4 Kasım 2015 - 07:11
AZERBAYCAN REİSİ CUMHURU İLHAM ALİYEV’E...

“Hükümet küfür ile ayakta kalır ama zulüm ile ayakta kalmaz.” (İmam Ali aleyhisselam) Bu yazıyı son zamanlarda Can dediğimiz Azerbaycan devletinde birkaç kendini bilmez densiz tarafından vuku bulan hadiseden dolayı yazmak zorunda kaldım.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Hükümet küfür ile ayakta kalır ama zulüm ile ayakta kalmaz.” (İmam Ali aleyhisselam)

Bu yazıyı son zamanlarda Can dediğimiz Azerbaycan devletinde birkaç kendini bilmez densiz tarafından vuku bulan hadiseden dolayı yazmak zorunda kaldım.

Birinci Hadise: Gence şehrinde Elmar Veliyev adında kendini bilmez bir hadsizin İmam Hüseyin’in tasuasında yaptığı zulümler, camilerin kilitlenmesi, müminlerin darp edilmesi, zindana atılması…

İkinci Hadise: Azerbaycan Müslümanları tarafından saygı ve hürmet ile kabul edilen Müselman birliği hareketinin aziz lideri Tale Bagırzade’ye Həmkarlar İttifaqının sədri Səttar Mehbalıyevin oğlu Yasamal Rayon Baş Polis İdarəsinin Rəisi İsfəndiyar Mehbalıyev tarafından yapılan çirkin, kabul edilemez darp girişimidir. Bu hadisede değerli âlim Hacı Tale Bagırzade’ye şehit Mübariz’in şehadet yıldönümünde mezarı başında anılması sorulmuş ve mezar ziyaretinin Hacı Tale Bagırzade tarafından düzenlendiği sorgulanmıştır…

Azerbaycan devletinin reisi cumhuru ve devlet yetkilileri; bu tür zalim, cahil, haddini bilmez emniyet amirlerinin, valilerinin bu cehaletlerinden dolayı Azerbaycan devletini ve Azerbaycan halkını komik duruma düşürüp dünyaya güldürtmeyiniz. Hangi ülkede mezar ziyaretine gitmek sorgulanır olmuştur! Dünyanın zalim ve diktatör ülkelerinde bile mezar ziyaretine gitmek sorgulanmamasına rağmen bugün Azerbaycan’da mezar ziyaretinin sorgulanması neyin alametidir. Bütün dünyada her devletin kahramanı unutulmaz, unutturulmaz. Şehit Mübariz de Azerbaycan devletinin bir kahramanıdır. Bu şehidi unutmayanlara, unutturmayanlara teşekkür edileceğine aksine sorgulanmaları cehalet ve zulüm değil midir!

Şunun bilinmesi çok önemlidir; Azerbaycan bugün fiili bir savaş halindedir. Yarın Azerbaycan’ın düşmanları tarafından Azerbaycan’a çok ciddi saldırılar yapıldığı zaman bugün âlimlere, dindarlara, camilere gidenlere zulüm edenlerden ve onların çocuklarından önce bu âlimler, dindarlar ve hicaptan dolayı zulüm gören bacılarımızın kardeşleri, evlatları cepheye giderek Azerbaycan için canlarını feda edeceklerdir. Yarın Azerbaycan için cepheye gidecek olanlar rüşvet yiyerek midelerini şişirenler, karınlarını büyütenler değil de yine bu inançlı kesim olacaktır.

Azerbaycanın mümin Müslümanları tarafından sevilen, sayılan Tale Bagırzade gibi bir alime el kaldırılması, vurulması kabul edilecek bir durum değildir. Şunu unutmayınız ki bu dinin peygamberi Hz. Muhammed efendimiz yanına kâfir olan savaş esirleri getirildiği zaman; esirler içerisinden kabile liderlerine, din adamlarına farklı şekilde muamele ederdi ve onlar bir toplumu veya kabileyi temsil etmektedirler diye buyururdu. Hacı Tale Bagırzade Azerbaycan devlet yetkililerinin de iman getirdiği Hz. Muhammed Mustafa’nın ve diğer peygamberlerin varisidir. Zira “Âlimler peygamberlerin varisleridir” hadisi çok meşhur bir hadistir. Yine Hacı Tale Bagırzade Azerbaycan’da bir topluluğu temsil etmektedir. Bundan dolayı Hacı Tale Bagırzade’ye yumruk atarak onu vuran İsfəndiyar Mehbalıyev attığı yumruğu öncelikle peygamber efendimize ve bir topluma atmış bulunmaktadır. Hacı Tale Bagırzade’nin yediği yumruklar onun için izzettir, erdemdir ve şereftir ama bu olayın failleri için zillet ve alçaklıktır. İsfəndiyar Mehbalıyev

Sayın Azerbaycan reisi cumhuru İlham Aliyev sözlerime Hz. İmam Ali’nin buyrukları ile başladım. Evet, tarih boyunca ve hatta bugün bile ülkelerin küfür ile ayakta kaldığını görmekteyiz. Ancak zulüm ile idare olunan ülkelerin yıkılıp yerle yeksan olduklarını, hiçbirinin abad olmadığını ve yöneticilerinin daima tarih de nefret ve lanetle anıldığını görmekteyiz. Sayın Azerbaycan devletinin yetkilileri yakın tarihimizde Irak’da zalim Saddam’ın, Libya’da Kaddafi’nin, Mısır’da Hüsnü Mübarek’in akıbetlerine ve ülkelerinin düştüğü hallere bir bakın. Geçmiş tarihimizde Emevi ve Abbasi devletinin hükümdarlarının, hâkimlerinin, valilerinin zulümlerine ve akıbetlerine bir bakın. Bakın da bunlardan ibretler alın.

Gördüğümüz kadarı ile bugün Azerbaycan 1980 lerin Türkiye’sini yaşamaktadır.  1980 lerin Türkiye’sinde hicap yasaktı, inançlı insanlar inançlarını özgürce rahat bir şekilde yaşayamıyorlardı, inançlı insanlara baskı ve zulümler yapılıyordu, inançlı kalemler inançlarını, doğruları özgürce yazamıyorlardı, camilere gidenler, din alimlerinin derslerine katılanlar fişleniyorlardı, şeriat irtica, mümin Müslüman ise mürteci olarak kabul ediliyordu, hicaplı kadınlara yönelik çirkin girişimler yapılıyordu… Yani 1980 lerin Türkiye’si yasaklar ülkesiydi. Ancak bugün gelinen noktada; bu yasakların failleri bugün yaşıyorlarsa hukuk ve kanun karşısında mahkemeye çıkarılarak yargılanmaktadırlar. Ölmüşlerse Türkiye toplumunun kahır çoğunluğu tarafından nefret ile anılmaktalar. Bugün gelinen noktada Türkiye’de inanç ve düşünce özgürlüğü vardır. Okullara hicap ile gitme yasağı bile söz konusu değildir. Âlimler, din adamları düşüncelerini hür bir şekilde ifade etmekte ve inançlı insanlar inançlarını özgürce yaşamaktadırlar. Toplum içerisinde zulümden, despottan, baskıdan, fişlemeden yana olanlar toplum tarafından zamanla tarihin çöplüğüne atılırlar ve yine farklı inanç ve düşüncelere sahip olunmasına rağmen özgürlükten, kardeşlikten, dayanışmadan, inançlı insanlara saygıdan yana olanlar topluma hep ser olmuşlar ve toplum tarafından daima kabul görmüşlerdir.  

Her insan söylemlerine, eylemlerine dikkat etmek ile mükelleftir. Hiç bir inanç, düşünce diğer inançlara ve düşüncelere, mensuplarına hakaret ve zulüm hakkını vermemektedir. Söylemlerde ve uygulamalarda kişilerin konumu, makamı gereği hareket ve zulüm etmesi de ayrı bir titizlik gerektirir. Toplumda adalet ve emniyet kaynağı olması gereken Vali, emniyet amiri koltuğunda oturan kişilerin bir şey yaparken veya konuşurken çok dikkatli hareket etmesi, kitleleri, inançları ve mensuplarını dikkate alarak davranması gerekir. Reisi cumhurluk, bakanlık, Valilik, emniyet amirliği, askeri komutalar insana hizmet, birleştirmek, barıştırmak, maddi-manevi tekâmül için vardır. Bu makamlar kendi gibi düşünmeyenleri, kendi gibi inanmayanları öteki ilan ederse, bu durum ülkede gerginlik ve nefret doğurur ve bu hal barışa, birliğe katkı sağlamayacağından müsebbipleri yanlış konuma düşmüş olurlar.

Umulur ki, öncelikle başta Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Can Azerbaycan’ın akl-ı selim duyarlı yöneticileri ve Azerbaycan’ın birlikten, beraberlikten, dayanışmadan, kardeşlikten yana olan duyarlı evlatları Elmar Veliyev ve İsfəndiyar Mehbalıyev gibi akıl, bilgi, hoşgörü, onur fukarası, zalim ve haddini bilmez kişilerin cezalarını verecek ve konu hakkında yapılması gerekenleri yapacaklardır.

Can Azerbaycan’a Selam ve Dua ile…

Mehdi AKSU