabı Muhafızlar ordusu , İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin resmi bir parçasıdır ve ona karşı herhangi bir yaptırım yasa dışı ve uluslararası hukuka aykırı kabul edilir. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 2. Maddesinin 7. paragrafında, " İşbu Antlaşma’nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletlere herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediği gibi üyeleri de bu türden konuları işbu Antlaşma uyarınca bir çözüme bağlamaya zorlayamaz;..." ifade edilmektedir.
Açıkçası, Devrim Muhafızlarının son 40 yılda, özellikle kutsal savunma dönemindeki performansına bakıldığında, komploları etkisiz hale getirmek ve içeride ve dışarıda terör gruplarının kör entrikalarının alevini söndürmek, ayrıca ultra modern silahların üretimindeki çeşitli gelişmelerin tümü, batılı ülkelerin Devrim Muhafızları'na karşı eylemlerinin, bu gururlu kurumun güvenliğin yaratılmasını ve giderek artan başarılarını hiçbir zaman engelleyemediğini gösteriyor.
Bu nedenle İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, İsveç hükümetine, iki ülke ilişkilerine yönelik kurulan tuzağa öngörü ve titizlikle düşmemesini, Ve böylesine düşüncesiz bir eylemin sonuçlarını düşünerek, İsveç'in ulusal çıkarlarını ve iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden ilişkileri teröristlerin ve Siyonist apartheid rejiminin ve İran halkının tescilli düşmanlarının çıkarları için feda etmemesini tavsiye etti./
342/