Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Oysa liderleri hapiste, Alternatif liderleri dağda ve ortada lider olarak atanmış hitabeti ve fiziğiyle düşük zekâlılar üzerinde etkili olan sadece Selahattin Demirtaş var. Meydanlarda ondan başkası da yok. Söylevleri dışında bir programları yok, devleti yönetecek kadroları yok, geçmişleri karanlık ve kanlı dahası... Kürt ırkçılığı dışında ilkeleri de yok. Saz çalıp türkü söyleyip halay çekerek mevcut iktidarın politikaları sayesinde barajı geçiyorlar.
AKP iktidarı yıllardır uyguladığı politikalarıyla insanları öyle ötekileştirdi ve nefret yaydı ki, HDP ve Demirtaş Solcudan sosyalistten oy alacak, Dindardan, dinsizden oy alacak, Kürt’den, Türk’ten Laz’dan, Çerkez’den oy alacak, Alevi’den, sünniden, süryaniden oy alacak, stratejik düşünüp davranan aydınlardan ve avamdan da oy alacak. Yani sahte bir Türkiye partisi söylevi, pratikte yere tutunacak ve belki de kök salacak. Tüm bunlar iyi mi kötü mü diye sorarsanız da bakış açısına ve sürece göre değişir.Kim bilir belki de Türkiyenin partisiyiz diye diye gerçekten öylece çoğulculuğa entegre olurlar ve afaki düşlerinden vazgeçerler, en azından çoğunluğu vazgeçer ve sisteme entegre olurlar. “Barış süreci” kökleşir ve artık süreç olmaktan çıkar yerleşir.
Stratejik davrananların söyledikleri gibi AKP iktidarını dengeleyecek bir güç merkezi mecliste olacak. Hatta Kürt sermayesinin palazlanması, güneydoğunun yatırımlardan daha fazla pay alması bile mümkün olabilir. Yeni anayasa yapımındaki pozitif rolleriyle tıkanan siyasal ve idari sistemin önü de açılabilir. Bunlar pozitif beklenti paradoksları tabi… Ama bardağın boş tarafı da var. Demirtaş bir lider değil ve atanmış ve yeni bir emirle her zaman geri alınabilir. Tüm sözlerinin değeri sadece 2015 seçimleri süreci içindir ve lokal bir etkisi var. Dahası stratejik düşünerek AKP yi dengelemek ya da tek başına iktidar olmasın diye HDP ye oy verenleri müthiş bir hayal kırıklığı da bekliyor olabilir. Bakmışsınız ki AKP nin tek başına iktidarı HDP nin desteği ve işbirliğiyle yine aynı acımasızlığıyla devam ediyor. Hatta Kürt ırkçılığı düşlerinin bu sayede daha beslenip güçlenmesi ve afaki düşlerine daha çok yaklaşmaları da mümkündür.
Şahsım açısından HDPnin barajı geçip geçmemesinin önemi yok. Zira Türkiyenin sorunları emperyal bağ ve ilişkilerinden buna bağlı yapısından, sisteminden kaynaklanıyor ve HDP nin karşı çıkışı etnik söylemler, bencil ve sığ bir temele dayanıyor. Dahası bizim çok önem verdiğimi bir konuda sesleri bile çıkmıyor. Yani HDP nin antiemperyalist söylemi dahi bulunmuyor aksine varlığını emperyalizmin desteğine bağımlı görüyor ki bunu açıkça Biji Obama söylemiyle sloganlaştırabiliyor. AKP nin dış politikada uyguladığı eli kanlı mezhepçi siyasetini ciddi bir şekilde eleştirdiklerini bile duymadık. Aksine zaman zaman “muhalif” çetelerin silahlandırılmasından, Reyhanlı katliamında olduğu gibi İktidarın yanından olduklarından… Çokça açıklama duyduk.
Suriye-Irak- Yemen gibi Önasyada emperyalizmin tekfirci çeteler üzerinden yürüttüğü savaşta AKP batı ile aynı dili kullandı ve AKP ile bu konuda hiçbir itilafı yok! Yine HDP'ye denge rolü için oy verenlerin bu partinin AKP ye iktidar için destek verecekleri sürprizine hazır olmaları gerektiğini de peşinen söyleyelim. Daha öncede yazmış ve söylemiştim; HDP, Avrupa emperyalist ilişkilerinin proje taşeronları olan bazı ateistleri de“Alevi kimliği” altında meclise sokacak. Artık mecliste AB ve ABD cemaatlerinin istediğisözde “Alevilik” söylevleri de bizzat bu şahıslarca dillendirilecek. Bizim için fark etmiyor çünkü bizim dışımızda zaten herkes cem, semah, dede, cemevi türünden sistemin muaviye açılımı dediğimiz projeye zaten hizmet ediyor. Yani İdris-i Bitlisi'nin çocuklarının da bu projede yer almasına şaşılacak bir durum yok, ha bir eksik ha bir fazla fark etmiyor. AKP ve muhafazakarlığı gibi bunların ataları da Alevi düşmanıydı HDP de genlerinde bu mikrobu taşıyor, biliyoruz. Buradaki paradoks Alevilerin her seçimde, temelde kendilerinden hiç hoşlanmayan örgütlenmelerin kucağına kaçmak, sığınmak zorunda kalması.
2015 seçimlerinde CHP kucağı dışında bir kucak daha ortaya çıkmış oluyor. Alevilik kendi ilkeleri üzerinde örgütlenene kadar da bu süreç devam edeceğe benziyor. Kişisel paradoksuma gelince: Sandığa gitmeyerek vermediğim oy diğer partilerin oy oranlarını artırıcı etki yapacağı gibi İdris-i Bitlisinin çocuklarına da yarayacak… Hayat böyle bir şey işte Kimileri Yavuz'ları, Muaviye'leri bayraklaştırır; Kimileri Selahattin Eyyübi'leri, İdris-i Bitlisi'leri... Kimileri de farkında olmadan bunların peşlerine takılırlar…
Anadolu’dan kalkıp Suriye üzerinden Mısır'a kadar Işid vari yöntemlerle Alevi/Şii katliamıyaparak Alevi Ülkesi olarak bilinen Fatimi’leri Sünni hilafet adına yok ederek yüz binlerce Ali taraftarının kanı milyonlarca kitabın külleriyle Nil nehrinin rengini değiştiren Selahattin Eyyübi! Mevcut rejimin tüm yelpazelerinde ortak payda; Tarihe katliamlarıyla mal olmuş –Alevi Katliamcısı- karakterleri günlük siyasetlerinde referans alınarak kahramanlaştırılan bir sembol olarak kullanıyor olmaları!
Teoman ŞAHİN