Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı -ABNA- Son dönemde Direniş’i ve Hizbullah’ı ihanetle suçlayan kampanyalarda, özellikle sınır köylerinin sakinlerine odaklanan kışkırtıcı söylem aracılığıyla bariz tırmanış gözlemleniyor.
Söz konusu karalama kampanyaları, Lübnan’ın güneyindeki toplumsal dokuyu bozmayı ve halk ile Direniş arasındaki sarsılmaz bağı zayıflatmayı amaçlayan organize bir psikolojik savaşın parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle siyonist işgal rejiminin ve onun yerel-uluslararası işbirlikçilerinin güdümündeki medya mecralarında, sınır hattında yaşayan vatandaşlara yönelik dezenformasyon faaliyetlerinin arttığı görülüyor.
Gözlemciler, bu kışkırtıcı söylemlerin temel hedefinin, Direniş’in bölgeyi savunma iradesini “ihanet” ya da “yıkım sebebi” gibi göstererek halkı korkutmak ve yabancılaştırmak olduğunu belirtiyor. Ancak on yıllardır siyonist saldırganlığa karşı en ön safta duran sınır köyleri halkı, bu tür fitne girişimlerinin asıl amacının işgalcinin önünü açmak olduğunun bilincinde hareket ediyor.
Hizbullah ve Direniş eksenine yakın kaynaklar, bu kampanyaların sahadaki askeri başarısızlıklarını örtbas etmek isteyen güçlerin son sığınağı olduğunu vurguluyor. Halkın Direniş’e olan desteğinin, askeri mühimmattan daha etkili bir savunma kalkanı olduğunu ifade eden yetkililer, medyada yürütülen bu “ihanet” söylemlerinin halk nezdinde hiçbir meşruiyetinin bulunmadığını kaydediyor.
Siyasi analistler ise bu tür tırmanışların, bölgedeki kritik süreçler öncesinde toplumsal huzursuzluk çıkarmak için kurgulandığını belirtiyor. Lübnan içindeki bazı odakların da bu kışkırtıcı dile alet olması, emperyalist projelerin bölgedeki yerel uzantılarını bir kez daha deşifre ediyor. Buna rağmen, sınır köylerindeki direniş ruhunun bu tür psikolojik operasyonları boşa çıkaracak güçte olduğu vurgulanıyor.
yorumunuz