18 Temmuz 2015 - 11:42
Nükleer anlaşma ile hangi getiriler elde edildi

"İran ve 5+1 grubu arasında gerçekleşen müzakerelerin sonunda Viyana'da elde edilen sonuç, İran'ın barışçıl nükleer programının tam nükleer hakları temelinde devam etmesini güvence altına alacak bir anlaşmanın zeminini oluşturacaktır..."

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İran ve 5+1 grubu arasında gerçekleşen müzakerelerin sonunda Viyana'da elde edilen sonuç, İran'ın barışçıl nükleer programının tam nükleer hakları temelinde devam etmesini güvence altına alacak bir anlaşmanın zeminini oluşturacaktır. Bu nokta Viyana bildirisinde açıkça beyan ediliyor ve burada hiç kimse bunun kolay bir şekilde olacağını zannetmediği de vurgulanıyor. Ancak müzakere sürecinde yaşanan tüm engebelere karşın Viyana bildirisi yeni bir dönemin başlangıcı oldu ve on yılı aşkın bir süre hiç bir zarureti olmadığı halde süregelen bir krizi noktalamak üzere ileriye dönük bir adım oldu.

 
İran'ın nükleer müzakereci heyeti, 24 Kasım 2013'te Cenevre'de start alan müzakere sürecinin devamında sarf ettiği aralıksız çabaları ile müzakere atmosferini Batının dayattığı siyasi ve psikolojik baskıların dalgalı katmanları arasından sıyırarak ilkeli bir anlaşmaya varmak üzere görüşleri yakınlaştırmayı amaçlayan bir söyleme doğru yönetmeyi başardı. Burada esas amaç, en önemli unsuru İran'ın nükleer faaliyetleri ve özellikle zenginleştirme çalışmasının devam etmesi üzerine bir anlaşmaya varmaktı ve böylece İran bütün dünyaya hiç bir zaman nükleer silah peşinde olmadığını da ispat etmiş olacaktı. 14 Temmuz Viyana bildirisinde İran ve 5+1 grubu 24 Kasım 2013 ortak eylem planı içeriğine göre ve teknik ve hukuki ve siyasi boyutlarıyla uzun ve karmaşık bir müzakere sürecinin ardından İsviçre'nin Lozan kentinde imzalanan nükleer ortak eylem planında belirlenen çözüm yollarına ulaştıkları vurgulandı.
 
Şimdi ise mevcut çözüm yolları çerçevesinde İran'ın hiç bir nükleer tesisi ve ilgili nükleer faaliyetler ne durdurulacak, ne kapatılacak ve ne de askıya alınacak ve bu faaliyetler başta Natanz ve Fordo nükleer tesisleri olmak üzere İran'ın tüm nükleer tesislerinde devam edecektir.
 
İran ve 5+1'in belirlediği geniş kapsamlı çözüm yolu, İran içinde uranyum zenginleştirmeyi güvence altına alıyor ve buna göre İran İslam Cumhuriyeti geniş kapsamlı ortak eylem planına göre nükleer santrallerinin yakıtını karşılamak üzere sanayi ölçekte nükleer yakıt üretimini sürdürüyor. Fordo nükleer tesisi de nükleer ve gelişmiş fizik araştırma merkezine dönüştürülüyor ve buradaki tüm nükleer altyapılar da olduğu gibi korunuyor.
 
Yine Fordo tesislerinin yarısı 5+1 grubunda yer alan bazı ülkelerin işbirliği ile gelişmiş nükleer araştırmalara ve sanayi, tarım ve tıpta önemli kullanım alanları bulunan kalıcı izotopların üretimine tahsis ediliyor. Bundan önceki senaryolara göre Batı tüm çabalarını ve taleplerini İran'ın nükleer programını tamamen ortadan kaldırma üzerinde odaklamıştı ve Batılılara göre müzakere yolu ile varılacak anlaşmanın bedeli, İran'ın nükleer faaliyetlerinin nötr ve tamamen yüzeysel bir faaliyete dönüşmesi ve Batı'nın tabiri ile İran'ın nükleer tesislerinin tamamen ortadan kaldırılması olacaktı. İşte bu yüzden Amerika ve İran'ın barışçıl nükleer programına karşı çıkan muhalifler nükleer müzakereleri etkilemek için müzakerelerin devam etmesine paralel olarak yaptırımları ağırlaştırmak ve Amerikan kongresinin muhalefetini de arkalarına almak ve tüm bunlara askeri saldırı tehdidini de eklemek sureti ile İran'ı geri adım atmaya zorlamaya çalışıyordu. Ancak tehdit ve yaptırım senaryosu hezimete uğrayınca, Batı tek çözüm yolunun İran'ın nükleer haklarını içeren bir anlaşmaya varmak olduğunu anladı.
 
Zaten bu yüzden Viyana müzakereleri ve sonuçları başta siyonist çevreler olmak üzere bir çok muhalif çevre tarafından kötü müzakere ve kötü sonuç şeklinde yorumlandı. Netanyahu 14 Temmuz gününü kendince kara gün olarak tanımladı, çünkü müzakerelerin sonunda elde edilen sonuçlar onun ve onun gibilerinin beklentilerinden çok farklıydı ve nükleer anlaşma adeta muhaliflerin üzerinde şok etkisi yarattı.
 
Viyana müzakerelerin sonunda elde edilen çözüm yollarına göre ortak eylem planı uygulandıktan sonra BMGK'nın İran'a dayattığı tüm yaptırımların kaldırılacağı açıklandı. Yine İran'da tüm özel ve tüzel kişilere, kurum ve kuruluşlara, kamu ve özel sektörde kurumlara ve firmalara, İran merkez bankası ve diğer mali kurum ve kuruluşlara, Suift, denizcilik firmalarına, İran havayolları firmalarına, petrol tankerleri firmasına dayatılan tüm yaptırımlar derhal kaldırılacağı belirtildi. Bu değerlendirme şimdi geniş kapsamlı bir anlaşmanın içeriğini belirlerken nihai anlaşmaya varma yolunu da açmış oldu.
 
İran İslam Cumhuriyeti 5+1 ile anlaşmaya varmak için mantık temelinde hareket etti ve Viyana müzakerelerinin getirileri bu açıdan güven ortamı oluşturmak için güçlü bir dayanak oluşturuyor. Şimdi Viyana müzakerelerinde genel başlıkların belirlenmesinin ardından İran ve 5+1 grubu karşısında aydın bir ufuk açılmış bulunuyor. Bu sürecin devam etmesi ise nihai uzlaşma ve anlaşmaya varmak için iyi bir işaret sayılır.
 
İngiliz Ther Guardian gazetesi şimdiye kadar eşine ender rastlanan bir çıkışla başyazısında Viyana müzakereleri hakkında "İran'la nükleer anlaşma; diplomasinin zaferi" başlığını Farsça yayınladı ve bu sonucun hem İran milleti ve hem Batı için iyi bir sonuç olduğunu, çünkü bu anlaşma ister ticaret, ister yatırım ve ister turizm ve ister bölgesel sorunların çözümü bağlamında daha fazla teamül fırsatı oluşturduğunu belirtti. Gazete ayrıca Amerika'ya bu fırsatın kıymetini bilmesini ve en mantıklı hızla yaptırımları kaldırma yolunda hareket etmesini tavsiye etti.
 
İşte bu yüzden hem İran ve hem 5+1 grubunda yer alan 6 küresel güç bu süreçten dünya için umut bağlamında yeni bir dönemin başlangıcı şeklinde söz etti. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini İran ve 5+1 Dışişleri Bakanlarının Viyana'da müzakerelerin nihai onayı için düzenlenen son oturumunda yaptığı açıklamada "Bence bu anlaşma tüm dünya için bir umut işaretidir ve biz biliyoruz ki bu anlaşma bu şartlarda şiddetle gerekliydi" ifadesini kullandı.
 
Ve işte böylece İran ve 5+1 grubunun 24 Kasım 2013 Cenevre müzakereleri çerçevesinde nükleer müzakerelerinde bir başka önemli aşama da geride bırakıldı. Buna göre İran ve 5+1 grubunu oluşturan Çin, Rusya, Fransa, Amerika, İngiltere ve Almanya 24 Kasım 2013 ortak eylem planı çerçevesinde ve bu anlaşmanın ardından gelen ve teknik ve hukuki ve siyasi boyutlarda uzun ve karmaşık müzakere sürecinde geniş kapsamlı ortak eylem planı için gerekli olan çözüm yollarına kavuştu.
 
Gerçekte iki etken bu müzakerelerin ilerlemesinde ve başarıyla sonuçlanmasında etkili oldu. İlk etken müzakerelere katılan tüm tarafların anlaşmaya varmak için gerekli iradeyi sergilemeleriydi ki bu iradenin işaretleri özellikle müzakerelerin son bir kaç gününde açıkça görünmeye başladı. Ancak ikinci etken, yaptırım ve baskının anlaşma ilkesine aykırı olduğuna dair ortak kanaatin oluşmasıydı.
 
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in de belirtiğine göre karşı taraf anlaşma mı yoksa baskı mı istekleri konusunda karar vermeleri, çünkü anlaşma ve baskı bir arada olamayacağını bilmeleri ve bu yüzden bu iki seçenekten ancak birini seçmeleri gerekirdi.
 
Ve bu iki etkenin tesiri altında ve son haftalarda devam eden sıkı müzakere ve pazarlık çerçevesinde taraflar arasındaki anlaşmazlıklar büyük oranda azaldı ve sonunda Viyana'da iki tarafın da kabul edebileceği bir şekilde sonuca ulaşıldı. Şimdi nihai anlaşma için gerekli olan şey, Viyana müzakerelerinde elde edilen sonuçların adım adım uygulanmasıdır ve bu durumda bu ortak kazanımlar geniş kapsamlı bir anlaşmaya dönüşecektir ve daha sonraki adımlar da bu süreci tamamlayan adımlar olacaktır.
 
Şimdi ise Viyana'da elde edilen sonuçlar geniş kapsamlı bir anlaşmanın maddelerini belirlemiş ve nihai anlaşmaya varma yolunu açmış bulunuyor. Bu anlaşmada İran'ın tüm kırmızı çizgilerine de uyulmuştur. İran İslam Cumhuriyeti müzakere sürecinde anlaşma peşinde olduğunu, ancak bu anlaşma izzetli bir anlaşma olması gerektiğini ve eğer karşı taraf da onurlu ve dengeli bir anlaşma istiyorsa böyle bir anlaşmaya varmanın mümkün olduğunu ortaya koydu ve bu açıdan Viyana müzakerelerinin sonuçları da güven ortamı oluşturmak için sağlam bir temel sayılır.