Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hıristiyan ve Yahudi dünyasına ardı arkası kesilmeyen diyalog çağrısı sıralayanlar, Ehl-i Beyt mektebi ile tüm iletişim kapılarını kapatmayı dini bir gereklilik görüyorlar! Büyük Şeytan’ın ülkesinde ikamet etmekte beis görmeyenlerin “İslam İnkılâbı” karşıtlıkları, “yolum İran’dan geçecekse hacca gitmeyi tehir ederim” aşamasına ulaşmış durumda.
İntihar eylemleri ile katledilen “Şii Müslüman”ların haberleri, cemaat medyalarında magazin haberleri kadar yer bulamıyor. Uzakdoğu ve Hollywood filmlerini peşi peşine yayınlamakta beis görmeyenler, İran sinemasının tek kelimeyle mükemmel denilebilecek yapımlarına Şiiliğe özendirebileceği gerekçesiyle rezerv koyuyor, yok sayıyorlar.
Bütün bunlar, Ehl-i Beyt öğretisinin muazzam etkileyici gücü ve dayanılmaz çekiciliğini kırabilmek için. Ehl-i Beyt mektebine karşı yürütülen antipropaganda sürecinde de her yolu mubahlaştırmış olmalarına karşın istedikleri neticeyi elde edemiyorlar. Gerek iletişim çağının getirdiği nimetler ve gerekse dünya milletlerinin ulaştığı ortak “insan hakları” seviyesi dolayısıyla Ehl-i Beyt mektebi tarihte hiç olmadığı kadar kendini anlatma ve tanıtma imkânı elde etmiş durumda. Bu vakıa karşısında cemaatler, öncelikle kendi müntesip ve gelecekleri açısından büyük bir kaygı içerisindeler.
Biz cemaatlere küçük bir iyiliğimiz olsun diye, “cemaatler için müntesiplerini Şiilikten korumanın yolları”nı izah eden mini bir yol haritası hazırladık. Bu maddeleri hayata geçirebilirlerse müntesiplerini bir nebze olsun koruma altına almış olurlar. İşte “Cemaatler için müntesiplerini Şiilikten korumanın yolları!”
1- Akıl tutulması oluşturma ya da akılları kiralama
Her fırsatta aklın değerini düşürücü ve akla dayanmanın sapkınlık olduğunu ifade eden konuşmalarla müntesibin “düşünme melekesi” dondurularak “akıl tutulması” yaratılacak. Bu başarılamazsa, “cemaat üyesi gassal elindeki meyyit gibi olmalıdır” felsefesi işletilerek, müntesip; liderin, ağabeylerin, ablaların kör taklitçisi yapılarak “aklının kiralanması” yoluna gidilmeli.
2- Ehl-i Beyt’i ve Ehl-i Beyt imamlarını sanallaştırma
Ehl-i Beyt’i en çok biz seviyoruz, Ehl-i Beyt İmamlarına en çok biz değer veriyoruz; “bakın, her birimizin ismi ya Ali’dir, ya Fatıma”, söylemi dillerden düşürülmeyecek. Ancak, hiçbir konuda Ehl-i Beyt İmamlarına müracaat edilmeyecek. Hakikatte yaşadılar mı yaşamadılar mı belli olmayacak. Ehl-i Beyt İmamları, pratik kişilikler olmaktan çıkartılıp, birer sanal şahsiyete dönüştürülmeli.
3- Tarihi ve tarihi yaşanmışlığı kutsama
Tarihi yaşanmışlık “hak”kın ölçüsü ve kendisi kabul edilecek. Tarihin belli dönemleri ve hasbelkader yaşamları bu döneme gelmiş kişilerin tümü kutsanacak. Fazilet ölçüsü tarihi yaşanmışlığa göre belirlenecek. Ayrıca “hilafet” gibi yüce makamlara oturmuş kişilerin, oturdukları makam dolayısıyla yaşantıları, ahlakı, irfanı, bilgisi, birikimi ne olursa olsun kutsallık kazandığı anlayışı müntesiplerin beyinlerine kazınmalı.
4- “Vardır bir hikmeti” anlayışının kazandırılması
Müntesiplerin aklen ve dinen uygun bulmayarak kabullenmekte zorluk yaşadıkları durumlarda: “Sen büyüklerden, bunca âlimden daha mı iyi bileceksin. Sen anlayamamış, akla ve dine aykırı bulmuş olsan bile mutlaka “vardır bir hikmeti!” sözü dillere pelesenk edilmeli. Bu sayede müntesip, çelişkilerle yaşamasını öğrenecek, zıtlıklar içerisinde yaşamını sürdürebilecektir.
5- Müntesiplerin hayatını sınırlama
Cemaat mensuplarının konuşacakları konular, okuyacakları kitaplar, seyredecekleri programlar merkezden belirlenmeli, sapmalara asla müsaade edilmemelidir. Özellikle Ehl-i Beyt İmamlarının mübarek sözlerinden oluşan Nehc’ül-Belağa, Sahife-i Seccadiye, Tuhef’ul-Ukul gibi eserlerle tanışmaları kesinlikle engellenmelidir. Gerekirse tüm doğulu, batılı yazarlar okutulmalı, ancak müntesipler, kendilerinde muazzam bir etki ve çekim gücü olan Ehl-i Beyt kaynaklarından uzak tutulmalı.
6- Şia’yı kesinlikle kendi kaynaklarından tanımaya yönelmeme
Şia’nın inanç, irfan ve ahkâmını tanımak için kesinlikle onların kendi kaynaklarına müracaat edilmemeli. Çünkü Şia’nın bu tür kaynaklarının inanılmaz bir ikna kabiliyeti var. Özelikle ekollerin inançlarının karşılaştırmalı okunması ve araştırılmasından uzak durulmalı. Çünkü Şia, herhalde art niyetinin (!) gereği tüm inançları araştırmış ve müthiş bir külliyat oluşturmuştur. Şia’yı öğrenmenin en iyi yolu, onu karşıtlarının yazdığı kaynaklardan öğrenmektir.
7- Kuran’ın tefsirinde Ehl-i Beyt’e müracaat etmeme
Kur’an-ı Kerim üzerine yapılan araştırma ve tefsirlerde Ehl-i Beyt’ten yararlanma yoluna gidilmemelidir. Zira Sünni mektebin elinde Ehl-i Beyt ve Ehl-i Beyt İmamlarından rivayet edilen bilgiler yoktur. Bu alanda Şia’nın eli kolu doludur. Eğer Kuran’ın tefsirinde Ehl-i Beyt’e yönelinilirse, doğal olarak Şia kaynaklarından yararlanmak gerekecektir ki, bu bile başlı başına büyük bir tehdittir.
8- Şialarla aynı ortamı paylaşmaktan kaçınma
İnsan sosyal bir varlık olduğundan hayat içerisinde ister istemez Şii Müslümanlarla aynı ortamı paylaşmak zorunda kalabilirsiniz. Böyle bir durumda, özellikle de okuma yolu ile bu mektebi kavramış Şia biriyle aynı ortama düşünce, dini mevzulardan konu açılmaması için hızlı davranıp spor, magazin, iş, güç gibi gündelik meseleler gündem edilmeli ve uygun bir mazeret bularak ortam en hızlı bir şekilde terk edilmeli.
Sonsöz
Cemaatler, Şiilikten etkilenmelerini önlemek için önerdiğimiz yol haritasına uyar, müntesiplerini “canlı robot”lara çevirirler mi bilmem. Ancak inandığım bir hakikati paylaşarak bitirmek istiyorum: “Cemaatler her ne yaparsa yapsın, konuşulduğunda, okunduğunda Ehl-i Beyt Mektebinin inanılmaz bir ikna kabiliyeti var. Onunla tanışınca onu çok daha derinden tanıma ihtiyacı duyuyorsunuz. Ve niçindir bilmem onu tanıdıkça kendinizi “Kevser havuzu”na ulaşmış gibi hissediyorsunuz.”
Kemal Şükrü SEVİNDİK
kssevindik@hotmail.com