Haber analiz sitesi, Ortadoğu krizini kontrol etmek için hiçbir yolun kalmadığını vurgulayarak şunlara değindi: Washington ve Tahran birbirlerine karşılıklı saygı göstererek ve ortak çıkarlarını göz önünde bulundurarak, müzakere masasına oturup bu sorunu çözebilirler. Elbette birçok siyasi uzaman, İran’ın bu konuda yeterince esnek davranmayacağına inanmakta.
‘‘lobelog’’ Harvard Üniversitesi Belfer Araştırmalar Merkezi uzmanı ‘‘Muhsini’’den naklettiğine göre; Ruhani ve Zarif, İran’ın imzaladığı nükleer mutabakatı gelecekte Dünya ve ABD ile olan ilişkilerinde yeni bir model olarak görmekteler. Bu mutabakat, İran ile ABD arsında gelecekteki ilişkiler için bazı Gereksinimleri de beraberinde getirecek. Aynı zamanda İran ve Arabistan arasındaki soğuk savaşı daha da alevlendirecek.
‘‘Anthony Cordesman’’ bu bağlamda, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi Düşünce Tankı’na yazdığı bir notta; İran ve ABD arasındaki anlaşmazlıkların kısa sürede giderilemeyeceğini iddia ederek şunlara değinmiş: Washington İran ile olan ilişkilerinde müttefiklerini kaybetmemeye özen göstermeli. Birçok İranlı, Amerika’yı büyük şeytan olarak görmüyor, aynı şekilde birçok İranlı yetkilide, İran’ın menfaatlerini bölgede, bölge ülkeleriyle yapılacak ortak işbirliğinde görmekte.
Makalenin yazarı, İran’ın Yemen ve Irak’taki önemli rolüne işaret ederek, İran için en büyük sınavın Suriye’de yaşanan ölümlerin biran önce durdurulması olarak yorumluyor. Eğer ABD Moskova aracılığıyla, Suriye krizine bir çözüm üretmezse, Suriye krizine çıkış yolu bulmak oldukça zor olacak.
‘‘Thomas Lippman’’ makalenin sonunda; Suriye krizinde en önemli iki tarafın Esad ve Hizbullah olduğunu vurguluyor fakat ‘‘John Kerry’’ Esad ve Hizbullah’ı saf dışı bırakmak istiyor diye yazıyor ve şunları ekliyor; Viyana toplantısında Amerika ve Arabistan hangi sonuca varırlarsa varsınlar, her halükarda İran’a ihtiyaç duyacaklar, çünkü Suriye krizi İransız çözülemez.