Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suudi Arabistan, Ayetullah Nemr'i katletmesi nedeniyle tepkilerin odağında.
Türkiye'deki protesto eyleminin adresi ise Suudi Arabistan'ın İstanbul'daki konsolosluk binası önüydü. Binlerce Müslüman, Suudi rejiminin katliamına tepki gösterdi.
Polis saatler öncesinden önlemlerini almıştı. Güvenlik güçleri Suudi Arabistan'ın konsolosluk binasını adeta bir kale gibi korudu. Otobüslerle akın akın Levent'teki Suudi rejiminin konsolosluk binası önüne gelen halk öfkeliydi.
Kısa adı CABİR olan Dünya Caferi Alimleri Birliği tarafından düzenlenen ve Ehlibeyt Alimleri Derneği-EHLADER tarafından da desteklenen Suudi Arabistan konsolosluğu önünde düzenlenen protesto gösterisine birçok Ehlibeyt alimi ve binlerce vatandaş katıldı.
Konsolosluk önünde sloganlar atan kalabalık 'Şii-Sünni kardeştir', 'Kahrolsun Amerika', 'Kahrolsun İsrail', 'Katil Suud hesap verecek' sloganları ile bu olayın, Sünni yada Şii meselesi olmadığını belirtti. Halk sloganlarla konuşmacılar da sözleriyle Ayetullah Nemr'in idam kararının hukuksuz bir eylem olduğuna değindi.
BUGÜN MAZLUM TOPLUMUN BAŞI SUUD HANEDANI TARAFINDAN KESİLMİŞTİR
Suudi konsolosluğu önünde konuşma yapan Dünya Caferi Alimler Birliği Başkanı Hasan Karabulut, "Bugün mazlum toplumun başı Suudi hanedanı tarafından kesilmiştir." ifadesini kullandı.
Karabulut Ayetullah Nemr için, 'Ayetullah Nemr sadece Arabistan toprakları içinde sınırlı değil, tüm dünyada dışlanan İslam toplumunun sesi ve feryadı olmuştur. Yine o şahsiyet Arabistan'ın mazlum ve zalimler olarak iki toplumdan oluştuğunu ifade etmiştir. Arabistan'da İslam için yanıp tutuşan bir millet ve onun karşısında İslamı sadece dilinde yaşayan bir diktatör ve saltanat vardır. Ayetullah Nemr'i katletmek yani İslam toplumunu katletmektir. Ayetullah Nemr'i katletmek ezilenleri ve hakkı haykıranları katletmektir. Bugün mazlum toplumun başı Suudi hanedanı tarafından kesilmiştir." açıklamasında bulundu.
Karabulut'un konuşmasının ardından Zeynebiye Hareketi Gençlik Merkezi (ZGHM) adına bir basın açıklaması yapan Mehdi Atam'ın sözleri ile protesto son buldu.
Eylem sırasında atılan sloganlarla Ayetullah Nemr'in idam edilmesinin Suudi rejiminin sonunu hazırladığını belirten Müslümanlar, eylemin ardından olaysız bir şekilde dağıldı.
Basın bildirisinin tam metni :
Bismillahirrahmannirrahim
Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmuş:
Müminlerden Allah'a verdiği ahdi yerine getiren kişiler vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimileri de beklemektedir. Ahitlerini hiç değiştirmemişlerdir. (Ahzap suresi/ 23)
1958 yılında Arabistan’da, dünyaya gelen Ayetullah Nemr, dönemin büyük alimlerinden olan babası ve dedesi gibi bir alim olmak için Suriye’de Hz. Zeyneb havzasında eğitim aldı.
Arabistan’a döndükten sonra Avamiyye şehrinde “İmam Kaim (a.f)” İlim merkezini kurdu. 2001 yılında “İslam merkezini” tesis etti.
Nemr İlim adamıydı, bilge şahsiyetti. Elinde silahı yoktu. Hayatını İslami hizmete adamıştı.
İnsan hakları ve özgürlükleri kapsamında yapmış olduğu konuşmalardan ötürü dava arkadaşlarıyla beraber insani ve yasal olmayan bir yöntemle, silahla yaralayarak despot Suudi Arabistan hükümeti tarafından tutuklanan Ayetullah Nemr, kötü zindan şartları altında işkenceye maruz kalmıştır.
Peki Nemr'in talebi neydi, neden zindana atıldı? Neden idam kararı alınmıştı?
Nemr’in kendi cümleleriyle talepleri şunlardır:
-Ülke nüfusunun yüzde yirmisini oluşturan Şiilere 2. Sınıf vatandaş muamelesi yapılmaması
-Kendi dini eğitimlerini kendi ülkelerinde alma hakkının tanınması
-Şii mezhebinin resmi bir mezhep olarak kabul edilmesi, bu mezhep mensuplarına devlete bağlı medyada ve Vahhabi dini yetkililer tarafından hakaret edilmemesi.
-Suudi hanedanının, Şiilerle Sünniler arasında fitne ve ihtilaf çıkarmaları için Vahhabi din adamlarına para ve destek vermeyi durdurması.
-Barışçıl yürüyüşlere izin verilmesi.
-Ülkedeki fakir halkın durumunun iyileştirilmesi
-Şiilerin devlet kurumlarında çalışabilmeleri için yolun açılması
Bu talepler, Şeyh Nemr’in idam sebebiydi despot Suudi Krallığı için !
Üzüntü ve öfke içerisinde öğreniyoruz ki, Cuma gece yarısı Ayetullah Nemr idam edildi. Yüce Allah'tan Ayetullah Nemr'e ve şehitlere ulvi dereceler bahşetmesini niyaz ediyoruz.
Ayetullâh Nemr'in, islam coğrafyasını kan gölüne çevirip harabeye döndüren, İngiliz icadı, tekfirci, Vehhâbi al-i Suud rejimi tarafından idamla şehit edilmesi, vicdan ve iz'anını hala yitirmemiş her Müslüman gibi bizim de kalbimizi derinden yaralamıştır.
Al-i Suud rejimi, hiç bir hukuk ölçüsüyle bağdaşmayan bu zalimane ve cânîce infazıyla, boynundaki milyonlarca mazlum Müslümanın kanının vebaline bir yenisini daha eklemiş oldu. Zalimler bilmelidir ki, mülk küfürle devam edebilir ama zulümle asla. Al-i Suud, bu zulüm ve cinayetleriyle aslında kendi modası geçmiş, kokuşmuş despot rejiminin sonunu hızla yakınlaştırmaktadır.
Kuran-ı Kerim’de buyrulduğu gibi; "Pek yakında zalimler nasıl bir inkılapla sarsılacaklarını bileceklerdir"; "Biliniz ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir."
Bunca Müslüman kanı akıtan tekfirci Vehhabî Suudilerden daha zalim kim var ki?!.
Ortadoğu’da demokrasi naraları atarak Suriye'ye, Irak'a müdahale planı hazırlayanlar, insan haklarından eser bulunmayan Suud Hanedanına neden ses çıkarmazlar !
Tekfirci terörizmi destekleyerek büyüten, terör eylemleriyle dünyayı kana bulayan bu rejimle dost olunabilir mi? Dünyaya terör ihraç eden bir rejimin, ‘terörle savaş için İslam Ordusu’ yalanına inanılabilir mi?
Osmanlıyı yıkmak için İngilizlerin kurduğu ve İslam dünyasının ortasına bir kanser hücresi olarak attığı bu rejimin tek derdi, bölgede İsrail’i rahatlatmak ve güveliğini sağlamaktır, bunun tersini kim iddia edebilir?
Yemen’de Pazar yerlerini, hastaneleri, gıda ve ilaç merkezlerini vuran, halkı aç biilaç bırakan yine bu rejim değil mi?
Bahreyn’de Al-i Halife rejimine karşı ellerinde güllerle barışçıl gösteriler yapan halka karşı tanklarını gönderen, camilerini yıkan, Kuran’ları tank paletleri altında ezen yine bu Suud rejimi değil mi?
Yüzlerce yıl İslam dünyasına liderlik eden Osmanlıyı arkadan hançerleyen Suud hanedanının, bugün İslam dünyasının hamiliğine soyunmuş olması komik bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
Biz buradan hükümetimize sesleniyoruz;
Bu necip milletin yiğit askerlerinin Suud’un emrine verilmesi bizleri rencide etmektedir. Bu hatadan dönülmesini beklemekteyiz. Ayrıca başta Diyanet İşleri Başkanımız sayın Mehmet Görmez olmak üzere, hükümet yetkililerimizin de bu cinayeti kınamalarını beklemekteyiz.
Bir din aliminin, kanaat önderinin böylesi bir vahşetle öldürülmesine seyirci kalınmasının, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmayacağını düşünmekteyiz.
Son olarak;
Ey İsrail’in bölge jandarması Suudi, Ortadoğu'da Sünnilerin Lideri olmak için Riyad'a çağırdığın körfez şeyhleri ve kuklalar da seni kurtaramayacak !
Başına yıkılacak sarayın !
Sünni Müslümanlar senin gibi alçak rejimi asla kabul etmez !
Yıkılmaya mahkumsun ! Nemr’in şehadeti , hain kukla rejimi için sonun başlangıcı olacak !
ne petrolünüz ne de dolarlarınız sizin imdadınıza yetişecek!
İnsanların ve İslam ümmetinin bu tekfirci, cinayet ruhlu zihniyetin karşısında tek bir vücut haline gelip, bölgeyi ve İslam toplumunu bu karanlık odaklardan kurtarmasını istiyoruz.
Yüce Allah bölgemize ve ülkemize huzur, esenlik, kardeşlik ve birlik ihsan etsin!
Dünya Caferi Alimler Birliği - Zeynebiye Hareketi Gençlik Platformu