7 Mayıs 2013 - 16:25
'Yalan Rüzgarı' -2

AKP iktidarının Patriotlardan Kürecik radarı, İsrail ile planlı gerginlikten mayınlı arazilerin temizlenmesi ve sözde açılımdan Suriye’ye karşı izlenen politikaya kadarki icraatları yalan çıktı

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD, İngiltere, Türkiye, İsrail ve Kürt blokuna karşı Rusya, Çin ve İran ittifakının Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan Kafkaslar’a uzanan, “enerji kaynaklarına el koyma” temelli stratejik oyun Suriye’de sıcak savaşa dönerken, taraflar gelişen durumlara göre yeni hamleler yapıyor. ABD ve İngilizlerin başı çektiği yeni şemada, Türkiye “lojistik”, İsrail “vurucu”, S. Arabistan, BAE ve Katar ise “mali” güç olarak sahaya sürüldü. İran ve Suriye’yi pasifize etmek, Şii egemenliğine son verip, Sünniler üzerinden bölgedeki hakimiyetini genişletmek isteyen emperyal güçlerin dayatmaları, iktidar tarafından uygulanan psikolojik propaganda yöntemleriyle Türk milletinin dikkatinden kaçırılmaya çalışılıyor.
 
“Davud’un Sapanı” 
 
Projeyi gerçekleştirmek için ABD tarafından önce Malatya Kürecik’te radar istasyonu kuruldu. Oysa Kürecik Radarı, Suriye’ye karşı değil, İran’a karşı kurulmuştu ve İran’ın tüm faaliyetleri adım adım izleniyordu. İsrail Gazze’ye saldırdığında İran’dan cevabi bir saldırı gelebilir düşüncesiyle Kürecik radar sistemi devreye girdi. Tarama sahası içindeki Gazze’yi de taramış oluyor. Gelen veriler İsrail tarafından alınıyor ve “Davud’un sapanı” adı verilen füzesavar sistemi harekete geçiyor. Böylece İsrail’in “demir kubbe” adını verdiği koruma kalkanı ile Hamas’ın attığı füzeler vuruluyor. Gazze’de tespit edilen hedeflerin vurulması da işin cabası. İsrail’e karşı “One minute” edebiyatı yapanlar ise bir suçluluk psikolojisi içinde ağlama seremonisiyle işi örtbas etmek istiyor.
 
Planlı gerginlik
 
Ardından, yine Suriye’ye karşı olduğu bildirilen aslında İran’a karşı kullanılacak olan ve NATO’dan temin edilen Patriot füze bataryaları Adana, Gaziantep ve Kahramanmaraş’a konuşlandırıldı. İran başta olmak üzere Orta Doğu’da hakimiyet kurmak isteyen ABD bunlarla da yetinmedi ve Türkiye’ye “tarıma açılacak” iddiasıyla Suriye’de iç savaş çıkmadan çok önce sınırdaki mayınlı arazileri temizletti. Kısa bir süre sonra Suriye’de başlayan iç savaşla binlerce isyancı mayından temizlenmiş arazileri geçerek Türkiye’ye geldi. İngilizler ise her zamanki sinsi planlarından birini uyguladı. Türkiye’deki işbirlikçilerini de kullanarak Mavi Marmara baskınına zemin hazırladı, Türkiye’yi planlı gerginlik operasyonunun baş aktörü yaptı. İsrail’in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak Türkiye’den özür dilemesinden sonra akla “3 yıldan beri ne değişti de İsrail özür dileme ihtiyacı duydu” sorusu geldi. Çünkü İsrail’in Türkiye ile iyi ilişkilere Türkiye’nin kendisiyle olandan daha fazla ihtiyacı var. Mısır’daki ihtilal çemberi daraltırken, İsrail bu sıkışmayı İran istikametinde patlayarak, böylece ABD’yi de arkasına alarak aşmak istiyor. Obama ise İsrail’in istediği desteği Türkiye’yi “payanda” olarak öne sürerek vermek istiyor.

yeniçağ