Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve alihi vesellem: “Dünya ahiretin tarlasıdır”, “Dünya köprüdür”, “Dünya imtihan yurdudur.” Dünya tarlasında, yarın hasat yapmak için bugün ekin eken imtihana muhatap olan Allah’ın kullarıyız hepimiz. Bu gerçek bilinmesine rağmen, ne yazık ki Allah’a düşünceleri ve amelleri ile savaş açan inkârcılar topluluğu gibi, bazıları insanlardan ve cinlerden olan şeytanlar önderliğinde canımıza, geleceğimize, yarınlarımıza, mektebimize, hizmetlerimize, neslimize ihanet tuzaklarını acımasızca kurmaya devam ediyorlar.
Meydan, “insanlardan ve cinlerden olan şeytanlara” bırakılacak olunursa müminlerin, muttakilerindünyalarını da, ahiretlerini de cehenneme çevirmek için elde olan bütün imkânlarını seferber edecekler, şeytan oklarını hedefe doğrultarak uygun bir zamanı bekleyeceklerdir.
Gaybet zamanında yaşıyoruz. Amellerimizin çirkinliğinden, sorumluluklarımızı tam anlamıyla yerine getiremediğimizden dolayı “İmam-ı asrımızdan gaipteyiz”.O imamdan gaipte olmamızın zorluklarını da elbet ki yaşıyoruz.
Son yüzyıla ve özellikle son on yıla baktığımız zaman Deccal ve yandaşlarının yeryüzünün her tarafında fitne ateşini yaktıklarını görürüz! Cehalet, savaş, kavga, haset, kin, nefret, şirk, fakirlik, sefalet, katliam, sürgün, tefrika, iftira bela ve musibet fitnelerinin yakmadığı ülke ve toplum, ağlatmadığı halk kalmadı bu Dünya’da!
Ümmet olarak ellerimizi bağlamaya, ayaklarımıza prangalar vurmaya, kalemlerimizi ya ellerimizden almaya, ya kırmaya yahut yazan elleri iftiralarla inzivaya mahkûm etmeye, gözlerimizi bağlamaya, kulaklarımızı haramlar ile hakka sağır etmeye, konuşan dillerimizi aba altından sopa gösterircesine lal etmeye çalışmaktadırlar ve bu uğurda her türlü iğrençliği, namertliği, kalleşliği, düşmanlığı yapmaktadırlar.
İrademize ve düşüncelerimize de sınır getirdiler. Hatta irademiz yok artık bile diyebiliriz! En ağır işkencelerden sonra hayatımıza son verselerdi daha merhametli olurdu bu zalimler. İslam coğrafyasında her gün evleri başlarına yıkılan mazlumlar, ülkeleri yerle yeksan edilen çaresizler, babasız kalan körpe yavrular, gencecik evladını gözleri önünde dünya vampirlerinin çıkarları hırsı uğruna kaybeden boynu bükük babalar, çileli analar, genç yaşta dul kalanlar, bir parça ekmek için kendisine mekân arayanlar, evlerinden, yurtlarından avare edilip dilenmeye mahkûm bırakılanlar… bir bıçak gibi her an yüreğimize, gönlümüze saplanıyor.
Mazlum kardeşlerimiz çareyi, kurtuluşu, umudu ve huzuru ülkelerini, evlerini yerle yeksan eden ve kendilerini bu ateşe atan batının kapısında arıyorlar ve bu durum cümle Müslümanlar için utançtır/ayıptır. Müslümanlar ümmet şuuru ile değil de mezhep bağnazlığı ile yaşadıkları, kardeşlik/takva/iyilik de yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmadıkları, aksine düşmanlık ve nefrette bir birleri ile rekabet ve yarış içerisinde oldukları, marufa emir münkerden nehiy yapılmadığı, zalim yöneticilere, kan emici krallara tepki gösterilmediği sürece bu durum ne yazık ki bu şekilde devam edecek ve her geçen gün daha da kötüye gidecektir.
Bugün bazı devletler ve zalim yöneticileri tarafından küresel zulümler ve cinayetler yapılmaktadır. “Yayıldığı zaman, sadece içinizdeki mani olmadığınız zalimlere değil, herkese zararı olacak fitneden sakınınız. Biliniz ki; Allah’ın (fitneleri çıkaranlara, alet olanlara ve mani olmayanlara) azabı çok şiddetlidir. (Enfal S.25)” İşte bugün bu ayette vurgu yapılan fitneninacı neticelerini yaşadığımız bir çağdayız.
Bugün adeta doruklara ulaşan ahlaksızlık fitnesi, günah fitnesi, Allah hariç her şeye kul/köle/uşak olma fitnesi, her türlü küfür, şirk fitnesi, ibadet/namaz kavramından uzak yaşama fitnesi, kin, nifak, nefret, haset, gıybet, ücb, düşmanlık, iftira fitnesi, ırkçılık, mezhepçilik, tefrika fitnesi, Uyuşturucu, alkol, kumar, fuhuş fitnesi, savaş, işgal sömürü fitnesi, toplu göçlere mecbur bırakılma fitnesi, çağın hastalığı haline gelen moda fitnesi, boşanma fitnesi!... Bu fitnelerin tamamı toplumları adeta ateş çukuru kenarına iten ve toplumu toptan yakan ve ağlatan fitnelerdir, musibetlerdir ve belalardır.
Artık yeter deme zamanı, bu fitnelerden yorulma, usanma ve bıkma zamanı gelmedi mi! Mektebimize, kendimize, neslimize, yarınlarımıza, değerlerimize sahip çıkarak, yapmamız gerekenleri yaparak ihanete hepberaber hayır deme zamanı daha gelmedi mi! Şeytan askerlerinden ayrılma ve onlara karşı mücadele etme vakti gelmedi mi!
“Allah’ım, içimizdeki, sefihlerin, akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helak eder misin?! (Araf S.155)” Allah’ın bu ikazına ve uyarısına uymayan beyinsiz, akılsız, şuursuz, ahmak, sefih ve zararlılar eliyle her türlü yalan, dolan, iftira, zulüm, işkence… ateşlerinin altında yanıyoruz. Bu yangınlardan kurtulmanın yolu her Müslümanın nefis tezkiyesi yaparak riyadan, kinden, nefretten, kula ve şeytana kulluktan, iftiradan, yalandan, kıskançlıktan… uzak durmasına ve İslam aleminin öze dönüşüne bağlıdır.
Selam ve Dua ile…
Mehdi AKSU