25 Temmuz 2015 - 14:20
IŞİD’in Adıyaman ilgisi

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesindeki intihar saldırısının failinin Adıyamanlı olduğu belirlendi. Haziran ayında Diyarbakır’daki HDP mitingine düzenlenen bombalı saldırının faili de Adıyamanlı olması dikkatleri bu kente çevirdi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Şanlıurfa'nın Suruç ilçesindeki intihar saldırısının failinin Adıyamanlı olduğu belirlendi. Haziran ayında Diyarbakır'daki HDP mitingine düzenlenen bombalı saldırının faili de Adıyamanlı olması dikkatleri bu kente çevirdi.

Suruç (İslam Devleti) (İŞ)İD ile Kürt güçleri arasında Suriye'nin Kobani kentindeki çatışmaların başlamasından beri dünyanın gündeminde. Kenti son kez gündeme taşıyan 33 kişinin öldüğü intihar saldırısı oldu. Belediyenin kültür merkezi önündeki saldırıdan geriye parçalanmış cesetler, eşyalar ve bir de kimlik kaldı.
 
Kimliğin sahibi Adıyamanlı üniversite öğrencisi Şeyh Abdurrahman Alagöz'dü. Hem üniversite okuyan, hem boyacılık yapan Alagöz, ailenin deyimiyle, 6 aydır yurt dışında çalışıyordu. Ailesiyle son olarak ramazandan önce görüşen Alagöz, bu saldırıyla ortaya çıktı. Yetkililere göre Alagöz'ün saldırının faili. Sadece Alagöz değil ağabeyi Yunus Emre de, örgütle bağlantılı. 2013 yılında üniversite okumaya gittiğini söyleyerek ortadan kaybolan ağabey Alagöz, 2014 yılında geri döndü. Bahçelievler Semtinde ‘İslam Çayevi'ni açan Alagöz burada dini çalışmalar yapmaya başladı.
 
Daha sonra ortadan kaybolan Alagöz halen polisin arananlar listesinde bulunuyor. Alagöz gibi 23 kişi ‘terör nitelikli kayıp şahıs' olarak aranıyor.
 
Alagöz 45 gün arayla, (İŞ)İD adına yapıldığı belirlenen eylemlerin ikinci Adıyamanlı faili. Diyarbakır'da HDP mitingine düzenlenen bombalı saldırının şüphelisi Orhan Gönder de, aynı kentten. Adıyaman denince ilk akla gelen Nemrut Dağındaki heykeller olur. Güneydoğu'nun arada sıkışmış kentlerinden muhafazakar yapısıyla biliniyor. 1980 askeri darbesinden günümüze kadarAdıyaman'da sağ muhafazakar partilerin gücü seçim sonuçlarıyla kendisini gösteriyordu. 2002 yılından bu yana AK Parti açık farkla kentte birinci parti. Son seçimlerde Kürt siyaseti ilk kez milletvekili çıkarsa da AK Parti hala güçlü.Bölgede ve Suriye'de yaşanan olayların ortaya çıkardığı sonuç, Bingöl gibi Adıyaman da (İŞ)İD'e sempatiyle bakılan illerden. Peki neden Adıyaman?
 
Tarihçi Yazar Şahidin Şimşek'e göre kent bir laboratuvar gibi kullanıldı. Al Monitor'un sorularını yanıtlayan Şimşek, devletin yarattığı Kürt kimliğinin bugünkü tabloda pay sahibi olduğuna dikkat çekerek, “Devlet o bölgede Kürtlükten nefret eden, Kürtlüğü Alevilikle özdeşleştiren bir Sünni Kürt kimliği yarattı. O insanlar kendilerini Kürtlükten uzak tutmak için inanılmaz bir çaba sarf ediyorlar. Sağ çizgi toplumu cezbedemeyince devlet cemaatleri devreye soktu. Bu cemaatlerde devletle özdeşleşmiş bir şekildedir. Adıyaman'da menzil cemaati vs. gibi. Cemaatlerle tam bütünleşmeyen kişiler de olunca El Kaide gibi yapılara ister istemez zemin doğdu. Adam hem Kürtlükten nefret ediyor, hem de özellikle belli bir çizgiye gelmiş hazırlanmış, belli bir İslami çizgi kazandırılmışsa, orada cemaat ya da tarikatların söylediği birkaç paradigma, birkaç ayet ya da hadisle onları (İŞ)İD safına katabilir ”dedi.
 
İnsan Hakları Derneği Adıyaman Şube Başkanı Osman Süzen ise farklı düşünüyor. Al Monitor'a konuşan Süzen, dini cemaatlerin faaliyetleri, ekonomik sıkıntılar ve devletin göz yumması nedeniyle dini örgütlerin taban bulduğunu düşünüyor. Süzen, ”Son 7-8 yıldır cemaatlerin alanı haline gelmiş durumda. Böylesine elverişli bir ortamda, aynı zamanda bir ırgat kenti, insanlar fakir , bu temelde genelde daha alt kesim yaşayan insanlar işin içinde, bu çelişkileri eklediğimizde taraftar buluyor. Devlet buna müsamaha gösteriyor. Adıyaman'da bazı yerlerde topladıkları, çalışmalar yaptıklarını vatandaş biliyorsa, devletin bildiğini de görmemiz gerekiyor. Hücrelerin burada çalışabileceği alan yaratılmış. Ailelerin ‘Çocuklarımız bu örgüte katılıyor' diye başvuruları var.Bu çocukların bir kısmı geri döndüler, sanki askere gider, terhis ya da hava değişimine gelir gibi. Bunların geldiğini vatandaş biliyor. Bunlar hakkında soruşturma yapılmadı. Örgütün eylemlerini faaliyetlerini takip edilmesi lazım. Kentin muhafazakâr yapısının bunda payı var ama her örgüt bu şekilde yapamıyor. Ailelerin buna ses çıkarmamasını gizli tutmasının, bir ekonomik girdisinin olduğunu düşünüyorum. Oradan bir para geliyor ”şeklinde konuştu.
 
Süzen(İŞ)İD'in içinde 300'e yakın Adıyamanlı olduğu tahmin ettiklerini belirterek, örgütün içinde Adıyamanlılar adıyla bir grubun kurulduğunu da söyledi. Süzen YPG'nin elinde Adıyamanlı (İŞ)İDli esirler de olduğunu ifade etti.
 
Adıyaman ile özellikler gösteren bir kent te Bingöl. Queen Mary Londra Üniversitesi'nde doktora sonrası araştırmalarını "Doğu ve Güneydoğu'da İslamcı sivil toplum ve radikalleşme" konusunda yürüten Bingöl Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kurt, sorunun kaynağında her iki şehirde de kurumsal dini yapıların olmamasının bulunduğunu söyledi. Al Monitor'a konuşan Kurt.“Medreselerin, daha kurumsal yapıların olduğu yerlerden daha az kişi çıkarken, Bingöl gibi daha az tarihsel olan yerler, sosyolojik yapısı 1915'ten sonra oluşmuş yerler, bu olaylarla karşılaştığımız yerler. Kuşaklar arasında keskin çatışmalar var. Bu şehirler hızlı değişiyor, dönüşüyor, kuşaklar arasında değerler, dindarlık, inanç, etnisite, kimlik, aidiyet bir sürü meselede uçurum düzeyinde farklılıklar oluşturuyor. Bazen bazen uyuşturucu kullanımını arttırıyor, bazen (İŞ)İD gibi yapılara dönüşüyor. İki ilde de siyasi tabloya baktığımızda, ana akım Kürt siyasi hareketi güçlü değil ama güçleniyor. Adıyaman'dan ilk defa milletvekili çıktı. Bingöl'den geçen dönem İdris Baluken çıktı. Bu biraz etnisiteyi akla getiriyor. Kürt kimliği algısı burada yaşayanlar arasında nasıl algılanıyor, bunun ürettiği netice nedir? Devletin uyguladığı politikaları Kürt kimliğine sahip çıkarak değil, kimsenin arzulamadığı bir dindarlık üzerinden karşı koyuş var. Ebeveynler kendi çocuklarının yaşı, başı, kıyafetiyle uğraşıyor. Dinin ne olduğuna dair çok keskin kanaatler var ama çok medeni ve entelektüel değil. Kuşak çatışmasıyla birlikte değerlendirdiğimizde, çocuklar bir süre sonra ebeveynlerine tepki veriyorlar. onların dindarlığını beğenmiyorlar. Devletin kırmızı çizgisi PKK olduğu için, ona muhalif olan her şeye hoşgörülü yaklaşıyor ya da yerel birimler öyle yaklaşıyor.Kürt hareketi antipatisi nedeniyle bu tür gruplara daha hoşgörülü yaklaşıldığını söyleyebiliriz. Selefi Kürtler de devleti sevmiyorlar ama Kürtleri daha çok sevmiyorlar ”diye konuştu.
 
Mahmut BozARSLAN