Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Arap Birliği ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi dahil Arap teşkilatları, son iki günde terörizm konulu acil toplantılar düzenlerken, terörizmin bazı Arap rejimlerince kurulduğu ve desteklendiği biliniyor.
Arap Birliği, 2 Temmuz tarihinde ve Mısır askerlerince Sina Yarımadası'nda düzenlenen saldırının hemen ardından Mısır'ın talebi üzerine bu olayları incelemek amacıyla bir toplantı düzenledi.
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'ne üye ülkelerin dışişleri bakanları da 2 Temmuz'da Kuveyt'teki İmam Sadık –as- Camisi'ne düzenlenen saldırının ardından acil olarak toplanıp, terörist gruplarla mücadele yollarını ele aldılar.
Kuşkusuz, sınır tanımayan terörizm, Arap dünyasını şu sıralarda rahatsız eden ve inciten en önemli olgu sayılıyor, Irak, Suriye ve Libya diğer Arap ülkelerinden daha fazla terör eylemlerine, patlama ve terörist gruplarının faaliyetlerine sahne olsa da terörizm sadece bir kaç ülkeyle sınırlı kalmıyor.
Mısır, Tunus ve Kuveyt'te de son günlerde onlarca kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan terör saldırılarına sahne oldu.
Mısır'da bir Temmuz tarihinde Ensar-ı Beytül Mukaddes isimli terör örgütü ile ordu birlikleri arasında Sina Yarımadası'nda şiddetli bir çatışma yaşandı.
Bu örgüt, Mısır ordusuna karşı eşzamanlı olarak 15 saldırı düzenledi, saldırılarda en az 70 kişi öldü ve onlarca kişi de yaralandı.
Kuveyt de bir Arap ülkesi olarak 27 Haziran'da bir terör saldırısına maruz kaldı. IŞİD örgütü, Kuveyt'in başkentindeki İmam Sadık –as- Camisi'ne düzenlediği bombalı saldırıda 27 Şii Müslüman hayatını kaybetti ve 270 kişi de yaralandı.
Tunus da aynen Kuveyt gibi 26 Haziran'da terör saldırısıyla sarsıldı, Susa sahilindeki Imperial Marhaba Oteli oteline düzenlenen saldırıda, aralarında yabancı turistlerin de olduğu 27 kişi hayatını kaybetti.
Yukarıda görüldüğü gibi, terörizm olayı sadece, Irak, Suriye ve Libya gibi 3 Arap ülkesiyle sınırlı kalmamakta, artık Mısır, Kuveyt, Tunus ve Suudi Arabistan gibi diğer Arap ülkelerinde de boy göstermekte.
Arap dünyasının maruz kaldığı terörizme kuşkusuz bölge dışı ülkelerinin desteği de fazladır ve Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton dahil bazı Amerikan yetkililerinin de ifade ve itiraf ettiği gibi, ABD, terörist gruplarını oluşturan ülkelerin başında geliyor, ancak bazı Arap iktidarlarının da Arap dünyasını saran terörizmin oluşumundaki rolü ve desteği ABD'den az değil.
Suudi Arabistan, terörist grupları destekleyen devlet adamlarının yetiştirildiği en önemli mekândır.
Âl-i Suud'un petro-dolarlarının büyük bölümü, bu ülke insanlarının ihtiyaçlarını karşılamak yerine, Suudi prenslerinin cebine iniyor ve bu prensler de bilindiği üzere, terörist gruplarının en önemli hamileri sayılıyor.
BAE, Kuveyt ve Katar yetkilileri de Âl-i Suud'un izinden giderek, çeşitli şekillerde terörist gruplara destek sağlıyor.
Ancak gelinen noktada, terörizm belası artık kendi hami ve müttefiklerini sarmış durumda. Aslında terörizmi kuran ve destekleyenler, bu uğursuz olgunun sonuçlarına katlanmaktalar. Arap dünyası da terörizmden derin endişe ve korku duymaktadır.
İki Temmuz'da Arap Birliği üyeleri ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi dışişleri bakanlarınca düzenlenen toplantılarda, terörizme karşı ciddi ve kesin tavır ortaya konulmasına vurgu yapılmış olsa da ancak kimin veya hangi ülkenin terörizmle ciddi mücadele için gereken zemini sağlayacağı belli değil.
Aslında Arapların, terörizmin zararlarından kurtulmak için kendi hükümet yapılarını gözden geçirmeye ve mevcut yöneticilerini değiştirmeye ihtiyaçları var.