Yakındoğu Haber Sitesi'nden Alptekin Dursunoğlu'nun haberine
göre, "Son dönemde Lübnan’da yaşanan gelişmeleri, şu an gelinen aşamanın
önemini dikkate alarak kendimi, birtakım olayları açıklama ve gelişmelerin
analizini yapma konusunda sorumlu görüyorum" diye konuşyan Nasrullah, önce
Suriye ve Suudi Arabistan girişimi olarak adlandırılan çabaları anlattı.
Bu girişimi ciddiye aldıklarını ve desteklediklerini
kaydeden Nasrullah'a göre, Lübnan Hükümeti'nin Refik Hariri suikastının
görüldüğü uluslararası mahkemeden geri çekilme tartışılırken, Saad Hariri,
ABD’ye gitti ve Amerikalı yetkilerle görüştü, ardından Suudi tarafı Suriye ile
temas kurdu ve ortaya çıkan durum sebebiyle arabuluculuğu devam ettiremiyoruz
dendi, sonunda da bugünkü duruma gelindi.
Kendilerine mahkeme iddianamesinin açıklanmasının öne
alındığı ve bunun birkaç gün içinde duyuralabileceğinin belirtildiğini de
kaydeden Nasrullah, kendilerinin de müttefikleriyle ve hükümette bakanı bulunan
gruplarla istişareler yaptıklarını, sonuç olarak da hükümetten istifa sürecinin
başladığını anlattı.
Konuşmasında, Amerikalıların ve İsraillilerin Arap
girişimine son derece açık bir şekilde karşı olduklarını ama bu çabaların bir
süre devam etmesine izin verdiklerinin altını çizen Nasrullah, "Çünkü bu
mesele üzerine hesap yapıyorlardı. Bu hesaba göre bu çabalar uzlaşmayla
sonuçlanmayacaktı; çünkü mesele kendi başına zor ve karmaşık bir meseleydi ve
bu konuda uzlaşmaya varmak da kolay değildi, dolayısıyla da müdahale etmelerine
gerek kalmayacaktı. Fakat onlar bu çabaların son derece iyi ilerlediğini ve bu
meselenin çözümü yönünde olumlu bir hava oluştuğunu görünce, meseleye güçlü ve
ciddi bir şekilde müdahale ettiler ve bu sürecin devam ettirilemeyeceğini ve
durdurulması gerektiğini açıkladılar. İşte bu sebeple bu çabalar, ainden ve
sürpriz bir şekilde durduruldu." diye konuştu.
Lübnan’daki bazı siyasi çevrelerin, her türlü görüşme,
girişim ve ve fikri temelden reddettiklerini de kaydeden Nasrullah'a göre,
"Bu çevreler, gece gündüz, Amerika’yı Arapları, Batılıları
Suriye-Arabistan girişiminin başarısız kılınması için tahrik ettiler. Hatta bu
kesimden bazıları, Kral Abdullah hakkında hiç de yakışık almayan ifadeler
kullandılar. Çünkü onun dürüst bir adam olduğunu ve uzlaşma sağlanması için
ciddi bir çaba gösterdiğini anladılar" ifadesini kullandı.
Saad Hariri ve mensubu olduğu grupla ilgili eleştirilerde de
bulunan Nasrullah, onların ABD'ye umut bağladığını, başından beri Arap
girişiminden ve uzlaşmadan yana olmadıklarını iddia etti, "Sonuç
itibariyle Lübnan’ın çıkarları ve ülkenin bu zorlu süreci istikrar içerisinde
atlatması konusunda bu gruba güvenilemeyeceği ortaya çıkmıştır" iddiasında
bulundu.