6 Şubat 2013 - 14:21

Geçen haftanın olayı İsrail’in Suriye’yi vurmasıydı. Hedeflerden sadece biri beni ilgilendiriyor. Suriye’nin Askeri araştırma tesisi. Bu tesis Esad’ın Sarayına da çok yakın. Hem saray, hem askeri tesis uçaksavar füzeleriyle korunuyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ama her nedense İsrail uçaklarını vuramıyorlar. Dışişleri bakanı Davutoğlu da soruyor:” Niye İsrail uçağını vurmadı, bir taş bile atmadı.”

Oysa vurmadı değil vuramadı. Öyle kolay değildir uçak vurmak.

Birileri diyecek ki peki bizim uçağı nasıl vurdular? Hah ben de o noktaya gelmek istiyorum. Biliyorsunuz benim o konudaki iddiam; bizim F-4 vurulmadı kazaen düştü!

İsrail’in uçaklarının vurulamaması benim iddiamı kanıtlıyor.

Şöyle…

Biliyorsunuz bizim uçak füzelerle korunan belli bir üssün üzerinde değil, karmaşık bir rota üzerinde dolaşırken kıyıdan 20-25 km uzakta “deniz üstünde” düştü. Buna rağmen uçağımızın füzeyle vurulduğunu iddia ettiler. Edenler Türk hükümeti, Suriye ve ABD idi.

Şimdi başa dönelim. İsrail uçakları füzelerle özellikle korunan bir tesisi, hem de yine füzelerle korunan başkanlık sarayının yanındaki bir tesisi vurarak, kayıp vermeden evine döndü.

Özellikle korunan bir yeri bombalayan uçakları vuramayan Suriyeliler, bizim bir korunan tesis hedefi filan olmayan, kıyıdan açıkta deniz üstünde uçağımızı nasıl vurdu?

Füzelerin üzerine dalış yapan İsrail uçakları vurulamıyor, sahil açıklarında uçan Türk uçağı vuruluyor bu nasıl iş? Kazaya suikast kılıfı uydurdular; çünkü Suriye’nin de, Türkiye’nin de Amerika’nın da işine geliyordu. Ben inatla uçağımız vurulmadı kazaen düştü dedim, hala da ordayım.

***

Gelelim diğer iddiama, demiştim ki İsrail ve Türkiye bölgede en iyi 2 müttefiktir. Bu son olaylarda bunun izlerini görebiliriz. Türkiye’nin yönlendirdiği isyancılar Suriye’nin füze üslerini ele geçirdi (videolarını yayınlamıştık).

Bunun sonucu olarak İsrail bombardıman yaparken daha rahat hareket etti. Peki İsrail ne yaptı? Türkiye için büyük tehlike arzeden kimyasal tesisleri yok etti.

Süreç devam ederse, Türkiye Suriye’ye girer onu iyice yumuşatırsa ne olacak? İsrail’in bölgedeki en büyük düşmanlarından biri iyice zayıflamış olacak. Bilmem anlata bildim mi?

Yani bölgenin tarihi coğrafyası böyle yazılmış. Kılıçdaroğlu da soruyor “Hükümet İsraille birlikte mi hareket ediyor, İsrail’in Suriye saldırısına niye ses çıkarmıyor?”

Rusya’nın Sesi:"Esad,Türkiye sınırdan geçişlere son verirse Suriye'de çatışmalar iki haftada sona erer dedi" Bu sözler Türkiye’nin Suriye’nin yıkımındaki rolünü ortaya koyuyor. Fotoğraflarda görüyoruz; baştan sona harabeye dönmüş sokaklar caddeler, manzara aynen 1999 Marmara depremini andırıyor.

Kentler yok oluyor, o isyancılar büyük çocuk filan dinlemiyor kafa kesiyor. Hem de tekbirle! Türkiye bunlara destek olmamalıydı. AB ile ABD ile işbirliği yap komşunu cehenneme çevir. Sonra da “Suriye’yi biz onaracağız” de. Ne tarihimize ne coğrafyamıza yakışıyor.

***

Gelelim İmralı sürecine; Başbakan hala oradan bir makam ya da bir ülke gibi söz ediyor. Öcalan ise sadece MİT Müsteşarı Fidan’la muhatap olmak istiyor. Fidan hem İmralı’ya hem de Kandil zevatıyla görüşmek için Erbil’e gidecekmiş.

Yani görüşmeler Erbil’e kayıyor. Barzani olaydan rol kapıyor, ağırlık koyuyor. Neymiş PKK silah bırakıp yurt dışına çıkacakmış.

Sanki silah sıkıntısı var, tekrar bulup dönemezler gibi. Sanki PKK dediğin çok disiplinli ve sadece bir kişinin ağzına bakan bir örgüt. Sanki sınırlar kevgir gibi değil!

Süreçte maşallah herkesin dili uzadı. Bazı hükümet üyeleri bile PKKperver kesildi neredeyse katil bir örgüt değil, şefkat gösterilmesi gereken bir talebe cemiyeti!

Tuncer BAHÇİVAN

tuncer.bahcivan@gmail.com

gazeteci.tv