Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Gaferallahu Lena ve Lekum
Yusuf olmak isteyen, Zavira zindanını Züleyha'nın sarayına tercih eder.
***
İlahi aşkın kurbanı olan Yusuf, Züleyha'nın (nefsin) şerrinden kurtulmak için zindanı tercih etti. Yoksa zindan nere, Yusuf nere?
Öz itibarı ile İlahi kudretin tecellisi olan Yusuf ve Züleyha, yaratılış makamında aynı değere sahipti. Ancak Yusuf'u değerli kılıp Züleyha'yı hakirleştiren şey, özden değil aradıkları şeyden kaynaklanıyordu.
Yusuf, kendine değer katan şeyi kendi içinde ararken Züleyha, Yusuf'ta aramaktaydı. Bu nedenledir ki nefsinin zindanında hapsolmuş cevheri fark eden Züleyha, bir zaman sonra Yusuf'tan vazgeçip özünde var olan Yusuf'a âşık olur!
Yusuf'taki ilahi güzelliği göremeyip benliğini Yusuf'un gözlerinde rehin bırakan, Yusuf'u elde edemediği için ona kötü sıfatları yakıştıran Züleyha'yı gaflet uykusundan uyandıran şey, Yusuf'u nakşeden ressamın güzelliğiydi aslında.
***
Aşkı betimleyen her hikâyenin ana temasıdır yanmak, yanarak arınmak. Olması gereken de bu değil midir? Demiri bükülmez çeliğe dönüştüren ateşle olan imtihanı değil de nedir?
Yusuf’un zahiri güzelliğe aldanan Züleyha'nın misali; secde, tesbih, dua vb. şeyleri varacağı son nokta sanarak nefsinin övgülerine kanıp nihai hedefi unutan hak yolcusuna benzer.
Yaratıcının 'mucizeler kitabı'nın önsözü olan insan, kendi benliğinde yatan Yusufi güzelliği unutarak maddesel Yusuf'un kaşına, gözüne hayran olan Züleyha gibi, 'mucizeler kitabı'nın dipnotuyla ilgilenir hep.
Güneş batınca (kıyamet) kaybolmayan mahkûm bir gölgenin (madde) peşinde koşan insanın hali ne büyük acıdır.
Vaatleri serap ve hali harap olan dünyaya boğun eğerek ezeli ve ebedi Nur'dan mahrum olması nasıl bir gaflet halidir.
Toprak kokusunda olanın renklerin ihtişamına kanması ne büyük gaflettir.
Mah-ı zemin unvanlının, haddi aşan yasaklara meftun olması nasıl bir zillettir.
İçindeki ab-ı hayatı kurutan insanın, nefsin kustuğuna susaması ne büyük çelişkidir.
Her şeye rağmen özü sorgulanma zamanı gelmedi mi? Henüz fırsat varken ve nefes son demine ulaşmamışken.
İbrahim misali büyük bir metanetle kalpteki İsmail'i (nefsanî bağı) kurban etmek zamanı gelmedi?
Seni barındırmayan Medine'den bir gece vakti yola koyulup Kerbela yollarına düşme zamanı gelmedi mi?
Ruhun Kerbela çölünde Yezit gibi isyan edebilecek nefse karşı Hüseyni ruhu ayaklandırıp benliğine Hür'lüğü kazandırma vakti gelmedi mi?
Yezit gibi hilafet ve makam hırsı için değil de Hüseyin gibi 'emaneti sahibine' teslim etmek yolunda mücadele etmenin vakti gelmedi mi?
Emevi Sarayı'nın oluklarından süzülen damlacıklarla sadece kendini nefsini sirab etmek yerine insanlığa Fırat'ın sularından adaleti taşıyan saki olmak vakti gelmedi mi?
Cennet, mükâfat ve ödül vaatlerini unutup bir annenin evladına olan saf ve karşılıksız sevgisiyle O'nu arama vakti gelmedi mi?
Ve rüzgârın Kerbela'dan savurduğu her kum tanesinin yüreklere düşürdüğü ateşle yanmanın, yanıp kavrulmanın ve nihayetinde arınmanın vakti gelmedi mi?
Erdal Tuncay