31 Mart 2011 - 19:30

Soru 1: Amerika Birleşmiş Milletlerinde evlenmek ve boşanmakla alakalı kanunlar çeşitlilik arz etmesine rağmen asıl itibariyle yaklaşık birdir; Amerika’da Müslümanların evliliğini kaydeden “İslam mezhebi sözcüsü” olmadığını dikkate alarak burada yaşayan Müslümanların yaptığı evliliklerinin hükmü nedir? Böyle bir merasimi kim kanunlaştırabilir ve mehriye verilmesi gerekli midir?

Cevap: Amerika’da yaşayan Müslüman kadın ve erkekler, kendileri için evlilik akdi okuyacak birilerini vekil tayin edebilirler ve vekilin evlilik akdini okumasıyla, çiftlerin ilişkileri İslami açıdan kanuni olur. Eğer evlilik akdini okuyacak birilerini bulamazlarsa, İngilizce olarak evlilik akdini okuyabilirler ve İslami açıdan evlilik akdi okunurken kadın için mehriyenin belirlenmesi zaruri değildir, ama eğer tayin edilmemişse, kadın evlendikten sonra, kendisi için uygun bir mehriye belirler ve erkekten ister. Buna binaen kadına mehriye verilmesi zaruridir ancak kadın mehriyenin bir miktarından geçebilir.

Soru 2: Batı devletlerinin çalışma kanunlarını dikkate alarak acaba Cuma Namazı, Cuma akşamı ya da tatil günü olan cumartesi günü kılınabilir mi? Acaba mescitte müzik vesilelerinden istifade edilmesi caiz midir?

Cevap: İslam’da Cuma Namazının tıpkı diğer ibadetlerde olduğu gibi kendine has bir vakti vardır ve bu vakitte – yalnızca Cuma günü şer’i öğle vaktinden sonra - yerine getirilmesi gerekir. Cuma akşamı ve ya cumartesi günü ya da herhangi bir günde Cuma Namazı kılınamaz.

Mescitte müzik aletinden istifade edilmesi İslam’a göre caiz değildir ve bunun için mescitte ya da bu tür yerlerde müzik aletlerinden istifade edilmemelidir. 

Soru 3: Acaba Amerikalı Müslüman bir kadın mescitte namazını eda etmesi için özel elbise giymesi gerekir mi? Ya da normal günlerde giydiği elbise yeterli midir? Eğer özel elbise giymesi gerekiyorsa bunun sebebi nedir?

Cevap: Müslüman kadının namaz için özel bir elbise giymesi gerekmez; kadın için gerekli olan şey bedeninin tamamını – elin bileklerine kadar olan kısmı ve yüzün haricinde – örmesidir. 

Soru 4: “Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden rasulullah” diyen herkese Müslüman denileceği söyleniyor; Müslüman olmanın şartı sadece bu ise, acaba bu şart, şahsın Müslüman olmasının ölçüsü olabilir mi? Örneğin namaz kılmayan, zekât vermeyen, oruç tutmayan ve Allah’ın haramlarından kaçınmayan kimsenin hakiki Müslüman olduğunu söyleyebilir miyiz? Acaba bu tür Müslümanlar yalnızca şahadeteyni söyleyen Müslümanlar değil mlidir?

Cevap: Müslümanlığın merhaleleri vardır ve onun ilk merhalesi “şehadeteyn” cümlesinde tanıtılan Allah ve Resulüne iman etmektir. Sonraki merhalesi İslam kanunlarına amel etmektir zira kalıcı mutluluğun vesilesi iman ve amel etmekten başka bir şey değildir.

Buna binaen şahadeteyni yani Allah ve Resulüne iman aslını ikrar eden ama amel, davranışları İslam kanunlarına uymayan kimseler için yalnızca İslam hukuku cari edilir ama bununla birlikte gerçek mutluluğa eren ve hakiki bir kurtuluşa ulaşan kimseler sınıfının dışında kalır.

Soru 5: Amerikalı yetişkin biri Müslüman olması durumunda acaba sünnet olması gerekir mi(eğer önceden olmamışsa)?

Cevap: Sünnet olmak her müslümana vacip ve zorunludur ve buluğ yaşından sonra Müslüman olan kimsenin de sünnet olması vaciptir.

Soru 6: Amerikalı bir Müslüman kime ve ne kadar zekât vermelidir? Ve acaba söz konusu zekât bu şahsın aylık gelirinden mi hesap edilir?

Cevap: Aylık alınan gelirin zekâtı yoktur; ama bunun yanında dikkat edilmesi gerekir ki İslam da “humus” adında başka bir mali vacip vardır ve Amerika şehirlerinin sanayi ve ticaret şehri olası hasebiyle Amerika’da yaşayan Müslümanlar genellikle zekât kanununun değil, humus kanununun kapsamını girerler. Aylık hukuk alan böyle bir şahısın ise, geliri humus kanunu kapsamındadır ve yıllık gelirini hesap etmeli ve yıllık harcamasını eksiltmeli ve eğer fazla geliri varsa, bunun beşte birini, İslam’ın beytü’l malına vermesi gerekir.

Elbette bilindiği üzere beşte birlik miktarın yarısı – yani onda biri – seyit ve fakirlere verilir ve bu sınıf zekâttan istifade edemezler. Bunun yanında geride kalan onda birlik miktar, adil bir müçtehidin izniyle İslam’ın faydasına olacak şekilde harcanabilir.

Aylık ücrete tabi kimseler, yıl boyu aldıkları miktarı humus unvanında on iki aya taksim edebilir ve her aya düşen miktarı humus olarak verebilirler.

Soru 7: Batı ülkelerinde ve özellikle Amerika’da yaşayan kimselerin iktisadi durumu, ev, araba, buzdolabı ve benzeri gibi bir takım ihtiyaçlarını taksitle gidermeleri zorunlu olarak düzenlenmiştir. Söz konusu bu taksitlerin faiz üzerine bina edilerek düzenlendiğini ve bununda İslami açıdan haram olduğunu bilirsek, bu konuda Amerika’daki Müslümanların vazifesi nedir? 

Cevap: Faizli borç almak ya da vermek İslam’da haramdır; yani başkasından borç alan kimse, borcunu faiziyle ödemek şartıyla borç alırsa bu faizdir ama her hangi bir malın taksitle alınmasında her ne kadar malın taksitli fiyatı, peşin fiyatından fazla dahi olsa bunun bir sakıncası yoktur ve faiz sayılmaz.

Soru 8: Acaba Amerikalı bir Müslüman, Amerika mahkemelerine müracaat edebilir mi? 

Müslüman bir Amerikalı, İslam’ın uygun görmediği gayri Müslüman’a bir sorumluluk verebilir mi? 

Acaba Amerikalı bir Müslüman’ın İncil’e yemin etmesi, İslam hukukuna göre bir sorumluluk getirir mi?  Ve acaba böyle durumlarda şahıs, Kur’an getirilmesini isteyebilir mi?

Cevap: Bu hakkın mahkemeye müracaat edilmeksizin alınması mümkün değilse, Amerikalı Müslüman’ın hakkını almak için Amerika mahkemesine müracaat etmesinde bir sakınca yoktur.

Amerikalı bir Müslüman, gayri Müslim birini toplumsal bir vazifeye atamasında bir sakınca yoktur; ne var ki seçilen sahsın İslam ve Müslümanların aleyhine faaliyet göstermemesi ve birilerinin hakkını ayakaltına almaması şartıyla caizdir.  

Tevrat ve İncil gibi semavi kitaplara yemin eden birisi, bu kitapların bir kısmının mukaddes olması – her ne kadar büyük bir çoğunluğunu tahrif edilse de – hasebiyle, tarafın yeminine sadık kalması ve yeminiyle çelişmemesi gerekir, ancak İslami açıdan sorumlu olmaz ve kefaret de vermez.

Soru 9: Söylenildiğine göre ehli kitap kadınlarla evlenilebilir ama Müslüman bir kadın ehli kitap bir erkekle evlenemez, eğer bu doğruysa bunun sebebi nedir?

Eğer İslam müşriklerle evlenmeyi yasaklamışsa, teslis ve İsa’nın ulûhiyetine inanan ve Kilise papazlarının şefaatlerini kabul eden Hıristiyanlarla evlenilmesi neden yasaklanmamıştır?

Aynı şekilde söylenildiğine göre Allah’ı inkâr edenlerle de evlenmek yasaklanmıştır, bu durumda bir Müslüman’ın Allah’ı inkâr eden komünizmin bir üyesiyle evlenebilir mi?

Bir Müslüman’ın, Allah’ı beşer beyninin sade teorik bir varlık olarak düşünen kimselerle evlenmesi caiz midir? 

Amerikalı Müslüman biri, , düğün merasimi Kilisede Katolik papazının eşliğinde yapılmasına ve doğan çocuğun, Katolik öğretileri üzerine yetiştirileceğine dair özel kâğıt imzalatılmaya mecbur edilmesi durumunda, Hıristiyan ya da Katolik biriyle evlenmesi caiz midir?

Cevap: Müslüman biri ehli kitapla yalnızca geçici evlilik yapabilir(izdivacı muvakkat). Müslüman bir kadının ehli kitap bir erkekle evlenememesinin sebebi şudur: Genellikle kadınların yaşam ve evlilik ilişkilerinde erkeklerin düşünce tarzı, inancı ve yaşam yöntemleri etkisi altında kalmayı seçmeleri mümkündür. Bu hesapla Müslüman bir kadın ehli kitap bir erkekle evlendiği zaman erkeğin fikri tesiri altına girerek İslam inancını zedelemesi mümkündür; bu sebeple Müslüman bir kadının, gayri Müslim biriyle evlenmesi doğru değildir, ama erkekler için bu söz konusu değildir. 

İslam açısından Hıristiyan biriyle müşrik putperest biri arasında fark vardır ve İslam hiçbir zaman putperest birinin hiçbir zaman resmi olarak tanımaz. Hıristiyan biriyle putperest birini iki cihetle birbirlerinden ayrılırlar: 

1-Müşrik ve putperest, Allah inancı aslından sonra ikinci inanç temeli olan diğer semavi dinlerin hepsinin de kabul ettiği “peygamberlik ve peygamberlik esasını” kabul etmezler ve bu sebeple onların doğru yolu bulması ve ebedi mutluluğu elde etmesi mümkün olmaz. Sonuç itibariyle peygamberlik aslına inanan kimseler Müslüman olabilirler ve zamanla bu inanç yoluyla tedricen İslam’ın emir ve yasaklarını kabul edebilirler.

2- Putperestlerin şirki, son derece açık bir şirktir; Hıristiyanların şirki ise, şirkin zayıf derecesindedir ve bu kimseler her ne kadar teslise inansalar da tevhitten dem vururlar ve onarın kabul ettiği inanca göre, teslis inancı tevhit inancına zarar vermez! (her ne kadar bu konu kabul edilemeyecek paradoksu içerir).

Allah’ı inkar eden (mülhit) biriyle evlenmek caiz değildir; buna binaen Müslüman bir erkek mülhit bir kadınla evlenemez ve aynı şekilde Müslüman kadında mülhit bir erkekle evlenemez. 

Bu hesapla Allah’ı bir tür beşer aklının ürünü sayan ve ona inanmayan kimseler mülhit hesap edilir ve onlarla da evlenilemez.

Hiçbir Müslüman, kendi evladının gelecekte Hıristiyan olması doğrultusunda söz veremez.

Soru 10: Amerikalı Müslümanlar İslami bayramların dışında diğer mezheplerin bayramlarına katılabilirler mi? Özellikle miladi yılbaşı bayramına katılabilir, çam ağacı hazırlayabilir, tebrik gönderebilir ve hediyeleşebilir mi? 

Cevap: Müslüman’ın başka dinlerdeki gelenek ve görenekleri ihya etmesi ve böyle merasimlere katılması doğru değildir; bunlar bir yana söz konusu bayramların çoğunun temeli yoktur ve Müslüman’ın kendi ananelerini yaygınlaştırması gerekir.  

Soru 11: Günümüzde Amerika’da icra edilen cenaze defnetme merasimlerinde cenazenin kokup bozulmasını önlemek için kimyevi maddelerden istifade edilmesi ve cenazenin tabuta k