12 Şubat 2026 - 18:48
Kızıl Deniz’de Dengeler Değişti: Yemen’in Hamlesi Batı Doktrinini Tartışmaya Açtı

Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin Kızıl Deniz’de sürdürdüğü operasyonlar, Batılı donanmaların yıllardır sorgulanmadan kabul edilen deniz üstünlüğü anlayışını ciddi biçimde tartışmaya açtı. Paris Deniz Konferansı’nda yapılan değerlendirmeler ise, Batı’nın deniz güvenliği stratejisinde köklü bir revizyon arayışına girdiğini ortaya koydu.

Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı -ABNA- Kızıl Deniz hattında son aylarda yaşanan gelişmeler, küresel deniz trafiğinin en kritik geçiş noktalarından birinde ezberleri bozdu. Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin insansız sistemler ve asimetrik unsurlar üzerinden yürüttüğü operasyonlar, teknolojik ve sayısal üstünlüğe dayanan Batılı deniz hakimiyeti anlayışının kırılganlığını görünür hale getirdi.

Uzun yıllar boyunca uçak gemileri, gelişmiş radar ağları ve çok uluslu görev kuvvetleriyle tahkim edilen Batı deniz gücü, ilk kez bu ölçekte ve süreklilikte bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı. Yemen cephesinin düşük maliyetli ancak yüksek etki kapasitesine sahip araçlarla yürüttüğü operasyonlar, klasik donanma stratejilerinin yeni tehditlere karşı ne denli hazırlıklı olduğu sorusunu gündeme taşıdı.

Paris’te düzenlenen Deniz Konferansı’nda konuşan bazı askeri stratejistler, Kızıl Deniz’deki gelişmeleri “asimetrik deniz savaşı çağının hızlanması” olarak tanımladı. Kapalı oturumlarda ise özellikle insansız hava ve deniz araçlarının yoğun kullanımının, büyük tonajlı savaş gemileri için beklenenden daha yüksek risk oluşturduğu değerlendirildi. Bu tablo, Batı’nın yıllardır sürdürdüğü açık deniz üstünlüğü konseptini yeniden gözden geçirmesine yol açmış görünüyor.

Bölge uzmanlarına göre Yemen’in ortaya koyduğu model, yalnızca askeri değil, siyasi bir mesaj da içeriyor. Abluka ve baskı politikalarına karşı direniş ekseninin deniz hattında da etkinlik gösterebildiğini kanıtlayan bu süreç, küresel güç dengelerinde yeni bir dönemin işaret fişeği olarak yorumlanıyor.

Kızıl Deniz’deki gerilim, ticaret rotaları ve enerji sevkiyatı açısından da dikkatle izleniyor. Ancak gelinen noktada asıl tartışma, teknolojik üstünlüğün tek başına belirleyici olup olmadığı. Yemen’in sahada ortaya koyduğu tablo, irade, esneklik ve yerel üretim kapasitesinin klasik askeri hiyerarşileri zorlayabildiğini gösteriyor.

Önümüzdeki süreçte Batı donanmalarının yeni savunma konseptleri geliştirmesi beklenirken, Kızıl Deniz’de yaşananlar şimdiden askeri literatüre “denge bozucu örnek” olarak girmiş durumda. Görünen o ki, artık denizlerde yalnızca tonaj ve bayrak sayısı değil, stratejik uyum ve direnç kapasitesi de belirleyici olacak.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha