20 Haziran 2015 - 10:37
Ankara’nın büyük riski

İslam’ın çehresini yıpratmak, İslam mezhepleri arasında ihtilaf çıkarmak, direniş hattını kırmak, Siyonistlerle birlikte yaşama özelliğine sahip bir İslam’ı sunmak ve…için çalışmak, Erdoğan’ın partisinin İsrail hamilerine sunduğu başlıca hizmetlerdir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Abbas Selimi Nemin’in Tasnim Haber Ajansına gönderdiği kısa bir yazıda şöyle diyor:

Bölgede yaşanan seri gelişmeler, Batı Asya ile Avrupa’yı birleştiren noktanın Hicaz topraklarından daha hızlı ve ciddi bir dalgalanmayı yaşayabileceğini göstermektedir. Erdoğan’ın son seçimlerdeki yenilgisi, Türkiye’de hakim olan partinin önüne iki seçenek koyuyor: 1 Diğer partilerle koalisyon kurmak; 2 erken seçime gitmek.

Bazı karineler, Erdoğan’ın büyük bir risk taşıyan ikinci seçeneğin gerçekleşmesi için ortamı hazırlama yolunda olduğuna işaret ediyor. Osmanlı imparatorluğunu diriltme rüyasında dolaşan Cumhurbaşkanı, koalisyon hükümetinin kurulmasını sineye çekmesi bir yana, hatta cumhurbaşkanlığının yetkilerini genişleterek parlamentonun gücünü kısıtlamak istiyor.

Bu ihtiras, diğer partilerin ona karşı saflaşmasını daha da ciddileştirecektir. Zira kendilerini ülkenin yasama organının yapısında zayıflatmak isteyen bir kimseyi güçlendirmeye eğilimli olmayacaklardır.

Erdoğan da koalisyon hükümetini kurma doğrultusunda muhalif partilerin onayını celp etmek için hiçbir belirti ortaya koymadı, aksine son yıllardaki tek partili güçlü bir hükümetin ekonomik avantajlarını halka hatırlama gayretindedir.

Erdoğan’ın partisi için oldukça tehlikeli olan şey, ülkenin borsasını alt üst etmek ve ekonomiyi zayıflatmak amacıyla Siyonistlerle işbirliğidir. Gerçi hakim parti ekonomiyi takviye etmenin çözüm yolunu mutlak hakimiyet sağlamak adına sadece bu yolla seçmene baskı yapabilir. Ancak bir tür siyasi intihar olarak ta değerlendirilebilinecek olan tehlikeli risk, Ankara’nın Müslümanların bölgedeki bir numaralı düşmanıyla olan gizli ilişkilerinin Türkiye halkı tarafından fark edilmesidir. Sayın Erdoğan Siyonistlere karşı sert tutumlar aldığı için belediye seçimlerinde galip olmuştu. Fakat değil sadece Filistin işgalcilerine karşı alınan eleştirel jestlerin kamuoyunu kandırmak için yapıldığı belki ekonomik tehditlerden istifade edilmesinin de Siyonizm ile hakim partinin ortak çalışması olduğu seçmen kitlesi nezdinde netleşirse, işte o zaman bahsi geçen siyasi intihar kesinleşmiş olacaktır.

Hali hazırda Osmanlıyı ihya etme rüyası ile sayın Erdoğan’ın gizli politikaları arasındaki farkların netleşmesi, halkın nezdinde ki sevgisini azaltmıştır. Türkiye halkı, Osmanlı imparatorluğunun (bütün zaaflarına rağmen) bağımsız bir güç olduğunu ve hakimiyette olduğu zamana kadar Batıl ülkelerin Siyonistleri İslam dünyasına asla hakim yapamadıklarını unutmazlar.

Türkiye’de her gün biraz daha belirginleşen soru şudur: Siyonistlerin siyasi projelerini güçlendirme doğrultusunda hareket etmekten başka Ankara’nın yaptığı bir şey var mı?

İslam’ın çehresini zedelemek, İslami fırkalar arasında ihtilaf çıkarmak, Siyonistlerle birlikte barış içinde yaşama özelliğine sahip bir İslam’ı sunmak ve…için çalışmak Sayın Erdoğan partisinin alınan nakit yardımlara karşı İsrail hamilerine sunduğu başlıca hizmetlerdir.

Türkiye Cumhurbaşkanı her ne kadar Ayetullah Hamanei ile yaptığı son görüşmede Müslümanları birbirine düşürme planına iştirak etmekten kendini muaf tutma amacıyla, “İŞİD’i Müslüman olarak görmüyorum” diye açıklamada bulunduysa da ancak İslam İnkılabı Rehberliğinin üstü kapalı olarak, “Bu tutumu daha net biçimde açıklarsa daha iyi olur” şeklinde verdiği cevabı, Ankara’nın söylem ve eylem ikileminde yaşadığı ciddi soruna delalet etmektedir.

Kesinlikle halktan gizlemek suretiyle bu ikili oyunu sürdürmek her zaman için mümkün değildir, özellikle eğer ekonomideki çalkantı nedeniyle halkın dikkatleri bu günlerde Erdoğan’ın başlattığı tehlikeli oyunlara yönelirse sürdürülemez.

Elbette uzmanların dediğine göre, Batının kamilen teşkilatlarına nüfuz ettiği Müslüman kardeşlerin bir kanadına  imtiyaz verme dönemi sona ermiştir. Bu hareketin Mısır’da başarısız kalmasıyla birlikte şu an Siyonizm hamilerinin dikkati, askerlerin denetimine giren Kahire, Tel Aviv ve yeni yetme idarecilerin eline geçen Riyad arasındaki yakınlaşmaya çekilmiş durumda.  Riyad’ın Erdoğan’a muhalif partilere en son verdiğin desteğin nedeni yaşanan bu gelişmeler çerçevesinde yorumlanabilir.

Hiç şüphesiz eğer Türkiye’nin askeriyenin hakim olduğu döneme geri dönmesi Batı için belirgin bir zaaf noktası olmasaydı, sayın Mursi ve Batıya mütemayil olan ihvana karşı devre konulan planın bir benzeri sayın Erdoğan için de kesinleşirdi.  Fakat göründüğüne göre, Ankara’da rüya görmeye devam eden Cumhurbaşkanının göze aldığı risk, siyasi gelişmelerin yaşanması ve ihvancı düşüncenin ortadan kaldırılması için işi daha da kolaylaştıracaktır. 

Çev: Mehmet Gönül