Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD'nin, altmış ülkeyle birlikte IŞİD'e karşı mücadele adıyla oluşturduğu koalisyonun, bir yıllık mücedele sürecinden sonra kof olduğu ortaya çıktı. Özellikle Rusya'nın uluslararası hukuka dayanarak meşru bir girişimle Suriye sahasında "terörle mücadelede" yerini almasından sonra, ABD'nin "mücadelesi" Rusların "mücadelesiyle" kıyası mümkün oldu. Kıyasa bakıldığında açık olarak görülmektedir ki ABD'nin, koalisyon ortaklarıyla birlikte verdikleri ve adına "mücadele" dedikleri şey, dünya kamuoyunu aldatmaktan öte bir şey değildir. İddiaya göre bir yıllık süre içinde Suriye ve Irak'ta beş binin üzerinde hedef vurulmuş, ama pratiğe bakılırsa hedef diye vurulan alanlarda terör daha fazla hortlamıştır. Sanki vurmak yerine onlara "lojistik destek bombaları" atılmıştır.
ABD'nin yaptığı şey, gerçekten "mücadele" etmek değildi. Mücadele eder gibi yaparak ve yapacağına bir nevi "şahit" olma niteliğinde "koalisyon" kurdu. Hedef, "IŞİD'le mücadele" adı altında Suriye coğrafyasında var olan terörün ömrünü uzatmaktır. Ömrü uzatılan terörün varlığı gerkçesiyle "Suriye sorununu" çözümsüz bırakarak uzun zaman içine yaymaktır. Uzun zamana yayılmış sorun çözümsüz kalınca, bundan ABD'nin beklediği, Suriye devleti ve ordusuna karşı halkın desteğinin yok olacağıdır. Ayrıca halk desteğini yitirmiş ordunun direnebilme takatini yitireceği, teslim olmasa bile en azından dayatılacak şartlara fazla direnç göstermeyeceğidir. ABD önderliğinde "terörle mücadele" diye oluşan koalisyonun gerçek misyonu budur.
Suriye ortamında Rusların verdiği "teröre karşı mücadele", ABD'nin bu topraklarda ne yaptığının ve ne yapmadığının her şeyini deşifre etti. Dolayısıyle bu topraklarda fazla kurcalanmamış, hep kendisi tarafından sanki yedekte bırakılan, gizemde tuttuğu bir örgütü öne çıkartarak deşifrasyonuna çalıştı. Öne çıkarttığı örgüt, bundan yaklaşık bir buçuk yıldır yine kendisi tarafından "Amerikan keşfi gibi" bulunmuş ve üstüne gider gibi yapılmıştı. Örgutün adı, HORASAN'dır.
Kısaca bu örgütle ilgili bilgi şudur. Lideri, Kuveyt 1981 doğumlu Muhsin El Fadli'dir. El kaide'nin 11 eylül kadrosunun en yakın arkadaşlarındandır. İran El kaidesi'nin lideri Yasin El Suri'nin yerine bir süre için İran El kaidesi liderliğini yapmıştır. Pakistan El kaidesinin liderlik kadrosunda bulunmuş, Afganistan'da savaşmış, Irak Elkaidesinin başında olan Ebu Musab El Zarkavi'ye militan devşirip göndermiştir. Yemen Elkaidesinin ünlü bomba üreticisi İbrahim El Asiri ile yakın bağları vardır. Suriye'ye 2013 Nisanında El kaide bağlantılısı olarak ve Horasan örgütünün lideri olarak gelir. Ardından aynı örgüt adıyla Suudi Abdül Rahman El Juhni de önemli kişi olarak gelir. Horasan adıyla gelenler önceleri El kaidenin Suriye kolu olan NUSRA cephesi içinde çalışırlar. Daha sonra ondan ayrılarak bağımsız kişilik olarak, Suriye'ye gelen özellikle batılı yabancıların bünyesinde toplanması uğraşısına gider. Horasan'ın bünyesinde Afgan'lı, Pakistan'lı, Haliçli ve Suriye'lilerle birlikte Batılılar ve ABD'liler var.
Örgüt, adını antik vilayet Horasn'dan alır. Pers İmparatorluğunun doğusuna düşen Horasan'la amaç, İran'ın kuzeyi ile Afganistan, Türkmenistan ve Özbekistan'ı içine alacak toprakları birleştirerek "düşmanı" burada yenmektir. Suriye'de bu örgüt, Suriye yönetimine karşı savaşanlar arasında, ama, savaşın sonuçlarıyla ilgilenmiyor. Dar sınırlarla sınırlanmış mücadeleden çok, örgüt, uluslararası çok geniş alanların mücadelesine göre hazırlığını yapmaktadır. Muhsin El Fadli bu anlamda 2014'ün Şubat ayında Ana Elkaidenin IŞİD'le olan bağlarının kesilmesi kararında etkili olduğu söylenir. Zira Horasan ve IŞİD, "küresel cihadın lideri olma" noktasında rekabet içindedir.
Horasan'nın El kaide ilişkisi ile, bünyesinde topladığı kadroları ve Suriye ortamındaki yeri, diğer adını bile duyuramayacak kadar silik kalmış örgütlerle aynıdır. Bir farkla ki, onlar Suriye devleti "ana düşmana" karşılar, Horasan ise amaçlarıyla Suriye sınırlarından taşan bir örgüttür. Bu yüzden IŞİD'in yabancı terör unsurları için çekim merkezi olmasına karşılık, Horasan da bu çekim merkezi olma rekabeti içinde batılı terör unsurlarını elde etmeye çalışmıştır. ABD'nin bu örgütten kaygısı, batılı ve ABD'li teröristlere ağırlık veren olmasıdır. 2005'te ABD başkanı oğul Buşh, bir konuşmasında Fadli'den bahsetmişti. Bu ülkenin terör uzmanlarının iddiası, Horasan'ın Ortadoğu ve Batı Elkaidesinden oluştuğudur. Bu yüzden ABD dışişleri bakanlığı 2012'de Fadli için Elkaidenin "kıdemli yöneticisi ve finansörü" diye hakkında bilgi getirene 7 milyon dolar ödül koymuştur.
Bu örgüt Suriye'de gerçekten bu denli tehlikesiyle var mıdır ? Muhsin El Fadli'nin koruması "Abu Rama" diye bir terörist Suriye emniyet güçlerince yakalanmış, ifadesinden Horasan'ın "ülke dışı operasyonlar" için hazırlıklar yaptığı bilgisi çıkmıştı. "Küresel cihadın liderliğine oynama" söylemlerin pratik sahada bir yeri ve anlamı var mıdır, kesinliğini bilen yok. Ama buna rağmen, Suriye ortamında IŞİD terörü, Nusra, Ahrar -ü Şam, Fetih ordusu, İslami cephe vb. yüzlerce irili ufaklı terör örgütünün kanın gövdeği götürdüğü katliamları varken, ABD ani bir çıkış ile "Horasan örgütünün karagahı vuruldu" flaş haberini duyurdu. Aynı savaş atmosferi içinde 23 Nisan 2014'te de ABD, "IŞİD kadar tehlikeli" diye niteleyerek Horosan'ı vurduğunun ilanını yapmıştı. Peki, bu keşmekeş ortamda Horasan'nın yıdızı mı parladı, yoksa birileri için parlatılmasını gerektiren bir durum mu var? Sorunun cevabı, bu örgütün üstüne sadece kendisi tarafından gidebilen imajını veren ABD'nin "ihtiyacında" aranmalıdır.
ABD, Rusya'nın aktif sahaya girmesi ile elindeki "güç" kartlarını yitirdi. Siyasi çözüm için ortalıkta süren diplomasi mekiğinin iplerini elinde toplamışken, bu halka da elinden koptu. Siyasi ve askeri her konuda belileyici, tek başına olma konumundan yarılara düştü. "Terörle mücadele" konusunda inandırıcılığını yitirdi, dejenere oldu. Koalisyon ortakları bile onunla pazarlık yapar duruma geldi.
Suriye'de süren savaş, ana çizgileriyle Suriye devletinin öngördüğü biçim ve tarzda "özgürce" sürüyor. Esat'ın içinde olmayacağı bir gelecek Suriye'sinde ABD'nin hayalleri suya düştü, kerhen de olsa Esat kabullenilmesi gündemlerde oturdu. Bir sürü objektif ve beraberinde getirdiği subjektif değişimler, ABD'yi ortadoğu coğrafyasında kaybeden durumuna düşürmüştür, bir adım ileri iki adım geri gitmektedir. Onun için;
"Koalisyonel" oluşumları, kirli çamaşır "ılımlı" muhalefeti artık geçer akçe olmaktan çıkmıştır. Suriye batıklığında verdiği "terörle mücadelenin" yüz suyu hürmeti arayışındadır. Horasan balonu böylece patlatılıyor. "ABD'nin ulusal güvenliği" sadece kılıftır, elinden kaçırmak istemediği ve her daim eyleminde kullanacağı "meşruiyetidir". Bugün bu balonu şişirdi, yarın için patlattı, nereye kadar bu ucuz davranışların arkasına gizlenebilecek ? Gerçek yüz pörsüdü. İmajlarla, kamuflajlarla zamanın yürüyüşü durdurulamayacak. Suriye de bu meyanda "kurtuluş savaşına" devam edecek.