7 Eylül 2011 - 19:30

Tarih, 10 Ağustos 2007... Yani, bundan 4 yıl önce... O günkü Ayna’nın başlığı şöyleydi: “Türkiye’yi medya yönetiyor, peki medyayı kim yönetiyor?”

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Aslında, soruyu eksik sormuşum!..

Şöyle sormalıydım;

“Dünyayı medya yönetiyor, peki medyayı kimler yönetiyor?”

Bu soruya, özellikle bugünlerde verilecek cevap, hayati öneme haiz... Başbakan Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle, “Şımarık Oğlan” İsrail’in iyice şımardığı bugünlerde, “medya”ya çok dikkat etmek gerekir.

Çünkü, Sedat Laçiner’in dediği gibi;

“Bilgiye hükmeden,

Dünyaya hükmeder!”

GIDA, İNSANI ŞEKİLLENDİRİR!

Hemen her zaman söylerim ya;

İnsanın yediği “yemek”ler, onun duygu ve düşüncelerini de yönlendirir.

“Et” yiyenler, “ot” yiyenlerden daha çevik, daha güçlüdür!

“Belgesel”lerde görmüşsünüzdür;

“Ot” yiyen en iri hayvanlar bile, “et” yiyen en çelimsiz bir aslan, kaplan veya sırtlanın yemeği olur!..

Yedikleri gıda, “hayvan”ları nasıl etkiliyorsa, “insan”ları da etkiler.

Unutmayalım ki;

Başka ülkelere “ot yiyin”, “meyve-sebze tüketin” diye tavsiyede bulunan ABD’li ve Avrupalı uzmanların kendi ülkelerinde; meselâ Türkiye’nin 10 katı et tüketilir!.. Türkiye gibi ülkeler, “uzman tavsiyesi” ile “zayıflamaya” çalışırlarken, Batı insanı, adeta “obez”likten çatlama noktasına gelir!..

Ama, şurası da bir gerçek;

“Dünyayı yönetenler” de, tepsi büyüklüğünde “bonfile-biftek” yiyen Amerikalılar veya Avrupalılardır!..

Yani, ele verirler talkını,

Kendileri yutar salkımı!..

BİLGİ, BEYNİ YÖNLENDİRİR!

Aynen bunun gibi;

İnsanların; okudukları “gazete”ler, seyrettikleri “televizyon”lar veya “film”ler de, “hayata bakış”larını etkiler!..

Şekillendirir!.. Yönlendirir!..

Hani, bir söz vardır; “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!”

Bu sözü, şöyle de değiştirebiliriz;

“Bana okuduğun gazeteyi, seyrettiğin televizyonu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!”

Çünkü o “gazete” ve “televizyon”lar, sürekli “bilgi” pompalarlar, sürekli “manipülasyon” yaparlar ve insanların “beyin”lerini “işgal” ederler!..

Laçiner’in dediği gibi;

“Bilgi”ye hakim olan, “insanların beyinleri”ne ve dolayısıyla da dünyaya hakim olur, insanları istediği gibi şekillendirir, istediği gibi yönlendirir!..

TÜRKİYE-İSRAİL KRİZİ

Şimdi de gelelim; bu anlattıklarımızın, günümüzle ilgili bağlantısına!..

Malûm; gündemde bir “kriz” var... İsrail’in; Gazze’ye “insani yardım” götüren Mavi Marmara gemisine saldırmasına ve “9 Türk’ü katletmesi”ne rağmen “özür dileme ve tazminat ödeme” taleplerini geri çevirmesi ile başlayan kriz; “Türkiye’nin kararlılığı” ile tırmanmaya başladı.

İsrail, “özür dilememekte” inat ediyor.

Türkiye de; “askeri ve siyasi atak” başlattı... Aldığı “5 yaptırım” kararıyla yetinmeyip, “Lahey Adalet Divanı’na gitme” ve BM nezdinde “diplomatik girişimler”de bulunma kararı aldı.

Ve, dünkü gelişme...

Başbakan Tayyip Erdoğan, 12-13 Eylül’de Mısır’a gidip, oradan “Gazze’ye geçme” plânını daha da genişletip, gezi programını 12-15 Eylül’e uzattı ve ziyaret edeceği ülkelere Tunus ve Libya’yı da ekledi.

Kelimenin tam anlamıyla;

Bir “bilek güreşi” yapılıyor.

Bir yanda “Güçlü ve büyük Türkiye”, bir yanda “Şımarık Oğlan” ve destekçileri!..

İşte bu “diplomatik savaş”ta, en büyük görev “medya”ya düşüyor... Onun için, özellikle bugünlerde, “medya”da yayınlanacak “haber” ve “yorum”lara karşı, çok çok dikkatli olmak gerekir!..

Çünkü medya;

“Pire”yi “deve” gösterebildiği gibi, “haklı”yı da “haksız” gösterebilir!..

Hele de; bu medya, “İsrail sermayesi” ile kurulmuş ise!.. Hele de; bu medya; “Yahudi çıkarlarını savunmak” için “yemin” ederek yayına başlamışsa!..

AXEL SPRİNGER VE!..

Herhalde hatırlarsınız;

16 Kasım 2006’da, Doğan Yayın Holding bünyesindeki Doğan TV’nin yüzde 25’i, Almanya’nın en büyük medya kuruluşlarından biri olan Axel Springer’e satılmıştı...

Bu “satış” işlemi, Aydın Doğan grubu gazetelerinde 17 Kasım 2006’da şöyle duyurulmuştu:

“Satış anlaşması dün Berlin’de imzalandı. DYH’nin Kanal D, Star TV ve CNN Türk’ü de bünyesinde bulunduran Doğan TV’deki her biri 1 YTL nominal değerdeki toplam 90 milyon 854 bin adet hissesi, toplam 375 milyon (480 milyon dolar) Euro’ya satılacak.”

Peki, Doğan TV’nin yüzde 25’ini alan bu Axel Springer, ne menem bir kuruluştu?..

Daha önce de yazmıştım;

Axel Springer denilen bu adam; Ekim 1967’de, “yayıncılık prensipleri”ni açıklıyordu... Prensiplerinden biri de şuydu:

“Temel prensibimiz; Yahudiler ve Almanlar arasında bir uzlaşma ortamının sağlanması ve İsrail devletinin haklarını savunmaktır!”

Dahası da var...

Axel Springer şirketindeki “editör” ve “yönetici”ler, 2003 yılında bir “bildiri” yayınlamışlar ve demişler ki;

“Yayın editörleri, bu maddelerin yürütülüyor olmasından sorumludurlar!!!”

O maddelerin, “hangi maddeler” olduğunu sormaya herhalde gerek yok... En cahil insan bile, “İsrail Devleti’nin haklarının savunulmasından sorumlu olduklarını” hemen kavrar!..

Sorarım size;

“İsrail’in haklarını savunmak” için yola çıkan bir Axel Springer’den, kalkıp da “Türkiye’nin haklılığı”nı savunmasını bekleyebilir misiniz?..

Onlar, elbette “İsrail’in haydutluğu”nu, İsrail’in “devlet terörü”nü ve İsrail’in “cinayet”lerini haklı göstermeye çalışacaktır!..

Öyle ya;

“Yemin” etmişler bir kere!..

Bu, elbette onların görevi... Ama, ya “onlardan beslenenlere” ne demeli?..

Öyle değil midir; “Ağa’nın ekmeğini yiyen, onun kılıcını sallamaz mı?”

Beynini Axel Springer gibi yayın organlarının “bilgi”leriyle dolduranlar da, farkında olmadan “Yahudi’nin kılıcı”nı sallar!..

İşte, Türkiye’deki “İsrail aşıkları”nın problemi de burada... “Yahudi medyasından beslenen” monşerler, siyasiler ve yazarlar, nihayetinde “Türkiye’nin çıkarları”nı değil, “Yahudi’nin çıkarları”nı savunmaya başlıyorlar!..

Eee, böyledir bu işler;

“Yahudinin zokasını yutan, Yahudi’nin kılıcını sallamaya başlar!”

ABD MEDYASI, İSRAİL’İN EMRİNDE!

“Yahudi sermayesi” ile kurulup, “İsrail’in çıkarlarını savunmak” yeminiyle yola çıkan tek gazete, elbette Axel Springer’in gazeteleri değil!..

Sedat Laçiner’in dediği gibi;

“Dünya kültür hayatı”na, büyük ölçüde hâlâ ABD sahip...

Şöyle diyor Laçiner:

“Hollywood, sinema pazarlarının % 50’den fazlasına sahip.

Tüm dünya Hollywood filmleriyle gülüyor, o filmlerle ağlıyor.

Aynı şekilde internet alanında da ABD rakipsiz. Görsel medyada ise Fox ve CNN gibi televizyon istasyonları sadece Amerikan kamuoyunu değil, tüm dünyayı şekillendiriyor.

Yazılı alanda ise tüm dünyanın ürettiği bilginin yarıdan fazlası İngilizce’de, ABD ve akrabası ülkelerde üretiliyor.

New York Times, Newsweek gibi yazılı medya kuruluşlarının ürettiği bilgiler bizim gazeteler de dahil olmak üzere, tüm dünya tarafından çevrilerek yerel bilgi haline getiriliyor.

Kısacası bildiğimiz, ya da bildiğimizi sandığımız dünya biraz da bize ABD ve akrabalarının sunduğu dünya.

Hayata bu gözlüklerle bakıyoruz.

Peki, dünya aklını şekillendiren Amerikan kuruluşlarına kim hâkim?