Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Zira Irak cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin, Erbil’de Maliki’nin düşürülmesi için Maliki’ye verilen güvenoyunun mecliste sorgulanması amacıyla bir araya gelen muhalif parti ve siyasilerin düzenledikleri oturuma gönderdiği mesajda, Maliki’nin mecliste Şiilerin ekseriyetinin desteğine sahip olduğuna dair yaptığı vurgu ve bundan dolayı Maliki hükümetinin düşürülmesinden vazgeçilmesine dair çağrısı dikkat çekicidir.
Irak’ta bugün yaşanan sorunun perde gerisine bakıldığında en önemli sorunun ve bardağı taşıyan gelişmenin, el’Irakiye ittifakı üst düzey yetkililerinden cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık el’Haşimi’nin, terörist gruplarla işbirliği yaptığına dair Irak Mahkemesi’nin onun hakkında verdiği tutuklama kararı olmuştur ki, Haşimi sözkonusu kararın ardından önce Irak’ın Kürt bölgesi yerel yönetimine kaçmış ve oradan Arabistan ile diğer bazı Arap ülkelerine ve son olarak da sözde tedavi amacıyla Türkiye’ye gitmiştir ve Türkiye’de de bizzat başbakan Erdoğan tarafından desteklenmiştir.
Halbuki, Irak Mahkemesi’nin hakkında tutuklama kararı verilen Haşimi aynı zamanda uluslar arası polis teşkilatı INTERPOL tarafından aranmaktadır. Zira, INTERPOL, Haşimi’nin görüldüğü yerde tutuklanması ve teslim edilmesine dair çağrıda bulunmuş olsa da ne Türkiye ne de Irak’ta Maliki yönetimi karşıtı Arap rejimleri bu çağrılara sürekli kulaklarını tıkamışlar ve tevili olmayan açıklamalar yapmaya kalkışmışlardır.
Tarık El’Haşimi’nin hakkında yapılan gıyabi mahkeme süreci de aslında Irak’ta yaşanan olayların perde ardını gün yüzüne çıkarırken, Irak’ta Maliki karşıtları çözümü, mahkemeye başvurmak yerine Maliki hükümetini yıkmaya yönelik senaryoya girdiler ki bu senaryoda kuşkusuz dış güçlerin de rolü bulunmaktadır.
Maliki önce siyasi baskılar yoluyla geri adım attırmaya çalışan ve öte yandan Mahkeme’nin verdiği hükmün sorgulanması ve zann altına alınması için yapılan büyük propaganda çabalarının fayda vermediğinin ve Irak’ta alıcısının olmadığının görülmesinin ardından senaryo daha da kanlı bir şekle dönüştürülmek istendi ki, bunun neticesinde de bir anda Irak’ın çeşitli yerlerinde her patlama ve saldırıda onlarca insanın hayatını kaybettiği bir görünümün hakim olmaya çalışıldığı görüldü.
Irak’ta yaşanan bu gelişmelerin pekala farkında olan Irak cumhurbaşkanı Talabani gibi bir çok siyasi yetkilinin Maliki muhaliflerinin oynadığı oyunlar bildiklerinden ve sorunun sırf Maliki merkeziyetçi bir görünüm almasından dolayı rahatsızlıkları dikkat çekerken onların muhaliflere dur demesi ise aslında oynanmak istenen senaryonun önüne bir set gibi oldu. Zira, bu durum Maliki’ye olan itimadın ve güvenoyunun azalmasına neden olmadığı gibi Maliki muhaliflerinin hem içeride hem de dışarıda ülkenin milli çıkarları aleyhinde akla hayale gelmedik senaryolar tezgahladıklarını da sergilemekteydi.
Öyle ki, Irak’ın Kürt bölgesi yerel yönetim başkanı Mesut Barzani, Sadr hareketi lideri Mukteda Sadr, el’Irakiye ittifakı lideri iyad Allavi, Talabani’nin Maliki’nin devamına dair verdiği destekten sonra itirazlarını bildiren bir mektup gönderdiler.
Elbette burada belirtmekte fayda var. O da, daha önce Maliki’nin güvenoyuyla düşürülmesine dair imza verenlerin çoğunun daha sonra imzalarını çekmeleri ve Maliki’nin düşürülmesini isteyen parti ve siyasi grupların liderlerinin bugün tek başına kaldıklarının görülmesidir.
Bu gelişmeleri dikkate alarak muhaliflerin Erbil’de Maliki’yi düşürmelerine dair konferanslarına gönderdiği mektupta, mecliste ekseriyete sahip bir başbakanının bazı çevrelerin istediği için düşürülmesinin mümkün olmadığını açık bir dille bildirmesi muhaliflere verilen bir cevap olmuştur.
Bu arada Maliki hükümeti muhalifleri arasında da yaşanan görüş ayrılıkları aynı zamanda bu parti ve siyasi gruplar içinde derin çatlakların meydana gelmesine neden olmuştur.
Kısaca belirtmek gerekirse, Talabani’nin yanı sıra Irak islami Yüksek Meclisi başkanı Ammar Hekim’in hemen hemen bütün siyasi parti liderlerini arayarak Irak’ta yaşanan mevcut sorunun barışçı yollarla halledilmesine dair görüşmeleri ve açıklamaları diğer yandan cumhurbaşkanı yardımcısı firarı Tarık el’Haşimi meselesini Maliki aleyhinde kullanmaya çalışılan senaryonun tutmaması, aynı zamanda Irak meselesine müdahale eden dış güçlerin de yenilgileri manasına gelmektedir.