13 Ekim 2011 - 09:13

Füze kalkanının Malatya'nın Kürecik'ine yerleştirilmesine karar verildikten sonra gerek hükümet cephesinden ve gerekse onları destekleyen gazeteciler bir savunma refleksine girmiş bulunuyorlar. Bu olayı basite indirgeme, 'ne olacak bunda bir şey yok' demeye getirmeler gibi ciddi bir çırpınış var.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İktidarın Genel Başkan yardımcılarından Sayın Hüseyin Çelik konuyu sıradanlaştırmak için: "Türkiye'de bunun gibi NATO'ya ait onlarca tesis var" demişti. Bu düşüncesini savunmak için ısrarını sürdürdü daha sonra. Muhafazakâr gazeteciler bu sıralar ne düşünüyor bilmiyorum. Tek tek bütün gazeteleri taramam mümkün olmuyor. Çalışma ve okuma yoğunluğum zamanımı israf etmemi engelliyor. Ancak birkaç gündür Milliyet gazetesi köşe yazarlarından Kadri Gürsel hem iktidarı, hem NATO'yu, hem Abede'yi hem de İsrail'i savunma çabasında. Yukarıdaki başlığı bize yazdıran neden de bu.

Öteden beri kimi gazeteciler özel olarak seçilir, onlar [onların deyimiyle informe edilirler] bilgilendirilirler. Onlar da bu bilgilerini kamuoyu ile paylaşır, hem kamuoyunu tatmin etme çabasına girerler, hem de üstlenmiş bulundukları görevi yerine getirirler. Geçmişte bu tip yazarlar vardı, onlar artık belli yaşın üzerinde. Şimdilerde onların yerini Kadir Gürsel gibi bir sonraki kuşak almakta.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen tarafından Brüksel'e davet edilmiş, orada bilgilendirilmişlerdir. Türkiye'de ondan başka hangi gazeteciler katıldı bilmiyoruz. Sayın Gürsel, kaygılarını gidermek adına mı, yoksa konuyu açıklığa kavuşturmak için mi şu soruyu yönlendiriyor: "Türkiye'ye yerleştirilecek füze kalkanı radarının sağlayacağı verilerin İsrail'le paylaşılmayacağı hususunda Ankara'ya tam güvence verilmiş midir? Varsa, bu güvencenin teknik politik unsurları nelerdir?" [Milliyet, 9 Ekim, 2011] Ramsussen kaçamak bir karşılık veriyor. Sorunun karşılığı verilmesi gerektiği gibi oluyor.

Aynı soru Abede Savunma Bakanı Leon Panetta'ya gene Brüksel'de sorulmuş. Onun verdiği cevap daha açık. "Füze savunma sistemi İsrail füzelerini hedef almıyor. Sistem bu bölgeye (Avrupayı kastediyor) İran'dan fırlatılabilecek füzeleri hedef almaktadır" diye açıklıyor. Demek ki, radar sistemi İran hedef alınarak Kürecik'e konuşlanıyor. Oysa hükmet sözcüleri öyle demiyor. Herhangi bir komşumuzu hedef alarak NATO füzesi Türkiye'ye konuşlanmıyor diyorlar.

Sayın Gürses İsrail'de de benzer radarlar var. Fakat bu radarların atılacak olan füzeleri, özelliklerini verebiliyor. Oysa Türkiye'deki füzeler zaman açısından daha iyi bir işleve sahip. İsrail, İran'dan atılabilecek bir füzeyi Türkiye'dekinden daha geç fark edebilecek. Uyarı sistemi önce Türkiye'deki füzelerden öğrenilebilecek. Buraya kadar işin içinde hem NATO, Abede, hem Avrupa var. İsrail'in devrede yok gibi görünüyor. Bir de işin bu tarafına bakalım.

"Mamafih İsrail Kürecik radarına değil belki ama dolaylı yoldan füze savunma sisteminin fiili ortağı ve bu ortaklığı önlemek adına Ankara'nın elinde bir araç yok.

Çünkü sistem uzaydan başlıyor.

Düşman füzesinin ateşlendiği önce uydulardaki ısı sensörleri tarafından algılanıyor ve ihbar ediliyor.

Lakin bunlar, NATO sistemine ortak edilmiş olsalar da neticede ABD uyduları. (...)

"NATO'nun da aynı uydulardan istifade ediyor olması, uzaydan gelen füze ikazının ikili anlaşmalar gereği İsrail'deki radara ulaştırılmasını engellemiyor." diyor Gürsel.

Burada her şey çok açık. Bir kere, Ankara'nın bu radarları denetleme imkânı ve elinde bir araç da yok. Füzeler uzaydaki sensorlarda algılanıyor. Bundan, önce Abede, sonra NATO yararlanıyor. Yapılan ikili anlaşmalar gereği İsrail de bundan yaralanıyor. Yani İsrail de anında bilgi sahibi olabiliyor.

Sayın Başbakan, biz oraya subaylarımızı da yerleştireceğiz anlamında bir açıklamada bulundu. Bunlar üsten kaldırılan uçaklar, helikopterler değil ki onlara birer subaylar yerleştirilsin.

Sonuç olarak şu beliriyor. Kürecik'teki radarlar İran'dan fırlatılacak füzeleri İsrail'deki radarlardan daha önce algılayabilecek. İsrail yapılan ikili anlaşma gereği Kürecik'teki radarların imkânlarından yararlanacak. Bu radarların tek hedefi ise İran. Başka bir izahı yok bunun.

Ali Haydar Haksal