14 Eylül 2012 - 09:27

Suriye üzerinde çirkin siyaset yaparak yezitleri Hüseyni gösteren ve Suriye olaylarını Kerbela gibi ulvi ve ilahi kıyama benzetme küstahlığında bulunan bir hükümet başkanına ne denilebilir?

1942'de Bağdat'ta dünyaya gelen el-Haşim-i, askeri akademide eğitim gördü. 33 yaşında ordudan ayrılarak Irak İslam Partisi'ne (IİP) katıldı. Haşimi'nin liderliğini yaptığı IİP 2005 seçimlerinden sonra Irak parlamentosundaki en büyük Sünni grup haline geldi. 4 ay süren hükümet krizinin çözülmesinden sonra nisan ayında Devlet Başkanı Yardımcılığı görevine atandı. Bu göreve geldiği ay içinde önce bir erkek kardeşi sonra da kız kardeşi Meysun Haşimi öldürüldü.

Haşimi'nin lideri olduğu İslam Partisi'nin de içinde yer aldığı Sünni Bloğu, Maliki'yi milisleri silahsızlandırmayı reddetmek ve devlet mekanizmasını kendine mal etmekle suçlayarak, 8 Kasım 2006'da hükümetten ayrılma tehdidinde bulundu. İslam Partisi aynı dönemde ABD Başkanı George W. Bush tarafından ilan edilen, yeni Amerikan birliklerinin konuşlandırılması planını benimsediğini açıkladı.

Temmuz 2007'de Sünni blok, "Irak Uyum Cephesi" Nuri El Maliki liderliğindeki Şiilerin ağırlıkta olduğu koalisyon hükümetinden çekildiğini açıkladı. Aralık 2011'de ABD birliklerinin ülkeden ayrılmasından sonra, Irak Yüksek Yargı Konseyi Tarık el-Haşimi için "terörist gruplarla bağlantısı olduğu" gerekçesiyle önce yurtdışına çıkış yasağı getirildi, ardından da tutuklama emri çıkarıldı.

Tutuklama kararı çıktığı sırada Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin konuğu olarak Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye şehrinde bulunan el-Haşimi, daha sonra, Erbil’e geçerek Mesut Barzani'ye sığındı. Başbakan Maliki, Kürt liderlerden el-Haşimi'nin iadesini istese de bu gerçekleşmedi.

1 Nisan'da, aralık ayından beri kaldığı kuzeydeki Kürt bölgesel yönetiminden ilk kez ayrılarak Katar’a gitti, üç gün sonra da Suudi Arabistan'a geçti.

9 Nisan'da Türkiye'ye gelen el-Haşimi için, Irak hükümetinin başvurusu sonunda 8 Mayıs tarihinde Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) tarafından yakalanması için Kırmızı Bülten yayımladı. Ertesi gün Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, el-Haşimi hakkında Interpol'ün "Kırmızı Bülten" çıkarmasına ilişkin, “Türkiye olarak başından beri desteğimizi verdiğimiz birini iade etmeyiz” açıklamasında bulundu. 30 Temmuz'da da, Türkiye İçişleri Bakanlığı, Tarık El Haşimi için oturma izni verdi.

Neden acaba? Yoksa Türk Hükümeti bu teröristin Irak’ta yapmış olduğu cinayetlerin ortağı veya planlayıcısı mıdır?

20 Mayıs 2012'de, kurdurduğu ölüm tugaylarıyla siyasi muhaliflerine ve Irak güvenlik güçlerine yönelik saldırıları organize ettiği suçlamalarıyla gıyabında yargılanmaya başlanan el-Haşimi ve aynı zamanda damadı olan Ahmed Kahtan için, 9 Eylül'de idam cezasına hükmedildi. Buna rağmen Samiri’nin buzağısı haline gelmiş AKP Hükümeti neden bu adamı canla basla korumakta ve diğer Sünni Arap ülkelerinin bu adama yapmadığı hizmeti kendisi yapmaktadır.

AKP Hükümetinin bu adama oturma iznini neden verdiğini net bir şekilde bize açıklaması gerekmez mi? Yıllardır Suudi rejimine hizmet eden bu adama, neden Suudi rejimi oturma izni vermedi de AKP hükümeti verdi? Bu vahşi ve zalim adam Suudi rejimine sığınmışken, bizzat AKP Hükümeti’nin ricası üzerine Türkiye’ye neden geldi? Çok tuhaf değil mi?

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Haşimi hakkında Interpol 'ün "Kırmızı Bülten" çıkarmasına ilişkin, “Türkiye olarak başından beri desteğimizi verdiğimiz birini iade etmeyiz” sözü çok manidar değil midir?

AKP Hükümeti Irakta Bahreyn’de ve Yemende zulme uğrayan ve vahşice katledilen insanları görmezden geliyor, çünkü orda vahşice öldürülen insanlar Muhammed ve Al-i Muhammed Şiası’dır.

Ve Irak’ta bu vahşeti ve şeytaniliği yapan Haşimi’ye, Türkiye’de oturma izni veriliyor en iyi şekilde ağırlanıyor. Korunuyor ve sahip çıkılıyor.

Yazıklar olsun bile demeyeceğim, çünkü bunlar zaten kendilerine yazık etmişledir.

Sormak lazım Irakta binlerce Müslüman’ın ölmesine sebep olan ve mukaddes mekanları bombalayıp ve ziyaretçilerini hiç acımadan katleden Suudi destekli bu yezide, Türkiye Hükümetinin sahip çıkması yezitçe değil midir veya Esad rejimine takınmış olduğu siyasi tavırla ters değil midir?

El-Kaide terör örgütüne bağlı internet siteleri Irak'ta Pazar günü yaşanan terör saldırılarının, Irak cumhurbaşkanı eski birinci yardımcısı Tarık el Haşimi'ye yönelik mahkeme kararına bir tepki olduğunu bildirdi.

El Kaide terör grubu internet siteleri tarafından yapılan açıklamada, Irak'ın muhtelif bölgelerinde yapılan terör saldırıları ve Irak halkının kanının akıtılmasının, Irak'ta Şii hükümete karşı bir intikam olduğunu küstahça dile getirdi.

El Kaide +Tarık el Haşimi+… Hükümeti = ŞEYTAN VE HİZBİH (Irak’ta yapılan zulüm ve katliamlar)

El Kaide + Suriye’deki sözde muhalifler +… Hükümeti +Samiri’nin Buzağısı Suudi rejimi ve Katar = ŞEYTAN VE HİZBİH (Suriye’de yapılan zulüm ve katliamlar)

El Kaide +Usame bin Ladin+Selefi Vahhabi hariciler =ŞEYTAN VE HİZBİH (Afganistan’da yapılan zulüm ve katliamlar)

Bu artılar o kadar çok ki bunu ancak basiret ehli görür ve idrak eder. Dünyanın herhangi bir köşesinde bir zulüm ve haksızlık varsa bilin ki orda şeytan ve hizbi var.

 Yüce Allah(c.c.)Mukaddes Kitabında şöyle beyan ediyor:

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH ADIYLA

Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah'a pek kolaydır.(4:30 )

İçlerinden bir kısım zalimler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Zulmü alışkanlık haline getirdikleri için biz de üzerlerine gökten azap yağdırdık.(7:162 )

O HALDE EY SAMİRİ VE BUZAĞISI VE ONLARA İMAN EDEN BASİRETSİZLER YAKINDA SİZİN ÜZERİNİZE GÖKTEN İNECEK AZABI BEKLEYİN…

Seyyid Muhammed Baha Safavi / Taha Haber