Hırsızlığın had hükümleri
2. Hırsızlık yapan kişinin akıl sahibi olması gerekmektedir. Dolayısıyla eğer deli birisi deli olduğu dönemde hırsızlık yaparsa ta’zir edilir. Eğer akıllı olduğu dönemde hırsızlık yapar ve sonra delirirse meşhurun görüşüne göre hırsızlık haddi düşmez.3. Şüpheyle olmaması gerekir. Örneğin kendi malı olduğunu sanarak bir şeyi alır, ancak sonradan onun malı olmadığı anlaşılırsa, yahut ortak olduğu maldan kendi hakkı kadarını alırsa. Ama eğer kendi hakkından çok alırsa ve aldığı mal elin kesilme miktarına (nisaba) ulaşırsa hırsızlık haddi uygulanır.
4. Malda ortaklık olmamalıdır. Bazı ulemanın görüşüne göre bu konu kafirlerle savaş sırasında onlardan ele geçirilen ganimetin taksim edilmeden çalınmasıyla aynı hükme sahiptir. Bunlara göre bunun eli kesilmez.
Ancak ulemaların çoğunluğu eğer kendi payından çok alır ve kesilme nisabına ulaşırsa ellerinin kesilmesinin gerekliliğini söylemişlerdir.
5. Paranın örf açısından (hirz) muhafaza edilen ve korunan bir yerden alınması gerekir. Paranın korunması için saklandığı para kasası, çelik kasa, sandık gibi bir yer olması gerekir. Örneğin altın ve gümüşün saklanması için bir sandığa (çelik kasada olabilir) konularak kilitlenmesi. Yahut at, inek…vb. gibi hayvanların ahırda olması ve kapısının kilitlenmesi gerekir. Yahut malın dükkanda olması ve kapısının sıkıca kapatılarak kilitlenmesi gerekir. Malın toprağa kuyulanması meşhurun görüşüne göre muhafaza hükmündedir.[1]
Eğer birisi her hangi bir malı veya parayı camilerden, okullardan, hamamlardan, saunalardan, konuk evlerinden… çalarsa elleri kesilmez. (Çünkü hirz hükmünde değildir, ancak cami veya benzeri yerlerden kilitli kasa gibi bir yerden kırılarak para veya mal çalınırsa eller kesilir.)
Eğer bir kimse ağaçlardan meyve çalarsa, ellerini kesmezler. (meşhur fakihlere göre) bazı ulemalara göre eğer meyve ağacı duvarlarla kaplı kilitli bir bahçede ise ve ayrıca kapıları kilitli ev hirz (korunmuş ve muhafaza edilmiş) hükmünde olduğunu söylemişlerdir. (korunmuş ve muhafaza edilmiş yerlerden bir şeyin çalınması ellerin kesilmesini icap eder)
6. Hırsız, hirzi (kilitli sandık, para kasası…gibi şeyleri) kırarak mal ve parayı oradan dışarı çıkarmalıdır. Dolayısıyla eğer birisi hirzi kırar ve başka birisi malı dışarı çıkarırsa hiç birisinin elleri kesilmez. Bilakis hirzi kırandan hirzin parasını, malı ve parayı alandan da malın karşılığının tazminatı alınır. Eğer hirzi kıran kişi içerisinden de elin kesilmesini gerektiren miktarda mal alırsa bu durumda elleri kesilir. İçeriden paranın alınması ister kendisi tarafından direk alınsın, ister iple çekilip alınsın, ister bir araç vasıtasıyla çekilsin, ister çekilsin, ister itilsin, ister bir çocuğa çektirilsin… her surette aynı hükme sahiptir.
7. Çalınan mal baba tarafından olmamalı. Eğer baba oğlunun malını şartlarına uygun olarak çalarsa babanın elleri kesilmez. Babanın babası da aynı hükme sahiptir meşhurun görüşüne göre. Bazıları anneyi de hükme dahil etmiştir.
8. Gizlice çalmalıdır. Dolayısıyla eğer birisi aleni bir şekilde birisinin malını zorla alırsa böyle birisinin elleri kesilmez.
9. Misafir olmamalıdır. Bir çok ulemanın görüşüne göre malı misafirden saklamaması ve misafirin hirzden almaması durumunda bu hüküm geçerlidir. Dolayısıyla eğer sandığı açar veya kapıyı kırarsa elleri kesilir.
10. Çalınan miktar el kesme nisap haddine ulaşmalıdır. Bu konuda ulemalar arasında icma bulunmaktadır.
11. Mal sahibi davacı olmalı, malını talep etmeli ve elin kesilmesini istemelidir. Dolayısıyla eğer mal sahibi –şer’i hakimin karşısında hırsızlık sabit olmadan önce- davacı olmaz, yahut malından geçer ve elin kesilmesini talep etmez ve hırsızı bağışlarsa elleri kesilmez. Ancak eğer davacı olduktan ve şer’i hakime hırsızlık sabit olduktan sonra hırsızı bağışlarsa had düşmez. (Meşhura göre)
12. Hirzden alınan mal ister bir defada alınarak nisap haddine ulaşsın isterse kaç kerede alınarak nisap haddine ulaşmış olsun hüküm aynıdır. Yani eller kesilir. (Ulemanın çoğunluğunun görüşüne göre)
Ellerin Kesilme Nisabı
Ulemalar arasında meşhur olan görüşe göre bir dinarın dörtte biri nisap haddidir.[2] Yani hırsızlık yapan kişinin çaldığı malın miktarı bu hadde ulaşmalıdır. Eğer bu hadde ulaşmazsa elleri kesilmez.
Sahih bir hadiste Hz. İmam Cafer Sadık’tan (aleyhi selam) dinarın dörtte birinden az miktarın çalınması halinde hırsızlık sözcüğünün hırsızlık yapan için kullanılıp kullanılmaması gerektiği ve böyle birisinin Allah katında hırsız olarak adlandırılıp adlandırılmadığı sorulduğunda imam (aleyhi selam) şöyle buyurdu: “Her kim Müslüman birinden sakladığı ve koruduğu bir yerden bir şeyini çalarsa ona hırsız sözcüğü kullanılır ve o Hak Teala karşısında hırsızdır, ancak eğer dörtte bir miktarından azsa eli kesilmez…”
Hırsızlık Haddinin Açıklanması
Her ne zaman baliğ ve akıl sahibi birisinin nisap miktarında korunan bir yerden hırsızlık yaptığı sabit olursa hırsıza malı mal sahibine geri vermesi farzdır. Eğer mal telef olmuşsa mislisini veya kıymetini vermelidir. Şer’i hakim ise hırsızın sağ elinin dört parmağını el ayasıyla birleştiği yerden kesilmesini emreder. Baş parmak ve sağ elinin ayası abdest ve namaz kılması için bırakılır. Sünnilerin söyledikleri gibi bilekten kesilmez.
Eğer sağ elin dört parmağı kesildikten sonra bir defa daha hırsızlık yaparsa sol ayağı topuklar kalacak şekilde ayak bileğinin üst çıkıntısının olduğu yerden kesilir. Sünnilerin yaptıkları gibi ayak bileğinden kesilmez. (Ehlibeytten uzak kalmanın acı bir sonucu) Topukları namazda ayakta durabilmesi için kesilmez ve geride bırakılır.
Eğer üçüncü defa hırsızlık yaparsa el ve ayakları kesildikten sonra onu müebbet hapse mahkum ederler.
Eğer bu defa hapiste nisap miktarı kadar korunan bir yerden bir şey çalarsa öldürülür.
Cepten Para Çalmak
Cebin hirz sayılıp sayılmaması konusunda tek bir görüş bulunmamaktadır. Eğer birisinin cebinden bir şey çalarlarsa meşhurun görüşüne göre cebin iç mi dış mı olduğuna bakılır. Eğer iç cepten para çalınmışsa eller kesilir. Yok eğer dış cepten bir şey çalınmışsa eller kesilmez.
İki Mesele
a) Eğer hırsızlık yapan kişinin sağ eli olmazsa (kısas sonucu veya iş kazası gibi sebeplerden önceden kesilmiş veya kopmuşsa) bazıları sol elinin, bazıları da sol ayak bileğinin kesilmesini söylemişlerdir. Konuda ihtilaf vardır.
b) Hırsızlık yapan kişinin sağ eli felçli ise meşhurun görüşüne göre sağ eli kesilir. Bazıları felçli elin kesilmesi halinde kanın durdurulamayacağını dolayısıyla kişinin ölümüne sebep olunacağından sol elini, yahut sol ayak bileğini, yahut hapse atılması gerektiğini söylemişlerdir.
Meşhurun görüşüne göre hırsızlık yapan kişinin eli kesildikten sonra kanın durması ve ölmemesi için kaynar yağa sokulması müstahaptır.
Hırsızlık Haddinin Sabit Olması
Meşhurun görüşüne göre iki kişinin şahitliği[3] veya iki kere hırsızın hırsızlık yaptığını ikrar etmesiyle sabit olur. Bazıları bir kere ikrar etmenin yeterli olacağını söylemişlerdir. Meşhurun görüşüne göre eğer bir kere ikrar ederse (çaldığı) malı ondan alırlar, ancak ikinci ikrarını edene kadar had vurmazlar.
Zorla ve işkenceyle alınan ikrarın şeriatta bir değeri yoktur. İsterse çaldığı malın aslını geri getirmiş olsun.
ABNA.İR
[1] - Eğer altın ve gümüş kilitli ve kapalı bir yerden çalınmazsa; at, inek… gibi hayvanlar ahırda olmaz ve kapısı kilitlenmezse; dükkanın kapısı kilitlenmezse… buralardan çalınan mallardan -miktarı ne kadar olursa olsun- ötürü hırsızın eli kesilmez.
[2] - ½ halis şer’i miskal altın.
[3] - Yukarıdaki şartların şahitlik esnasında söylenmesi zorunludur.
İLGİLİ HABERLER
İslam’da Zina Haddi ve Hükümleri (+18)
Livata, lezbiyenlik, İstimna, Pezevenklik, Hayvanlar ve Ölülerle Cinsel İlişkinin Hükmleri (+18)