4 Ocak 2012 - 13:30

Özgür Suriye Ordusu'na bağlı muhalif askerler İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin ABD'ye iltica etmiş iki Suriyeli muhalifle yaptığı söyleşi muhaliflerin ABD tarafından nasıl kullanıldığını ortaya koyarken, Suriye'den Batı medyasına akan bilginin tek yanlılığını da gösteriyor. İki mültecinin de ABD'den isteği Esad'ın bir an önce bombalanarak yok edilmesi.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesi Suriye'den kaçarak ABD'ye iltica etmiş Suriyeli iki muhalifle ilgili bir hafta kada önce bir haber yaptı. Haber bu iki mülteci ile ABD'de yapılan röportaj etrafında şekillenmiş.

Takma isimleri Amar ve Rahim olan 30'lu yaşlarındaki bu iki muhalif, Suriye'den ABD'ye nasıl geldiklerini titizlikle saklı tutuyorlar.

ABD'den sosyal ağları da kullanarak Suriye'deki muhalefete destek veriyor, onlardan bilgi alıyor ve ABD'ye aktarıyorlar. Amaçları Esad'ın bir an önce devrilmesi. Suriye'de kardeşleri, ebeveynleri var ve “özgür” Suriye'ye dönmeyi dört gözle bekliyorlar.

Rahim, Suriye hükümetinden korktuğu için gerçek ismini vermediği gibi fotoğraf da vermiyor. Rahim sözlerine şöyle başlıyor:

“Eğer sizlerle konuştuğumu otoriteler bilse ailemi keserler. Bu kanlı, radikal bir rejim. Batıdakiler buzdağının görünen kısmını biliyorlar. İşkenceleri, kadınlara uygulanan tecavüzleri ve cenazelerden sivillerin keskin nişancılar tarafından katledildiğini bilmiyorlar.”

“Bu son aylarda insanlar ölülerini bahçelerine, yani rastgele mezarlıklara gömmeye başladılar. İnsanlar dışarıda bir araya gelmeye korkuyorlar. Beş kişiden daha fazla kişi bir araya gelirse, bu yasadışı bir toplanma oluyor ve ordu gelip ayım yapmaksızın ateş açıyor”.

“İsrail'den nefret etmiyoruz. Hizbullah'dan ve İran'dan nefret ediyoruz”

ABD'nin Dışişleri Bakanlığı'na bağlı bir örgüt aracılığı ile oturma izni alan Rahim, Amar ile ABD tarafından bir araya getiriliyor. Onun da yolu Rahim gibi her nasılsa ABD'ye düşmüş. Onun da kendiliğinden oluşan görevi ABD'li otoritelere ve medyaya Suriye'de Esad destekçilerinin protestoculara yaptıkları hakkında bilgi aktarmak.

"Neden hikayenizi İsrail medyasına aktarıyorsunuz? Amacınız Kudüs'teki hükümete bir mesaj mı vermek?" sorusuna Amar şöyle cevap veriyor:

“Evet. Bunu yapıyoruz ki siz Esad'ın tepesine bomba yağdırın.” diyor Amar. “Ben Yahudilerin ve Amerika'nın tüm dünyayı kontrol ettiği efsanesine inanmıyorum ama İsrail'in gücü ve etkisi var. Beşar Esad'in insanlığa karşı işlediği suçlar ve savaş suçları nedeniyle yargılanması için dünya çapında halkla ilişkiler kampanyası yürütüyoruz. Eğer İsrail bu hareketi desteklerse, çok yardımcı olur.”

“Şunu anladık ki, Esad iktidarda kalmak için bizim İsrail'den nefret etmemizi istedi. İsrail'e nefret gözlerimizi kör etsin ve böylece enerjimizi hiçbir özgürlük ve geleceğimiz olmadığı gerçeğine kanalize etmeyelim”.

“Ancak artık yeter. Herkes anladı. Esad'ın hâlâ destekçileri var, Nusayriler ona bağımlı mesela. Eğer Esad devrilirse Nusayriler de devrilecek.”

Amar'ın bilgisayarında gösterdiği resimler ve videolar muhalifler tarafından ona ulaştırılmış. Humus'taki öfkeli bir protestoda Hizbullah bayraklarının ve Hasan Nasrallah'in fotoğraflarının da yakıldığını ekranda izliyoruz. Bu Suriye'de yeni bir olgu.

“Şimdiye kadarki hiçbir protestoda İsrail bayrağı yakılmadı” diyor Amar. “Bu isyan Esad'ın zalim rejimine ve bu rejimi destekleyenler ve koruyanlara... Hizbullah'ın Suriye'ye büyük zarar verdiğini anladılar”.

“Protestolarda İran bayraklarını da yaktılar. Size söz veriyorum, Esad gittikten sonra Ortadoğu'yu tehdit eden Suriye ve İran ittifakı sona erecek. Suriyelilerin çoğu İran'dan defret ediyor çünkü İran Suriye'yi de kendisi gibi yalnız bir devlet haline getirdi. Protestocular Rus bayrakları da yakıyorlar, çünkü Rusya BM'de Esad'ı destekliyor” dedi. “İsrail'le hiç bir anlaşmazlık yok değil. Var. Sınırlarla ilgili mesela. Golan bizim ve hangi rejim olursa olsun onu geri almalıyız. Ancak İsrail'e ve yahudilere karşı nefretimiz yok. Biz genç insanlar bunu ispatladık”.

Rahim, Arap dünyasındaki protestoların, Tunus'taki, Mısır'daki, Bahreyn ve Libya'dakilerin Suriyelilere ilham verdiğini belirtiyor. “Sosyal ağlar da bizim için kilit rol oynadı” diyor.

Amar röportajın devamında BM'nin bugüne kadar Suriyeli güvenlik güçleri tarafından öldürdüğü kişi sayısı olan 5 binin çok az olduğunu iddia ediyor ve 15 bin rakamını telaffuz ediyor. Buna kanıt olarak da arka bahçelerde gömülü cesetleri öne sürüyor.

Amar Clinton'la görüştü

Amar, birkaç hafta önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile de görüştürülüyor ve ona ordudan ayrılan ve karşı tarafa geçen askerlerin Suriye ordusuna karşı gerilla savaşı başlatacağı bilgisini veriyor. Amar şöyle devam ediyor.

“Ayrılanların silahlarını bırakmaları gerektiğini söylediğinde çok şaşırdım. Bu garip bir istek. Neden Libya'daki muhaliflerden bunu istemediler? Eğer yanlarında silahları olmazsa her an ateş edilip vurulabilirlerse bunu nasıl yaparlar? Bu doğru değil.”

“Amerikalıların sessiz kalmalarını anlayamıyorum“ diyen Amar, “Onların müdahale etmelerini istiyoruz. Askeri olarak. Suriye ordusunu havadan bombalamalarını istiyoruz. Libya'ya müdahele ettiler ve Kaddafi'nin yok edilmesini sağladılar ve biz Esad'a da aynısını yapmalarını istiyoruz. Şu ana değin Suriye'de, Libya'da Obama'nın daha büyük bir katliamı engellemek için askeri bir müdahaleye girişmeye karar verdiği noktaya gelinene kadar geçen süreden daha fazla insan öldürüldü. NATO Kosova'da da gerekli olduğu zaman bombaladı. Bu ikiyüzlülük neden?”

Bu arada Rahim, Suriye'nin laik bir ülke olduğunun ve Batı'nın radikal İslamın başa gelmesinden korkmaması gerektiğini belirtiyor. “Bir sürü grup var, ama birbirimize saygı duyuyoruz. Bu baskıcı rejim gitmeli. Sloganımız özgürlük ve saygınlık. Suriye bunu hak ediyor ve dünyanın bize yardımcı olacağını umuyoruz. İsrail de dahil olmak üzere...”

İsrail'den de muhaliflere yeşil ışık

Amar ve Rahim'in bu çağrılarını İsrail cevapsız bırakmıyor. Washington'da Aralık ayında Isaac Herzog bu Suriyeli mülteciler ile görüşüyor. İsrail meclisinin Savunma ve Yabancı İşler Komitesi üyesi olan Herzog bu görüşme sonrasında “Esad döneminden sonra pozitif süreçler başlama şansı var. ABD ve ortakları insan hakları grupları ile birlikte bu protestoculara daha kitlesel destek vermeli ki, bu süreçler en hızlı şekilde olgunlaşsın. Diğer türlü Suriye kaosa yuvarlanacak” dedi.