31 Aralık 2015 - 07:50
Ankara ve Riyad'ın inzivadan çıkma çabaları: Ortak stratejik konseyi

Başta Suriye, Irak ve Yemen olmak üzere bölge ülkelerinde Türkiye ve Arabistan'ın ortak askeri, siyasi ve istihbari faaliyetler yürüttüklerine dair haberlerin ifşa olması ardından iki ülke arasında ortak stratejik işbirliği konseyinin kurulduğu bildirilmekte.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Başta Suriye, Irak ve Yemen olmak üzere bölge ülkelerinde Türkiye ve Arabistan'ın ortak askeri, siyasi ve istihbari faaliyetler yürüttüklerine dair haberlerin ifşa olması ardından iki ülke arasında ortak stratejik işbirliği konseyinin kurulduğu bildirilmekte.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti sırasında iki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kurulmasına karar verildi. Açıklamayı, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve mevkidaşı Adil Al-Cubayir yaptı.


Görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Suudi Bakan, Erdoğan'ın ziyaretinin çok olumlu bir ziyaret olduğunu belirtti. Erdoğan ve Kral Salman'ın Suriye'de, Irak'ta, Yemen ve Libya'da yaşanan gelişmeleri ele aldıklarını ifade eden Suudi Bakan Cubayir, iki liderin terörle ortak mücadele konusunu ve ikili ilişkileri ele aldıklarını sözlerine ekledi.


Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise "Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Suudi Arabistan Kralı, ikili işbirliğimizin daha da derinleştirilmesi ve her alandaki ilişkilerimizin yoğunlaştırılması hususunda mutabık kalmışlardır." dedi.


Erdoğan ile Suudi Kralı'nın bölgesel konularda görüş alışverişinde de bulunduklarını belirten Çavuşoğlu, "Başta Suriye olmak üzere Irak, Yemen, Libya'daki durum, Filistin'deki, Mescid-i Aksa'daki gelişmeleri ele almışlardır. Bu konularda görüşlerimizin ortak olması ve her konuda Suudi Arabistan ile Türkiye'nin mutabık kalmasından büyük bir mutluluk duyduğumuz vurgulamak isterim." ifadelerini kullandı.


İki ülkenin bölgede gittikçe inzivaya sürüklendikleri bir ortamda böyle bir karar almaları ve Stratejik İşbirliği Konseyi kurduklarını açıklamaları da bir nevi gösterişe dayalı girişimlerden bir başkası olup son dönemlerdeki ardı ardına gelen siyasi, askeri, istihbari yenilgilerini ört bas etmeyi hedeflemektedir.


Riyad'da Türkiye ile Arabistan arasında Stratejik İşbirliği Konseyinin kurulduğu haberi öyle bir ortamda açıklanmaktadır ki Suudi rejimi yetkilileri geçtiğimiz 15 Aralık tarihinde tek taraflı olarak ve önceden her hangi bir plan yapılmaksızın ani bir kararla, Riyad ile paralel çizgide ve sözde Sünni ülkelerden müteşekkil bazı ülkelerin katılımı ve kendi liderliğinde terörizmle mücadele koalisyonu teşkil ettiğini bildirmiş ve bunun hemen ardından Türkiye de bu koalisyona üye olmasında herhangi bir beis görmediğini ilan etmiştir. Arabistan'ın bu göstermelik tutumu kendilerini bölgede terörizmin en önemli kurbanları olarak ilan eden Irak ve Suriye hükümetlerinin sert eleştirilerine muhatap olmuştur. Zira terörizm kurbanı bu iki ülkenin adı bu sözde terörizmle mücadele koalisyonunda yer almamıştır.


Fakat tüm bunlara rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Riyad gezisi eşiğinde Arabistan'a bu girişiminden dolayı takdir ve övgülerde bulunarak, Türkiye'nin Arabistan'ın komutasını yapacağı koalisyonu olumlu karşıladığını açıklamış bulunmaktadır.


Türkiye-Arabistan arasında Stratejik İşbirliği Konseyin teşkili haberinin açıklanması ve Türkiye'nin Arabistan komutasında teşkil olan terörle mücadele koalisyonuna katılacağını açıklaması öyle bir ortamda yapılmaktadır ki artık tüm bölge halkının yanı sıra dünya kamuoyu da Türkiye ve Arabistan'ın Irak, Suriye, Yemen ve Bahreyn olaylarındaki olumsuz rollerinin farkına varmış bulunuyor. İktidarı yeniden firari müstafi cumhurbaşkanına devretmek bahanesiyle Arabistan'ın Yemen'e askeri tecavüzü, Riyad yönetiminin IŞİD ve en-Nusra terör örgütleri gibi örgütleri mali ve askeri desteği, Türkiye askerlerinin kanunsuzca Kuzey Irak topraklarına girmesi ve bölgede yeni bir anlaşmazlığın fitilini ateşlemesi, IŞİD petrolünün alım ve satımında Türkiye'nin temel rol ifa ettiği haberlerinin ifşa olması bu iki ülkenin bölgedeki olumsuz ve tahrip edici girişimlerinden sadece bazılarıdır.


Bunun için de iki ülke özellikle son dönemde kendi aralarında yakın bir bağ oluşturarak muhtelif oluşumlar adı altında dünya kamuoyunu kendi olumsuz davranış ve eylemlerinden saptırmaya çalışmaktalar. Zira ne yazık ki bu iki ülkenin serüvenci eylemleri şimdiye kadar bölge halkından çok sayıda insanın hayatına mal olmuştur ve bu durum aynı zamanda söz konusu iki ülkeye önemli siyasi, güvenlik ve ekonomik sorunları da beraberinde getirmiştir. Son günlerde Arabistan'da 100 milyar dolarlık bir bütçe açığı bunun en somut örneği olup bu durum Arabistan'da eşsiz bir olay sayılmakta. Ayrıca Türkiye'nin muhtelif bölgelerinde hükümet karşı eylem ve gösterilerin de gittikçe artması Ankara yönetimini zor durumda bırakmıştır.