Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- İran’ın yeni dönem müzakere stratejisine ilişkin değerlendirmeler, Tahran’ın temel önceliğinin ekonomik kazanım değil, devletin güvenlik mimarisini ayakta tutan caydırıcılık kapasitesini korumak olduğunu ortaya koyuyor. Bölgesel gelişmeler ve son askeri gerilimlerin ardından şekillenen bu yaklaşımda, İran’ın savunma ve nüfuz alanlarını doğrudan etkileyen başlıkların pazarlık masasında taviz konusu yapılmasına kesin biçimde karşı çıktığı belirtiliyor.
Değerlendirmelere göre Tahran, yaptırımların hafifletilmesi ya da dondurulmuş varlıklara erişim gibi ekonomik başlıkları önemli görmekle birlikte, bunları devletin uzun vadeli güvenlik unsurlarının önüne koymuyor. Özellikle balistik füze kapasitesi, Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik etki alanı ve bölgedeki müttefik yapılar, İran açısından yalnızca dış politika araçları değil, aynı zamanda doğrudan ulusal savunmanın uzantısı olarak değerlendiriliyor.
İranlı karar alıcıların son dönemdeki yaklaşımında, ekonomik kayıpların zaman içinde telafi edilebileceği ancak caydırıcılık araçlarının zayıflatılmasının ülkeyi dış baskılara açık hale getireceği anlayışı öne çıkıyor. Bu nedenle Tahran’ın, müzakere sürecini ekonomik tavizler karşılığında stratejik geri çekilme zemini olarak değil, sahada kurduğu güç dengesini siyasi kazanıma dönüştürme alanı olarak gördüğü ifade ediliyor.
Uzmanlar, bu yaklaşımın özellikle Washington’la yürütülecek olası görüşmelerde anlaşma zemininin daralmasına yol açabileceğini belirtiyor. Çünkü ABD ve müttefikleri, İran’ın yalnızca nükleer faaliyetlerini değil, füze kapasitesi ve bölgesel etkisini de daha geniş bir güvenlik çerçevesinde ele almak istiyor. Tahran ise bu başlıkların müzakere dışı kalmasında ısrar ediyor.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde İran ile Batı arasında şekillenecek diplomatik sürecin oldukça sert pazarlıklara sahne olabileceğine işaret ediyor. İran yönetimi, ekonomik baskıyı azaltacak sınırlı açılımlara kapı aralasa da, güvenlik ve caydırıcılık başlıklarında geri adım atmayan bir çizgiyi yeni dönemin temel müzakere doktrini haline getiriyor.
yorumunuz