28 Haziran 2026 - 19:05
Trump'ın Suriye'ye Hizbullah'a Karşı Baskısı İddiası: Şam'da Görüş Ayrılığı ve Bölgesel Endişeler Gündemde

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'yı Lübnan'a girerek Hizbullah'a karşı harekât başlatmaya teşvik ettiği yönündeki iddialar, bölgede yeni tartışmalara yol açtı. İddialara göre bu plan hem Washington'da hem de Şam'da görüş ayrılıklarına neden olurken, Türkiye, İran ve İsrail'in olası rolleri de dikkat çekiyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Bölgesel kaynaklara göre, Suriye'nin Lübnan'ın Bekaa bölgesine yönelik bir askeri operasyon düzenlemesi fikri, Ahmed eş-Şara'nın (Colani) iktidara gelmesinden bu yana farklı gerekçelerle gündeme getiriliyor. Bu planın ABD'de destekçileri bulunduğu belirtilirken, bazı çevreler ise Suriye'nin İran ekseninden ayrılarak ABD ile yakınlaşan ülkelere örnek olması gerektiğini savunuyor ve böyle bir askeri müdahaleye karşı çıkıyor.

Öte yandan, söz konusu planın Şam yönetimi içinde de ortak bir görüşle desteklenmediği ifade ediliyor. Bazı cihatçı gruplar bu girişimi İsrail'e hizmet olarak değerlendirirken, Ebu Enes Hattab başta olmak üzere etkili isimler ve bazı kurumlar, böyle bir adımın mevcut Suriye yönetiminin çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Ahmed eş-Şara'nın da Hizbullah ile doğrudan bir çatışmaya sıcak bakmadığı ve geçmişte bu yönde isteksizliğini gösteren çeşitli mesajlar verdiği öne sürülüyor.

İsrail açısından Hizbullah'a karşı yeni bir cephe açılması avantajlı görülse de, Türkiye'nin Suriye üzerindeki etkisi, silahlı grupların geleceği ve İsrail'in olası bir Suriye operasyonundaki rolü konusunda çeşitli soru işaretleri bulunuyor. Bu nedenle ABD'deki bazı çevreler, Suriye ile İsrail arasında bir güvenlik anlaşmasının önceden sağlanmasının, İsrail'in bu plana destek vermesini kolaylaştırabileceğini savunuyor.

Sahadaki gelişmelere ilişkin iddialara göre ise, geçen yıldan bu yana Suriye tarafında askeri hareketlilik dikkat çekiyor. Son bilgilere göre yaklaşık 5 bin Suriyeli silahlı unsur Lübnan sınırına konuşlandırıldı. Bu güçlerin ağır silahlar, insansız hava araçları ve FPV sistemleriyle donatıldığı, eğitim ve yönlendirme faaliyetlerinin bir bölümünün Humus vilayetinde, el-Kusayr ve ed-Dabaa Havalimanı'nda bulunan Ukraynalı subaylar tarafından yürütüldüğü ileri sürülüyor.

Aynı iddialarda, bu yapılanmanın komutasının Ebu Malik et-Telli (Cemal Zeyniye) tarafından yürütüldüğü belirtiliyor. Suriye dosyasını yakından takip eden çevreler, et-Telli'nin geçmişi ve yaklaşımının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bazı analizlerde ise sınırdaki askeri hareketliliğin, Hizbullah'ın dikkatini güney cephesinden kuzeye çekmeye yönelik bir aldatma planı olabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlar ayrıca Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Ukrayna ve Somaliland gibi aktörlerin bölgede daha görünür hale gelmesini, direniş eksenine karşı üçüncü taraf aktörlerin güçlendirilmesi yönünde bir gelişme olarak yorumluyor. Bu sürecin daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.

Kaynaklara göre Ahmed eş-Şara, üzerindeki farklı yönlerden gelen baskılar nedeniyle orta bir yol izlemeye çalışıyor. Bu çerçevede doğrudan Lübnan'a askeri müdahale yerine sınır güvenliğinin güçlendirilmesini tercih ettiği belirtiliyor.

İddialara göre, Ramazan Savaşı sırasında İsrail'in Kuzey Komutanlığı'nda düzenlenen bir toplantıda Mossad temsilcisi, Colani yönetimindeki Suriye üzerinden Lübnan'a silah geçişlerine ilişkin veriler sundu. Toplantıya katılanların bu rakamlar karşısında şaşkınlık yaşadığı, sağ görüşlü olduğu belirtilen Netanyahu temsilcisinin ise öfkeyle, "Beyrut'u ele geçirmek istiyorsak önce Şam'ı ele geçirmeliyiz." dediği öne sürüldü.

Aynı değerlendirmelerde, tüm baskı ve zorluklara rağmen Suriye'deki ikmal hattının tamamen çökmesine ilişkin karamsar tahminlerin gerçekleşmediği, ancak sorunların devam ettiği vurgulanıyor. Şam yönetiminin mevcut yaklaşımının, sınır hattını kontrol altına almak ve Ukraynalı subaylar ile İHA ekiplerinin desteğiyle sınır bölgeleri ve belirli hedeflere yönelik sınırlı operasyonlar yürütmek olduğu ileri sürülüyor.

Uzmanlara göre bu konu yalnızca Suriye-Lübnan sınırıyla sınırlı değil. Daha önce Şam üzerinde etkili olduğu belirtilen Türkiye ve Suudi Arabistan'a da uyarılar yapıldığı ifade edilirken, özellikle Türkiye'nin İsrail'in bölgedeki uzun vadeli stratejik hedeflerini dikkate alması gerektiği belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın ise Yemen sınırı nedeniyle bu konuda baskı oluşturmaması gerektiği savunuluyor. Analizlerde, son dönemde bölgedeki askeri planlamaların ağırlık merkezinin kara kuvvetlerine kaydığı değerlendirmesi yapılıyor.

Öte yandan, 17 Haziran tarihli ek bir habere göre Donald Trump'ın, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Hizbullah'a karşı Lübnan'a girilmesi konusunda temas kurduğu yönündeki açıklamaları Tahran'ın dikkatini çekti. Haberde, İran'ın Türk yetkililere Suriye'nin Lübnan topraklarına yönelik herhangi bir girişimini kabul etmeyeceğini bildirdiği ve Suriye'nin Netanyahu'nun Lübnan'daki başarısızlıklarını telafi etmek amacıyla "günah keçisi" olarak kullanılmaması konusunda uyarıda bulunduğu aktarıldı.

Aynı habere göre Türk yetkililer, Suriye'nin benzer bir müdahalede bulunmasını önlemek için ciddi güvenceler verdi ve Şam yönetiminin ABD'nin taleplerini yerine getirmeye istekli olduğu yönündeki iddiaları reddetti. Türk tarafı ayrıca, sürecin dikkatle yönetileceğini ve iki ülke arasında gerilimi artırabilecek üçüncü taraf girişimlerinin engellenmesi için gerekli adımların atılacağını vurguladı.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha