18 Şubat 2013 - 20:30

En Büyük Felaketler “Çözüm” Adı Altında Dayatılır.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- ABD Başkanı Obama geçenlerde Milliyet gazetesi Washington temsilcisine bir açıklama yaptı. Obama, Kürt sorununun “çözümü” konusunda hükümetin yürüttüğü çalışmaları destekliyormuş!

ABD’nin Kürt kartını Türkiye’yi şekillendirmek için kullandığını sokaktaki Ayşe teyze de biliyor artık. Bu kartı sürekli elde tutmak, yani gerektiğinde kullanabilmek için, sorunun çözülmesi değil, çözülmemesi gerekiyor. Bu bağlamda akla şu soru geliyor: Obama, sorunun çözülmesine destek vererek bu kadar önemli bir kozu Obama niye kaybetmek istesin? Bu kozu kaybetmek istemeyeceğine göre bu işi içinde bir bit yeniği olsa gerek. Bu bit yeniği sakın, “çözüm” diye sunulanın sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirmek, yani daha berbat bir çözümsüzlük olmasın?

Bence Obama’nın açıklaması, bir destek mesajı değil, Türkiye’ye Kürt sorunu üzerinden yapılan dayatmanın en yüksek makamdan diplomatik dille ifade edilmesidir. Türkiye’de Kürt sorununun çözümü vadiyle toplumun her kesimine yöneltilmiş bir dayatma var. Bakın, CHP lideri Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’a yaptığı bir ziyarette, “terör sorununun çözümü siyasi hayatıma mal olacaksa, bunu feda etmeye hazırım” diyor. Başbakan Erdoğan da, Kayseri ziyaretinde, "terörü bitirmek için zehir içeceksin deseler içerim, siyasi hayatıma mal olsa bile" diyerek çıtayı biraz daha yükseltiyor.

 30 yıldır rutin bir şekilde devam eden Türkiye’nin terörle mücadelesi, neden birden bire siyasilere kariyerlerini tehlikeye attıracak kadar önem kazandı? Bu meselenin çözümü, niçin dar bir seçim takvimi öncesi Türkiye’ye dayatılıyor? Bu sorulara cevap bulmaya çalışalım. Obama meselenin çözümünü destekliyor mu yoksa köstekliyor mu o zaman anlarız.

Bölgedeki gelişmeler ve onları şekillendiren beli başlı etmenler şunlardır:

1. TÜRKİYE “HİMAYESİ” OLMADAN BARZANİ DEVLETÇİĞİNİN YAŞATILMASI DA, GENİŞLETİLMESİ DE İMKANSIZDIR

1. ABD’nin giderek zayıflayan askeri, ekonomik ve politik gücü, yakın gelecekte Ortadoğu’yu şekillendireme kabiliyetinin önemli ölçüde azalmasına sebep olacaktır.

2.  ABD’nin zayıflamasına paralel olarak İsrail’in bekası tehlikeye girmektedir.

3.  Kuzey Irak Kürt yönetimi, ülkenin tamamına hâkim olmak isteyen Şii Hükümet tarafından giderek sıkıştırılmaktadır. İran’ın bölgeye uyguladığı baskı, Suriye’nin en az 10 yıl daha sürecek karışıklığı, Barzani’yi Türkiye’ye mahkûm etmiştir. Bu süreçte Türkiye’nin her hangi bir şekilde Barzani aleyhine politika değiştirmesi, Kürt devleti hayallerinin son bulması anlamına gelir. Olası Kürt devleti büyük riske girmiştir.

2. ABD, “İKİNCİ İSRAİL” OLARAK “FREE KÜRDİSTAN”I  KURMADAN ORTADOĞU’YU DENETLEYEMEZ

4. ABD’nin, bölgede bir Kürt devleti kurmadan merkezi Ortadoğu’yu kontrol etmesi ve kendi içi istikrarını koruyarak küreselleşmeyi devam ettirmesi imkânsızdır.

3. T. ERDOĞAN SIKIŞIYOR VE ŞANTAJ YAPIYOR, BU DURUM ABD İÇİN HAYRA ALAMET DEĞİL

5. Erdoğan liderliğindeki AKP Hükümeti, giderek kontrolden çıkabilir. Tayyip Erdoğan, Adanan Menderes’in yaptığı gibi, Batı’yı, destek kesildiğinde yüzüne Doğu’ya, Şangay İşbirliği Örgütüne çevirmekle tehdit etmektedir. Geleceğin Doğu’da olduğunu söyleyen aydınların birçoğunun Silivri’de yattığı düşünüldüğünde, Erdoğan’ın bu çıkışının Sam Amcayı (Küresel Kraliyeti) ne kadar tehdit ettiği anlaşılacaktır.

6.  Erdoğan-Cemaat ortaklığı, bir daha düzelmemek üzere bozulmuştur. Bundan sonra Erdoğan gücü yettiği kadar Cemaati devletten uzak tutmaya çalışacak, Cemaat de Erdoğan’dan kurtulmak isteyecektir. ABD’nin Gladyosu olan Cemaatin etkisizleşmesi, CIA’nın Türkiye’de operasyon yapamaz duruma düşmesi, en azından operasyon yeteneğinin sınırlanması anlamına gelmektedir.

4.  PKK HEDEFİNE ULAŞAMADI

7.  KCK davasında Kürtçe savunma yapmakta ısrar eden sanıklar, kendilerine bu hak tanındığında, Kürtçe bilmedikleri için Türkçe savunma yapmak zorunda kalmışlardır. Bu gerçek, Kürt kökenli yurttaşlarımızın Türk milletinin koparılamaz bir parçası olduklarının önemli bir göstergesidir. “Arap Baharı” sebebiyle, bir dizi ülkede yaşanan insanlık dramı, Türk halkı için önemli bir ders niteliği taşımaktadır. Buna paralel olarak geçtiğimiz yaz PKK’nın “Kürt Baharı” başlatmak maksadıyla giriştiği alan hâkimiyeti mücadelesi, başarısızlıkla sonuçlanmış, bölge halkından arzu ettiği desteği bulamazken, örgüt çok fazla militan kaybetmiştir.

5. TÜRK, KÜRT BÜTÜN YURTTAŞLARIMIZIN  TALEBİ: TERÖRÜN BİTMESİ/BİTİRİLMESİ

Artık 30 yıldır akan kan, kendisini Türk, Kürt veya bir başka etnik kimlikle adlandıran Türk insanını bir çözüm beklentisine sokmuştur. Kürt kökenli yurttaşların bir kısmı, PKK’nin uzantısı olan BDP’li vekilleri, “kan üzerinden siyaset yapan, böylece makam-mevki sahibi olan”, “küçük olsun benim olsun sevdasıyla Güneydoğunun rantını yemeye çalışan”, asalaklar, “emperyalizmin maşaları” olarak görmeye başlamıştır. Türkiye kültürel haklar konusunda atılabilecek adımların tamamını atmışken, BDP’nin hala Kürt kökenli delikanlıların kanını istemesi yakında karşılık bulmayacaktır.  Bu süreçte PKK giderek zayıflamış ve daha da zayıflayacaktır.

8. Bölgesel gelişmeler yakın gelecekte PKK’nın varlığını sürdüremeyeceğini göstermektedir. Musul-Kerkük petrollerinin dünya pazarına açılma ihtiyacı, bölgede ister bir Kürt devleti kurulsun, isterse federal yapıda merkezi Irak hükümetine bağlı kalsın, petrol akışının güvenliği sebebiyle terör örgütünün bölgede varlığını devam ettirmesine müsaade etmemektedir. PKK’nın varlığını İran topraklarında devam ettirmesi mümkün olmadığı gibi, iç karışıklıkla boğuşan Suriye’nin de 1991 öncesinde olduğu gibi terör örgütüne arzu edilen desteği vermesi de mümkün değildir. Bu gerçekler ışığında PKK’nın siyasi uzantısı BDP, bölge halkı için siyasi çözümden başka yol göremez olmuştur. Bu süreç PKK terörünün gerçekten de yakın gelecekte çözülebileceğinin emarelerini taşımaktadır. PKK terörünün bitmesi ise Türkiye’yi küresel aktörlerin oyununu bozabilecek gerçek bir bölgesel güç yapabilir.

OABAMA NEYİ DESTEKLİYOR?

Yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı terör meselesinin çözülmesi konusunda zamanı daralan Türkiye değil, ABD’dir.

Obama’nın destekliyorum dediği çabalar, hükümetin yeni anayasa yapma çalışmalarıdır. Türk halkı yeni anayasa ile Kürt meselesinin çözüleceği masalına inandırılmak istenmektedir. Sam Amcanın Kürt sorununa çözüm adına dayattığı anayasa değişikliği, terörü çözmek için değil tam tersine azdırmak ve batı illerine yaymak içindir. Bu planın temelde üç hedefi vardır:

1) Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurmak

2) Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak (“Kürt Baharı”)

3) Bu süreçte Erdoğan’dan kurtulmak

Yukarıda izah edilen oyunun tutabilmesi için anayasa değişikliğinin mutlaka seçimlerden önce yapılması gerekmektedir. Hikâyeyi en heyecanlı noktasında kesip, devamı bir sonraki yazıya bırakıyoruz.

Mehmet Bori