28 Ekim 2011 - 07:21

Bismihî Teâlâ... Emîr'ul-Mü'minîn Hz. Ali Efendimiz (a.s), kendi döneminin eli kanlı terör örgütüne (yani Hâricîlere), henüz elleri kana bulaşmadan bütün haklarını vermişti. Allah bir insana, bir halka anadan doğma hangi hakları "hak" görmüşse, onlara hepsini sonuna kadar sunmuştu.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Onlar kendilerine verilen bu haklar nedeniyle rahatça dolaşabiliyorlar, her yerde kendi görüşlerini sere serpile anlatıyorlar, anlatabiliyorlardı. Hz. Ali'yi –arkasından değil, yüzüne karşı- tekfir etmek dahil, özgürlüğün tadını çıkarıyorlardı.

Emîr'ul-Mü'minîn Hz. Ali (a.s) onlar hakkında şöyle buyuruyordu:

“Sizin bizim üzerimizde üç hakkınız var: 1. Sizleri Allah’ın mescitlerinden menetmeyiz. 2. Devlet hazinesinden aldığınız maaşı kesmeyiz. 3. Siz savaşı başlatmadıkça, biz size karşı savaş açmayız.”

(bk. İbn Ebî Şeybe, el-Musannef: VII, 562; eş-Şâfiî, el-Ümm: IV, 229-230; et-Taberî, Târîh: III, 114-115; el-Cessâs, Ahkâm'ül-Qur'ân: V, 282; es-Serahsî, el-Mebsût: X, 124-125; İbn Qudâme, el-Muğnî: X, 55~56; İbn’ül-Hümâm, Feth’ul-Qadîr: VI, 100; İbn Kesîr, el-Bidâye: VII, 312, 315-316; Murtazâ Mutahharî, Hz. Ali: s. 119-120.

Bu konuda detaylı bilgi için bk. Abdulkadir Çuhacıoğlu, Peygamberimizin dilinden Hz. Ali: s. 505)

Hâricîler ne zamanki ellerini kana bulaştırdılar; etrafta tedhiş ve teröre başladılar, o zaman Hz. Ali harekete geçti ve onların gözünün yaşına bakmadı; büyük çaplı bir operasyonla sonlarını getirdi...

İran İslâm Cumhuriyeti de geçenlerde PJAK'ı bölgesinden silip süpürdü, temizleyip attı. Buradakiler -gafil avlanmadıkça- bu yolda bir teymenlerini bile cepheye göndermezken (yahut gönderemezken), İRAN bir generalini şehit verdi...

Ama bu temizlik için olmazsa olmaz beş şart var:

1. Devlet olarak farklı etnik gruplara Allah'ın verdiği hakları aynen vermeli ve tanımalı. Bunu da karşı tarafa minnet edercesine, yahut başlarına kakarcasına değil, aslî görevi olduğu için yapmalı.

2. Devletin bizatihi kendi sicili temiz olmalı. Elini haksız yere kana bulaştırmamalı. (Oysa Doğu ve Güneydoğu'da devletin / yada "derinlikli" devletin şimdiye kadar neler yaptığı, bölgenin gariban mazlum halklarına nasıl kan kusturduğu, binlerce faili meçhuller... insaf ehli herkesin malumudur.)

3. Devlet, halkına sonsuz bir inanç düşünce özgürlüğü tanımalı, bunun garantörü olmalı. Elbette eline silahı almadığı, şiddete baş burmadığı ve başkalarına zarar verip hakaret etmediği sürece.

4. Devlet ırkçı, faşizan politika yürütmemeli, varsa tamamen vazgeçmeli. Halklara kendi değerlerini dayatmamalı. (Yine aynı bölgede şimdiye dek uygulanan ve kısmen halen yürürlükte olan Türk ırkçılığı merkezli devlet politikaları yine herkes tarafından bilinmektedir: Türkiye vatandaşı olan herkes Türk'tür, Her Türk asker doğar, Okullarda, Ne mutlu Türk'üm diyene!!! falan filan...)

5. Bu ilk dört şartı yerine getirdikten sonra, birileri hala teröre başvuruyor, insanların kanını döküyorsa; devlet halkını bu beladan korumak ve onlarla sonlarını getirene kadar mücadele etmek zorundadır.

İşte PKK ile mücadelede İslâmî - Alevî yol budur. Başka da bir yol yoktur. Varsa da o yol asla meşru (legal, yasal) değildir.

Vesselam...

Abdulkadir Çuhacıoğlu