26 Mayıs 2013 - 19:30
Esad neden başarılı?

Suriye ordusunun Nisan başından itibaren sahada parlak başarılar elde etmesiyle yönetime ömür biçenler yeni bir olguyu tartışmak zorunda kaldı: "Esad savaşı kazanıyor mu?" Sahadaki gelişmeler olumlu yanıt vermeyi kolaylaştırsa da henüz ordunun topyekün bir zafer kazanması mümkün görünmüyor

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye’ye karşı yürütülen vekâlet savaşında ordunun elini güçlendirdiği ve militanların zayıf bir görüntü çizdiği yeni bir dönem, Nisan ayı itibariyle başladı. Bu yeni durum, dış destekli silahlı militanları destekleyen ana akım medyada “Esad savaşı kazanıyor mu” sorusunun yaygın bir biçimde tartışılmasına neden oldu. Şam, Dera ve Humus’tan gelen haberler bu soruya olumlu yanıt verilmesini kolaylaştırıyor ancak yine de topyekün bir zafer, kendilerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adını veren gruba yapılan büyük dış destek kesilmedikçe, mümkün görünmüyor.

YOUTUBE ZAFERLERİ2012 yılının Kasım ayından, geçtiğimiz Nisan ayına kadar uzanan dönemde, Suriye ordusu sahada geri adımlar atmak zorunda kaldı. Bu geri adımların bir kısmı ÖSO’nun başarı hanesine yazıldı. Geri çekilme döneminin arka planında ise daha sonra ortaya çıkarılan Hırvat silahlarının Türkiye ve Ürdün üzerinden Suriye’ye akması vardı. Hatırlanacağı üzere, Suudi Arabistan tarafından Hırvat ordusundan alınan 3 bin 500 ton ağır silahın Suriye’ye sokulmasına hemen Ekim ayında başlanmıştı. Sahadaki bu baskıyı dengelemek için Suriye ordusu başarılı bir stratejiye yöneldi. Söz konusu strateji, kent merkezlerinin ve önemli askeri üslerin korunması için, fazlaca önemi olmayan bölgelerden çekilmek şeklinde özetlenebilir. Bu durum, ÖSO’nun gerçekte kazandığından daha fazlasını ele geçirdiği gibi bir yanılgıya yol açtı. Youtube’a yüklenen “zafer” videoları yaygın olarak Batı basını tarafından servis edildi ve Devlet Başkanı Beşar Esad’ın zamanın daraldığı yorumları da bunu takip etti. Ancak aslında ordu, bu hamlesiyle: I) Militanların elindeki stratejik noktalara kritik operasyonlar düzenleyebilecek bir pozisyon kazanmış oldu. II) Ordunun stratejik noktalara yönelik yığınağı nedeniyle ÖSO militanları da daha fazla ilerlemek yerine çoğu zaman ellerindekini korumaya yöneldiler. III) Suriye ordusu da bu yeni pozisyonda, üstün hava gücünü veya topçu gücünü kullanarak önemsiz bölgelerde biriken militanlara ağır kayıplar verdirdi.

NİSAN MİLADI Suriye yönetimi, bu süre zarfında önemli bir adım daha attı: Ulusal Savunma Kuvvetleri’nin kurulması. Aslında savaşın başından beri orduya yardımcı olan veya bölgelerini savunan milisler vardı ancak 2013 başından itibaren bu birlikler merkezi bir çatıda birleştirildi ve daha iyi ekipmanlara kavuştular. Bugün ordunun yanı sıra, bu yardımcı gücün 60 bin savaşçıya ulaştığı tahmin ediliyor. Çoğu zaman yaşadıkları yerlerde ÖSO’ya veya El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi militanlarına karşı mücadele eden bu birlikler, alan savunması konusunda Suriye ordusundan çok daha büyük bir başarıya imza attılar. Özellikle Suriye’nin ortasında yer alan ve Şam ile sahili birbirine bağlayan Humus’un güvenli kent ilan edilmesinde bu birliklerin rolü büyük oldu. Nitekim yine Humus’a bağlı ve şimdilerde büyük bir savaşa zemin olan Kuseyir’deki başarılı operasyon, kentin kırsalına düşen, Lübnanlı Şiilerin yaşadığı köylerinin silahlandırılmasıyla mümkün hale geldi. Şimdi Suriye ordusunun Kuseyir’deki birlikleri, kendisini dışardan gelecek saldırılardan koruyan ve militanların kaçış ve ikmal için kullanabilecekleri güzergahları tıkayan bu gücün koruması altında kentin üçte ikisini ele geçirmiş durumda. Lübnan’dan Suriye’ye uzanan ÖSO militanlarının kullandığı güzergahın en önemli halkası olan Kuseyir’de uygulanan taktik tümüyle başarılı olursa, benzer operasyonların Halep ve İdlib’te de uygulanacağını düşünmek mümkün.

KUZEYDE SAVUNMA GÜNEYDE SALDIRI Ancak Nisan ayında, Kuseyir kadar dikkat çekmese de, savaşı belirgin biçimde değiştiren başka bazı ordu başarıları da oldu. Bunlardan ilki 15 Nisan’da Halep ve İdlib’i birbirine bağlayan Vadi Deyf’teki askeri üssün kuşatmasının kaldırılması oldu. Ardından ordu, 18 Nisan’da stratejik öneme sahip Babuleyn’i ele geçirerek Hamidiye ve Vadi Deyf’teki kuşatmayı tümüyle sona erdirdi. Bu adımı hemen Halep’in güneyindeki Azize’nin alınması takip etti, Mayıs ayında da ordu güneydeki Şeyh Said’e girerek Halep Havaalanı ile merkezin bağlantısını sağlamış oldu. Ancak yine de Halep savaşında ordunun en kritik üssü olan Ming Askeri Havaalanı’ndaki ÖSO kuşatması kırılmış değil. Ayrıca ÖSO birlikleri Mayıs ayında kuzeydeki merkez cezaevine saldırılarda bulunurken, İdlib merkezi koruyan en önemli üslerden biri olan Gençlik Kampı, geçtiğimiz hafta ÖSO’nun eline geçti. Suriye ordusunun daha savunmacı kaldığı kuzeyin aksine, güneyde denge tümüyle ordunun lehine değişmiş durumda. Şam savaşında ÖSO’nun ana ikmal merkezi olan Uteybe ve Dera Savaşı’nda Ürdün’den gelen mühimmat ve silahın ÖSO birliklerine dağıtıldığı Hırbet Ğazele, Mayıs ayında ordunun eline geçti. Böylelikle ordu, Şam’ın doğusundaki kırsal bölgeyi ve Dera’nın kırsalını tümüyle kontrol edebilir hale geldi.

HAZİRAN ÖNCESİNE DÖNÜLÜR MÜ?Şimdi Suriye ordusunun hedefi, Cenevre’de Haziran ayında yapılacak müzakereler öncesinde yönetimin eline güçlü bir kart vermek, ayrıca Suriye’deki savaşı tümüyle bitiremezse bile 2012 yılının Haziran ayının öncesine döndürmek. Haziran ayında ÖSO’nun büyük Halep saldırısının ardından Baas Partisi’nin yayın organı olan El Vatan, ordunun başlattığı karşı saldırıyı “bütün savaşların anası” olarak nitelendirmişti. Kent merkezi ordunun kontrolünde olsa da, Halep kırsalının büyük bir kısmı ÖSO ve El Nusra’nın denetiminde ve güney Halep’te kazanılan başarılara rağmen, henüz ordu savaşı Haziran öncesine döndürmekten uzak görünüyor. Ayrıca Mart ayında El Nusra’nın eline geçen Rakka merkezinin yeniden Şam yönetiminin eline geçmesi zor. Diğer yandan, Irak’tan Bağdat yönetiminin karşı koymasına rağmen yoğun biçimde militan ve silah desteği sağlayan El Nusra ve ÖSO, doğudaki Deyir Ez Zor’da da ağırlığını hissettiriyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda Şam’ın topyekün bir zafer kazanmakta olduğu yorumları fazlaca gerçeği yansıtmıyor. ABD’nin Katar ve Türkiye koalisyonunu devre dışı bırakarak, Suudi Arabistan’ı öne çıkarmasıyla militanlara yönelik silah yardımı azalmış olsa bile, bu bir daha asla yeniden körüklenmeyeceği anlamına gelmiyor. Çarşamba günü ABD Dışışleri Bakanı John Kerry, Suriye ordusunun sahadaki kazanımlarını “geçici” olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan’ın hazırlıklarının farkındaydı.

ESAD NEDEN BAŞARILI? Ancak yine de Suriye ordusunun başarılarının Esad’ın eline Cenevre’de sağlam bir koz vermiş durumda. İktidarına ömür biçilen Esad’ın emrindeki ordunun başarılı askeri hamleleri sayesinde, Suriye yönetimi Cenevre’de kendi şartlarını dayatabilecek ve dahası kendisine dayatılan şartları reddedebilme hakkına sahip olacak. Aslında askeri galibiyetlerden çok, Esad’ın başarısı da, yenilmeyerek bu planları bozmaktan geçiyor. 27’inci ayını geride bırakmaya hazırlanan savaşın hâlâ anası Halep ve burada büyük bir ordu başarısı olmadan, tümüyle Esad’ın kazandığını söylemek mümkün değil.

Ali Örnel -soL Gazetesi