Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Savaş kabinesinin kurulması, Yemen’deki yenilgiyi telafi etmek için ve küresel güçlerin, aktörlerin dikkatini yeni kralın Arabistan’daki politikalara çekmek amacıyla yürürlüğe konulan yeni bir çabadır.
Suudi Asliye Hukuk Mahkemesinin Çarşamba günü sabahleyin çıkardığı bildiride rejimin üst düzey makamlarındaki değişikliği açıkladı. Söz konusu bildiri, geçen aylarda özellikle geçen altı ay içinde Yemen halkına karşı yürütülen savaşta yaşanan süreçleri göstermektedir.
Net olarak görünen şu ki Al-ı Suud yönetiminde Yemen’e savaş açmak ve müdahalede bulunmakla ilgili yeknesak bir anlayış ve amaç yoktu ve yönetimdeki unsurların içerdeki ortamla ve dış aktörlerle kurdukları ilişki türüne ve sahip oldukları fonksiyona bağlı olarak her biri kendisinden farklı bir algı geride bırakıyordu ve değişik bir fonksiyon gösteriyordu.
Dolaysıyla Al-ı Suud yönetiminin terkibinde, gücü ele geçirmek için yapılan genel rekabetlerin dışında fırsatlar, sorunlar ve dış güçlerle ilişkiler konusundaki önceliğin farklı algılanması, hayati derecede önemli meselelerde çelişik görüşleri üretiyordu.
Daha dakik bir deyişle, Suud el-Faysal Amerikan politikalarıyla paralel hareket eden ve genelde Amerikalıların politikalarıyla ters düşmemeye çalışan biridir. Oysa ki yeni kralın görüşü başkadır ve onun önceliği, Amerika politikalarının Arabistan ve Al-ı Suud’un hizmetine girmesidir; diğer bir değişle Al-ı Suud, Amerika ve diğer aktörlerin Arabistan’ı savunmak için Yemen’de İran’a karşı konum alması gereken geniş kapsamlı bir savaşa muhtaçtır.
Yeni dışişler bakanının güç merkezleri ve lobileriyle ilişkisi
ABD’nin kendi çıkarlarını kontrol altına alınmış bir çatışmada gördüğü ve kendi önceliklerinden fazla bir maliyetin altına girmek istemediği bir sırada Amerika’nın ve Bender bin Sultan’ın yetiştirdiği ve güç lobileriyle özellikle aşırı kesimlerle özel ilişkileri olan Adil Cubeyr, Amerika’yı kendi aşırı politikalarının hizmetine almak isteyen yeni kral için faydalı olacaktır.
Kral Selman’ın Mukrin’i güç dairesinden hazfetme planı
Benzer bir nedenle, Arabistan’ın bölgesel duruşu konusunda daha ılımlı görüşleri tercih eden ve Arabistan içindeki büyük kabilelerle ilişkileri olan Mukrin ve Mut’ib’inde Kral Selman için rahatsız edici olduklarını söylemek gerekir. Çünkü Yemen’e karşı sürdürülen katliamcı savaşta ciddi bir destekte bulunmuyorlar ve Kral Selman’la koordineli hareket etmiyorlar. Mukrin’in tasfiyesi her ne kadar Selman ailesinin gizli planı dahilinde zaten vardı ama Yemen gelişmeleri ve bir yere kadar da İran’a karşı görüş ayrılığının çıkması, onun tasfiyesi için iyi bir bahane oldu. Dolaysıyla, yönetimin yeni kadrosunda belirginleşerek göze çarpan şey, aşırıların birleşmesi ve radikal politikaların izlenmesi için akıllıca bir elemeye gidilmesidir.
Savaş kabinesinin ilk sonucu
Yemen’deki yenilgiyi telafi etmek için kurulan savaş kabinesi ve küresel aktörlerin dikkatini Kral Selman’ın Arabistan’daki politikalarına çekmek amacıyla yeni çabaların içine girilmesi, Arabistan’da yeniden şekillenen güç oluşumunun ilk sonucudur. Suudi kabinesinin savaş kabinesi olmasına yapılan vurgu, daha çok Siyonist rejimin istediği stratejilere yakın olmasındandır ancak Amerika’nın stratejileriyle farklıdır ki kendi etkisini ilişkilerde belli etmektedir.
Yemen’e karşı askeri saldırılarda bir düşüş yaşanmayacaktır
Yeni oluşumun bu aşırlık özelliği, bölgesel çevrede de kendi işlevini ve etkisini belli etmektedir. Örneğin Yemen’e düzenlenen askeri saldırıların kolayca ve yakın bir zamanda azalıp sona ermesini bekleyemeyiz. Öte yandan Al-ı Suud ve Siyonist rejim arasında Suriye’de özellikle Kunaytıra, Kalemun ve güney ekseninde daha fazla koordinasyonun sağlanacağına tanık olacağız.
Savaş yönetiminin İran ve Şia’ya karşı bölgesel politik tonu, her zamankinden daha tehlikeli
Savaş yönetiminin İran ve Şia’ya karşı bölgesel politik tonu, her zamankinden daha tehlikeli ve çekinmeden daha da gürleştirilecektir. Bu radikal politika, Mısır, Türkiye, Pakistan, Sudan ve diğer İslam ve Arap ülkelerine karşı soka neden olmaktadır. Zira zikredilen ülkelerin kapasitesi Arabistan’la aynı aşırılık temposunda hareket edilmesini kaldıramaz veya en azından aleni bir şekilde Arabistan’la birlikte hareket etmeye kadir değiller.
Savaş kabinesinin kötü koşulları
Bu tür bir sonuç kendi başına Arabistan’ı, Yemen halkıyla savaşmanın getireceği etki ve sonuçların dışında inzivaya ve yeni bir kırılganlığa doğru sürüklemektedir. Ki eğer Amerika’nın çıkarlarını ve önceliklerini de buna eklersek, adı geçen kabine için olumlu koşullar öngörülemez.
Yemen, Irak, Suriye ve ihtimalen Lübnan’da Al-ı Suud’un radikal savaş kabinesinin intikam almasından doğacak sonuçları elbette görmezden gelmemek gerekir. Bunun neticesi, yıkımın her tarafı sarması, katliam ve soykırımdır ki bu kabinenin bu yönünü ilgilendiren tutumuna karşı uygun ve acil önlem alınması gerekir.
Hadi Muhammedi
Tasnim Haber Ajansı
Çev: Mehmet Gönül