Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bilindiği gibi Irak Meclisi, Türkmenlerin Irak'ta Araplar ve Kürtlerin yanı sıra "üçüncü ana unsur" olduğuna karar verdi. Şii, Sünni, Kürt bütün grupların katılımıyla.
Önce olayın hikayesi:
Türkmen kararına ilişkin çalışmalar birkaç ay kadar önce başladı. 8 Türkmen milletvekilinin önayak olduğu ve çeşitli gruplardan toplam 74 milletvekilinin imzaladığı bir önerge ile 21 Nisan 2012'de Irak Meclisi'nde bir genel görüşme yapıldı. 39 üye söz aldı "Türkmen hakları" konulu oturumda. Türkmen Talepleri Geçici Komisyonu kuruldu ve Meclis'teki görüşmeleri esas alarak bir rapor hazırlaması kararlaştırıldı sonunda.
Komisyonun raportörlüğünü Irak Türkmen Cephesi'nden Hasan Özmen Bayatlı yürüttü. Bayatlı ile uzun bir görüşme yaptık. Raporu hazırlarken bütün gruplarla istişare halinde olduklarını, itiraz ve önerilere göre ortak bir metin oluşturduklarını özellikle vurguladı. Rapor 26 Temmuz 2012 tarihinde mecliste ele alındı ve oybirliği ile kabul edildi.
KARAR NE GETİRİYOR?
Karar, Türkmenler açısından gerçekten "tarihi" nitelikte. Söylendiği gibi, Irak Anayasasının da ilerisinde. Önemli maddelerini, karar metninden olduğu gibi aktarmakta fayda var:
Türkmen İşleri Yüksek Kurulu kurulacak. Asimilasyona ve demografik değişikliklere karşı Türkmenler korunacak.
Türkmenlere Bağdat'ta ve yoğun yaşadıkları bölgelerdeki üst düzey görevlerde, güvenlik güçlerinde nüfuslarıyla orantılı pay verilecek. Buna uygun yasal düzenlemeler yapılacak.
Türkçe, Türkmenlerin yoğun yaşadığı bölgelerde resmi dil olacak. Türkmenler Türkiye'deki gibi Latin alfabesini kullanabilecek.
Kaynaklara göre, karar kadar uygulanması da önemli. İkincisi, karar ayrılıkçılık yönünde de kullanılabilir, birliğin harcı olarak da. Hasan Özmen Bayatlı'nın açıklamasını bu gözle okumakta fayda var.
TÜRKMENLER SEVİNÇLİ
Kararın bütün Türkmen çevrelerde sevinçle karşılandı doğal olarak. Türkmen internet sitelerinde geniş yankı buldu. Komisyon raportörü Hasan Özmen Bayatlı, sonucu şöyle değerlendirdi:
"Kararı Türkmen manifestosudur. Tıpkı (Kürtlere özerlik tanıyan) 11 Mart 1970 Deklarasyonu gibi önemlidir. Kürt hakları bu hukuki zemin üzerine inşa edilerek bugünkü aşamaya gelindi. Bizler meclise seçildiğimizde bizi Türkmen haklarını sağlamaya ulaştıracak, Anayasadaki eksikliği telafi ederek Türkmen’i üçüncü ana büyük unsur kabul edecek ve haklarımızı güvence altına alacak yasal düzenlemelere götürecek bir yol haritası yaptık ve tüm iç ve dış engelleri aşarak yolumuzda ilerledik. Bu karar, son duraktan bir önceki duraktır. Şu an bizi son durağa götürecek aşamayı kat etmeye hazırlanıyoruz. Bu işin en zor ve meşakkatlisidir.”
TÜRKMENLER VE ARAPLARIN MALİKİ'YE DESTEĞİ ARTTI
Üst düzey Türkmen kaynaklar iki olguya daha dikkat çekiyor. Birincisi, Meclis kararı, Türkmenlere getirdiği yasal statü ve yeni haklarla Anayasanın bile ilerisine geçiyor. İkincisi de, Nuri Maliki hükümeti, Barzani ayrılıkçılığına karşı Türkmenlerin desteğini sağlamaya çalışıyor. Bu kaynaklara göre, Türkmenler arasında Maliki'nin desteği de artıyor zaten.
Maliki'nin ihtilaflı bölgelerde yerel halkın desteğini kazanma çabası Kerkük Türkmenleriyle sınırlı değil. Maliki, aynı çerçevede, Musul ve Kerkük'teki Sünni Arap aşiretleri de kazanmaya başladı. Şammar, Ciburi, Ubeydi aşiretlerinin Maliki'ye destek vermeleri bu kapsamda değerlendiriliyor. Sünni aşiretlerdeki tavır değişikliği, bunların milletvekillerinin tercihlerini de etkili. Amerika ve Türkiye'nin desteklediği İyad Allavi'nin Irakiye grubuna mensup bazı Sünni Arap milletvekilleri, Maliki'ye meylettiler son dönemde. Irakiye'den Ömer Ciburi buna örnek gösteriliyor.
RABİA OLAYLARINDA ABD VE İRAN DEVREDE
Bu arada, Maliki hükümetinin Irak-Suriye sınırındaki bölgeleri denetim altına almak için bazı askeri birlikleri kuzeye kaydırmasının yarattığı gerginlik askıda. Hükümet ve peşmerge kuvvetleri, Rabia'da karşılıklı mevzilenmiş durumda. Arada 700 meterelik bir mesafe bulunuyor. İki taraf da temkinli.
Merkezi hükümet Suriye sınırını denetim altına almak, Irak'tan Suriye'ye silah ve militan geçişini engellemek istiyor. Barzani ise, kontrolün kendisinde kalmasında ısrarlı. Gerilimi çözmek için ABD ve İran devrede. İran'ın girişimleri konusunda bilgi yok. Fakat, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkilinin hafta içinde Bağdat'ta olması bekleniyor.
Davutoğlu'nun da 1 Ağustos'ta Erbil'de olacağını hatırlatalım.
Irak kaynaklarına göre, bu aşamada Irak ve Barzani kuvvetleri arasında kapsamlı bir çatışma ihtimali düşük. Maliki hükümetinin, Irak-Suriye sınırının peşmerge ile ortak denetlenmesi çözümüne "evet" diyebileceğine dikkat çekiliyor. Maliki'nin, bu yolla, Irak'tan Suriye'ye silah ve militan geçişini önleme amacına ulaşacağı vurgulanıyor. Aynı zamanda, merkezi hükümetin ülkenin kuzeyinde yeni bir mevzi kazanacağı belirtiliyor.
Maliki'nin, Rabia olayları vesilesiyle, "anayasaya göre ülkenin sınırlarını merkezi ordu korur" açıklaması, Türkiye-Irak sınırına ilişkin Bağdat'ın yeni hamlelerinin habercisi olarak okunabilir. Malum, Kuzey Irak'la sınırı Barzani peşmergeleriyle PKK birlikte tutmuş durumda. Bağdat'ın Türkiye sınırını da devralma talebine Barzani ve PKK'nın "evet" demeyeceği kesin. Barzani'nin "hamisi" rolündeki Türkiye de karşı çıkarsa, kimse şaşırmasın.
Rafet Ballı
rafballi@gmail.com