2 Ağustos 2011 - 19:30

Allah’ın adıyla Son günlerde Suriye konusunda uygulanan medyatik dezenformasyon ve yöntemleri hakkındaki düşüncelerimi paylaşmaya çaba gösterdim.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Medyada bilerek ya da bilmeyerek, Suriye yönetimini zan altında bırakacak birçok haber ve yorumun yayınlandığına tanık oluyoruz.

Bazı medya kuruluşları ve yazarlar, açıkça mevcut yönetimin karşısında yer alarak, isyancıları destekleyen bir yaklaşım ortaya koymaktadırlar.

Bu cenahın yaklaşımı, benimsedikleri tercihler açısından çok da şaşırtıcı görünmüyor. Zira amaçları, Esad yönetiminin devrilmesi ve küresel güçlerin amaçlarına ulaşmasıdır. Böylelikle üstlendikleri görevi yerine getirmiş olacaklar.

Diğer cenah ise küresel güçlerin komplolarının farkında olan, olası bir işgalin sonuçlarını kestirebilen ancak bir takım yanılgılardan dolayı tutarlı bir tavır ortaya koyamayanlardır.

Hem küresel Emperyalizm’in ve Siyonizm’in hedeflerinden bahsederler hem de bu güçlere direnen yönetimleri eleştirirler…

Suriye ordusunun, eli kanlı isyancıları bastırması ve hizmet ettikleri dış güçlerin planlarını etkisiz bırakması, bu cenahın yaşadığı yanılgıları ve tereddütleri açığa çıkarıyor…

Yeni Şafak Yazarı İbrahim KARAGÜL, efkarından kalemine yansıyan popülist üslubu ile bakın satır aralarında hangi mesajları veriyor.

İbrahim KARAGÜL, Yeni Şafak Gazetesinde, (02.08.2011 ) 31 Temmuz’da Suriye ordusu ile silahlı isyancılar arasındaki çatışmaları değerlendiriyor, yaşadığı yanılgı ve tereddütleri ortaya koyuyor.

Nerede ve hangi amaçlarla hazırlandığı belli olan bir görüntü üzerinden, Suriye ordusunu suçluyor. Uluslararası kaynakların teyit etmediği bir görüntüyü kanıt olarak sunuyor.

Kafası kopmuş bir ceset üzerinden, popülist bir hümanizm sergiliyor. Suriye ordusuna yapıştıracağı vahşet etiketini, nerede çekildiği belli olmayan bir görüntüyle gerçekleştiriyor.

Oysa ki kafa kesme geleneğini kimlerin uyguladığını ve sürdürdüğünü, İbrahim KARAGÜL çok iyi bilir !!!

Her fırsatta, 1982 Hama olaylarını temcit pilavı gibi gündem ederek, geçmişte yaşananların faturasını, mevcut yönetime kesiyor.

Ramazan Ayı’nın mukaddes boyutunu da istismar etmeyi unutmuyor. Esad yönetiminin aslında bu operasyonlarla, insanların inançlarını aşağıladığını iddia ediyor.

İşgal güçlerinin Irak’ta gerçekleştirdiği katliamları, Hama’da yaşanan çatışmalara örnek göstererek, aslında Esad yönetiminin de işgalci güçlerden farklı hareket etmediğini iddia ediyor.

Küresel güçlerin çıkarlarına hizmet eden eli kanlı ve silahlı canilerin saldırılarını, kitlesel bir öfke olarak değerlendiriyor ve ima yollu Suriye yönetimini tehdit ediyor.

‘’ Nasıl olsa devrileceksiniz, o halde bu operasyonlara ne gerek var. ‘’ diye de nasihatte bulunmayı ihmal etmiyor. ‘’ İzin verin, bu Vahhabi teröristler katliama devam etsin ve amaçlarına ulaşsın. ‘’ diyor.

Suriye yönetimini şark kurnazlığı ile suçlayarak şöyle devam ediyor…

‘’ Suriye üzerinde oynanan Emperyalist oyunların farkındayız. Bu oyunların sadece Suriye ile ilgili olmadığını da biliyoruz. Ancak hiçbir gerekçe, bu operasyonları yapmanızı gerektirmez. ‘’ diyerek; şark kurnazlığı ile Suriye ordusunun katliam yaptığı izlenimini doğuruyor.

Küresel güçlerin, Suriye ve bölge ülkeleri üzerinde oynadıkları oyunlarının farkında olduğunu iddia eden İbrahim KARAGÜL’ün artık bir karar vermesi gerekiyor.

Suriye yönetiminin ve ordusunun operasyonlarının hangi gerekçelere dayandığını itiraf etmesi gerekiyor. İşgal medyasının hazırladığı uyduruk görüntülere aldanmaması gerekiyor.

Eli kanlı Vahhabi teröristlerin gerçekleştirdiği katliamları, Suriye ordusuna isnat etmekten vazgeçmesi gerekiyor.

Suriye’deki isyancıların silahlı olduklarını, her türlü katliamı gerçekleştirdiklerini ve dış güçlere hizmet amacı taşıdıklarını görmesi gerekiyor.

Sonuç olarak; sergilediği tutarsız yaklaşımı terk ederek, daha sağlıklı ve daha adil bir karar vermesi gerekiyor.

İnandırıcılıktan yoksun, duygusal yanılgılarla kaleme aldığı düşüncelerin, ne tür sonuçlar doğuracağını görmesi gerekiyor.

Sedat AKMERCAN