Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Geçen hafta Çarşamba günü, YPG’nin Suriye ordusuyla çatışma haberi aniden haber ajanslarına yansıdı. Bu çatışmalar, Çarşamba günü öğlenden sonra başlayarak Cuma günü öğlen vaktine kadar devam etti. Yaşanan çatışmalarda, her iki taraftan onlarca kişi hayatını kaybetti ve Kamışlı şehrindeki Alaya zindanı Kürt güçlerinin kontrolüne geçti.
İSNA haber ajansının Irak Kürdistan’ındaki muhabirinin verdiği bilgilere göre, yaşanan çatışmaların daha önce hiç yaşanmamış olması bu haberin belirginleşmesinde etkili oldu, çünkü Suriye krizinin ilk gününden itibaren Suriye Kürtleri üçüncü bir yol benimseyerek Suriye ordusuyla çatışmaya girmekten kaçınmış ve güçlerini İŞİD teröristlerine karşı yoğunlaştırmaya çalıştılar. Kürtler, Suriye’de ve uluslararası düzeyde kendi konumlarını sağlamlaştırmak için bu durumdan büyük fayda elde ettiler. Halihazırda ise beş yıllık savaştan sonra Suriye’de İŞİD’le savaşan önemli güçlerden biri sayılmaktadır. Abdüsselam Ahmet, Esad yönetimiyle çatışmama stratejisinin benimsenmesiyle ilgili olarak İSNA’nın Erbil muhabirine yaptığı açıklamada, “Biz kendi bölgelerimizin Suriye’nin diğer bölgeleri gibi yıkıma maruz kalmasını asla istemedik ve bu yüzden Suriye yönetimiyle çatışmak yerine İŞİD’le çatışmaya odaklandık” demişti.
Suriye merkezi hükümetiyle yazılı olmayan bir anlaşmayı kendi içinde barındıran bu odaklaşma, Esad’ın düşmesini isteyen çoğu kimse için Suriye yönetimiyle işbirliği anlamına geliyordu. Elbette çokta yanlış düşünmüyorlardı, çünkü Esad’ın yönetim sistemi eskisi gibi Kürt bölgelerinde hakimdi şu farkla ki; Kürtler teröristlerle savaşma sayesinde kendi bölgelerinde bir tür özerklik elde etmişlerdi.
Şu halde, yaşanan çatışmalar her kesten önce Şam muhaliflerini sevindirdi ve basın üzerinden ağır bir hamle başlatarak, Kürtlerin Şam’la savaşmada ciddi olmaları halinde kendilerine her türlü desteği verme konusunda hazır olduklarını, hatta Kürt bölgelerine askeri güç göndereceklerini ilam ettiler. Fakat Cuma günü Suriye heyetinin Kürtlerle bir araya gelmesi, Şam muhaliflerine soğuk bir düş aldırttı, çünkü taraflar ateşkes konusunda ve Kürtlerce kontrol edilen bölgelerin onların denetiminde kalması yönünde anlaşmaya varmışlardı.
Böylece, üç gün süren şiddetli çatışmalar ateşkesle ve yeniden anlaşmayla sonuçlandı. Ancak soru şu: Bu çatışmaların sebebi neydi ve iki taraf arasında neden bu zaman diliminde çatışama çıktı? Uzmanlara göre, bu çatışmalarda Kürtler Suriye yönetimini kendi elemanlarını kaçırmakla suçlayıp çatışmanın bu nedenle çıktığını dile getirseler de ancak bazılarına göre, Suriye Kürtleri bir bahaneyle bu çatışmaları başlattılar. Peki, Kürtler bu oyunla neyi hedefledi? Uzmanların kanaatine göre, Suriye Kürtleri kendi denetimlerindeki bölgelerde federalizmi ilam etmelerinin ardından daha fazla meşruiyet elde etme ihtiyacı duydular ve bu nedenle, bu çatışmaları başlatarak Şam’ın kenarında en azından kendileri için daha fazla siyasi kazanımlar elde etme umuduyla Şam’ın dikkatini daha çok kendilerine çekmek istediler.
Kürtler bu gün Suriye’de, Suudi Arabistan ve Türkiye tarafından palazlanan Esad karşıtı muhaliflerin çantasından bir şey elde edemeyeceklerini biliyorlar. Onun için, siyasi olarak kendilerini uluslar arası düzeyde daha fazla himaye etmek için Şam’ı teşvik etme çabası içindeler. Uzmanlar, çatışmaların başlamasıyla birlikte, çıkan ateşin alevleri daha da büyümesin diye Rusların da sahaya indiğini belirtiyorlar, çünkü Suriye’deki şartlar, teröristlerin Şam’ın son kazanımlarına darbe vurmak için her fırsattan yararlanabilecek bir şekildir. Doğal olarak Kürtlerin bu şartlarda teröristler için yolu açmamaları gerekir.
Müzakerelerin sonuçları, Kürtlerin bundan sonra Suriye’nin cevaz vermesiyle birlikte bu ülkede daha fazla etkin olma gücüne sahip olacaklarını, fakat teröristlere karşı ortak teamül çerçevesi, olduğu gibi baki kalacaktır. Suriye yönetiminin Kürtlerin nazara aldığı federalizmi reddetme konusundaki tutumu halen yerinde mi yoksa her iki taraf Kürt bölgelerinde, Suriye yönetimi ve Kürtlerin ortak hakimiyetinin sürdürülebilmesi için daha ılımlı bir çözüm modelini bulmaya mı çalışıyorlar, henüz belli değil.
Çev: Mehmet Gönül