Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Analistlere göre Azerbaycan, İsrail ve NATO'dan aldığı askeri ve istihbarat desteği sayesinde artık İran'a karşı ciddi bir çekince duymuyor. Değerlendirmelerde, zaman zaman sert açıklamalar yapan bazı İranlı yetkililerin söylemlerinin, en alt düzeyde bile Bakü ile Tel Aviv arasındaki silah sevkiyatı uçuşlarını durdurmaya yetmediği ifade ediliyor.
Aynı değerlendirmelerde, İran'ın resmi olarak İsrail ve ABD ile çatışma halinde olduğunu ve sürekli "direniş" söylemini öne çıkardığını belirtmesine rağmen, Bakü ile Tel Aviv arasında devam eden silah uçuşlarına ve son dönemde ABD'nin de katıldığı üçlü iş birliğine karşı ne pratik ne de etkili diplomatik bir karşılık verdiği savunuluyor.
Uzmanlara göre bu sessizlik, Bakü'ye açık bir mesaj veriyor. Buna göre Azerbaycan, İsrail ve ABD ile askeri iş birliği nedeniyle İran'dan ciddi bir maliyet veya tepki görmeyeceğini düşünerek mevcut politikasını sürdürmeye devam ediyor. Daha önce de Bakü-Tel Aviv arasındaki silah uçuşlarının gündeme getirildiği ve İran'ın Güney Kafkasya diplomasisinde zemin kaybettiğine dikkat çekildiği hatırlatılıyor.
Değerlendirmede ilk olarak, "yeni bakış açısı" söyleminin yeni araçlarla desteklenmediği öne sürülüyor. Bazı devlet yetkilileri ile Aliyev yönetimine yakın çevrelerin yeni bir yaklaşımdan söz ettiği, ancak bunun sahadaki koşullara uygun yeni araçlar gerektirdiği belirtiliyor. Yalnızca yabancı askeri güçlerin varlığına karşı çıkmanın, somut ve caydırıcı adımlarla desteklenmediği sürece Azerbaycan'ın İsrail ile iş birliğini daha da güçlendirdiği ve Bakü'nün İran'ın sert bir karşılık vermeyeceğine inandığı ifade ediliyor.
İkinci başlıkta ise söylem ile uygulama arasındaki farkın İran'ın diplomatik itibarını zayıflattığı savunuluyor. İran'ın, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (PUIC) gibi uluslararası platformlarda İsrail'in eylemlerini eleştirirken, aynı toplantıya ev sahipliği yapan Azerbaycan'ın İsrail'in silah merkezi haline geldiği iddiasına karşı etkili bir adım atmamasının, Tahran'ın bölgesel ve uluslararası alandaki güvenilirliğine zarar verdiği ileri sürülüyor.
Üçüncü değerlendirmede ise Bakü-Tel Aviv arasındaki uçuşların yalnızca silah alımı olarak görülmemesi gerektiği belirtiliyor. İddiaya göre İsrail, Azerbaycan'ı silahları için güvenli bir depo haline getirdi ve bu nedenle iki ülke arasındaki uçuşlar yıllardır kesintisiz devam ederek kapsamlı bir askeri iş birliği zincirine dönüştü.
Genel değerlendirmede, İran'ın Güney Kafkasya'daki diplomatik politikasının, sahada caydırıcı güçle desteklenmediği sürece etkili olamayacağı ve bunun komşu ülkelerin İran'ın rakipleriyle iş birliğini kolaylaştırdığı öne sürülüyor. Bazı İranlı yetkililerin diplomatik söylemlerinin de eski politikaların devamı niteliğinde olduğu, bunun ise İran'ın bölgedeki konumunu zayıflattığı ve kapsamlı bir politika değişikliğine ihtiyaç bulunduğu ifade ediliyor.
Analizde ayrıca, daha önce Güney Kafkasya'da "güç dili" temelinde hibrit bir strateji izlenmesi gerektiğinin dile getirildiği, ancak bu önerilerin dikkate alınmadığı belirtiliyor. Buna karşılık Azerbaycan'ın bölgedeki gelişmeleri daha pragmatik değerlendirdiği ve yalnızca kendi ulusal çıkarları doğrultusunda hareket ettiği savunuluyor.
Değerlendirme, "İran da sahadaki gerçekleri pratik biçimde okuyabilecek mi, yoksa yalnızca diplomatik yorumlarla mı yetinecek?" sorusuyla sona eriyor.
yorumunuz