13 Ağustos 2012 - 19:30

Allah’ın adıyla Yerinden kalkan Suriye meselesi üzerinden İslam İnkılâbı’na saldırıyor. İslam inkılâbı aleyhine yazmayan ve konuşmayan çok az sayıda kimse kalabilmiştir. Dünyada en fazla aleyhinde konuşulan ve en fazla karalanmaya çalışılan sistem İslam İnkılâbı’dır. Bugünlerde İslam İnkılâbı aleyhine kanaat belirtmek için kuyruğa girildiğini gözlemliyoruz. İnsan, bu derece düşmanlık ve hassasiyet karşısında bu kampanyanın nedenlerini anlamaya çalışıyor. Dünya egemenlerinin İslam İnkılâbı’nı gündem edinmedikleri gün yoktur. Dünya küfrü en büyük karalama kampanyasını bu konuda ortaya koymaktadır. Bu karalamalar ve halkları yanıltmak için sayısız TV, gazete ve radyolar işbaşında oldu ve olmaya devam etmektedir.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bu devasa kampanya ve harcamalardan istedikleri neticeyi elde edememenin sıkıntısını yaşayan dünya egemenleri daha fazla gayret ortaya koymaktan başka yolun olmadığını düşünmekteler. Elbette ki evrensel istikbarla kader birlikteliğinde olan İslam dünyasındaki siyasal iktidarlar da kendi gelecekleri adına bu devasa mücadeleye ellerinden gelen katkıları ortaya koyuyorlar.

Bu çabalarda evrensel istikbarla organizeli ya da organizeli olmadan kendi çaplarında İslam İnkılâbı’nı yıpratabilmek için sayısız İslam karşıtı ve İslamcı guruplar da ellerinden gelen çabaları ortaya koymaktadırlar. Nerdeyse dünyada bu konuda aynı safta yer almaktadır. Bu çapta güç ve çabaların sonuç vermemesi bu cepheyi daha bir saldırganlaştırmaktadır.

İslam İnkılâbı’nın sahiplendiği değerler itibariyle Rusya ve Çin’de evrensel istikbarla birlikte İslam İnkılâbı’nın aleyhindedirler. Dünyadaki tüm devletler materyalist dünya görüşü temelinde ortak paydada buluşuyorlar. İslam İnkılâbı, tevhidi dünya görüşü temelinde bir nizam olduğu için egemen dünyaya değerler itibariyle tek alternatiftir. Amerika ve Rusya’nın materyalist dünya görüşünde asla ihtilafları yoktur. Bu ülkeler kabul ettikleri değerler itibariyle aynı dünya görüşü temelinde buluşmaktadırlar.

Dünyanın yiyicileri, alternatif bir dünya görüşü ve bu görüş temelinde oluşan İslam ideolojisini kendileri için ne kadar tehlike yarattığını biliyorlar. Dünya mazlum ve mustazafları, yaşanan asıl sorunun dayatılan batıl materyalist dünya görüşü ve ideolojilerden kaynaklandığını anlarlarsa ki ancak İslam inkılâbı üzerinden anlayabilirler işte bu tehlikeyi bertaraf için İslam İnkılâbı’nı karalamayı sürdürüyorlar. Dünya yiyicilerinin ve onların uşakları olan İslam ülkelerinin rahatsızlıklarını anlamak çok zor olmasa gerekir.

Son zamanlarda gerek en üst düzeydeki yöneticilerde gerek çok sayıda İslamcı kesimlerde İslam inkılâbını eleştirmek ve mahkûm etmeler oldukça fazlalaştı. Sağcı, muhafazakâr ve İslamcılardan İslam İnkılâbı aleyhine yazmayan ve konuşmayan çok az kimse kalmıştır. Bu saldırganlığın elbette ki önemli nedeni vardır. Bu kesimler ne Rusya’dan ne de Çin’den korku duyuyorlar. Bu kesimler, İslam İnkılâbı’nın duruşundan evet yalnızca duruşundan dolayı sarsıntılar geçiriyorlar.

Bu kesimlerin asıl korkusu, kendilerini İslam ve Müslümanlıkla ilgili görmelerinden kaynaklanıyor. İslam İnkılâbı, duruşuyla dünyanın yiyicilerinin karşısında durulabileceğini göstermiş oluyor. İslam İnkılâbı; Amerika’ya uşak olmadan, Amerika’yla aynı doğrultuda siyaset gütmeden ve Amerika’ya cepheden karşı konulabileceğini ortaya koyuyor. Bu durum, gerek kendilerini islamla ilişkilendiren siyasileri gerek İslamcı yazarların meşruiyetinin sorgulanmasına sebep oluyor.

İslam inkılâbının farklı tutum ve duruşundan dolayı temiz vicdanlarda meşruiyet sıkıntısı yaşayanlar karalamalarla vicdanların harekete geçmesine engel olmaya çalışıyorlar. İslam inkılâbı da Amerika’ya boyun eğse halkların gözleri açılmayacağı için sorun kalmayacaktır.

Bu çevreler açısından şu dünyada İslam İnkılâbı olmasa ve evrensel istikbara karşı bu direniş olmasa ne kadar da iyi olur. O zaman Amerikancı olmanın ve islama dayalı olmamanın yanlışlığı da ortaya çıkmamış olur. İslam İnkılâbı, hiçbir şey yapmasa bile düşman olunması için gerekli sebep vardır. Duruşuyla bu İslamcıların ne kadar gayri İslami ve gayri insani olduklarını ortaya koymuş oluyor.

Bu çevreler koro halinde “Neden İslam İnkılâbı Suriyeli muhaliflerin yanında olmuyor?” diye bağırıyorlar. Suriye’deki muhalifleri desteklemeyenler nasıl islamdan bahsederler diye yönetici ve yazarlar konuşuyorlar. Dünyanın neredeyse tamamına yakın ülkesi muhalifleri desteklerken İslam İnkılâbı da destek vermemiş olsun. Zaten İslam İnkılâbı da o kadar güçlü de değil bunun feryat edilecek yanının olmaması gerekir.

Sonra laik bir ülkenin yöneticileri islamı işin içine katarak İslam İnkılâbı’nın yaptıklarının islama uygun olmadığını avazı çıktığı kadar bağırarak yakınmaması gerekir. Laik bir ülkenin yöneticileri hiçbir yerde laik olduklarını akıllarından ve gönüllerinden çıkarmazlarken ne oluyor da Suriye konusu açılınca radikal İslamcı edasıyla İslam’ı söz konusu ederek ortalığı velveleye veriyorlar.

Bu durum, bu kesimlerde bir korkunun olduğunu ortaya koymaktadır. İslam İnkılâbı’nın Suriye konusunda Amerika ve işbirlikçileriyle aynı safta olmaması bu beyefendilerin gayri İslamiliklerini ortaya çıkarmış oluyor. İslam İnkılâbı da Amerika’yla, İngiltere’yle, İsrail’le aynı safta olsa artık kimseler bu beyleri sorgulamaz. İslam İnkılâbı daha sahneye bile inmemesine rağmen bu çevrelerin rahatı kaçtı. Amerika’yla beraber Suriye muhalefetini destekleyen İslamcılar beş vakit namazda İslam İnkılâbı’nın da kendileriyle beraber Büyük Şeytan’la birlikte olması için dua ediyorlar. Böylece temiz Müslümanlar ve emperyalizm karşıtı olan özgürlüğüne değer verenler nezdinde mahkûm edilmekten kurtulabilsinler.

Ahlaksızların egemen olarak yaşadıkları bir bölgede ahlaklı insanların varlığına tahammül zordur. Çünkü o ahlak abideleri olmasa ahlaksızca yaşamanın kötülüğü de söz konusu olmaz. Böylece rahatları da kaçmamış olur. Yerinden kalkan birçok yazarın “İslam İnkılâbı’nı anlamak mümkün değildir.” diye feryat etmeleri daha bir anlaşılmış oluyor. Bu zavallılar, İslam İnkılâbı’nın evrensel istikbara karşı direnişinden rahatsız oluyorlar. Bu direniş haksa, kendileri batıl olmuş oluyor.

HÜSEYİN TAŞ