11 Ağustos 2013 - 10:00
Ortadoğu gündemi

Geçen hafta Filistin halkının uzlaşma müzakerelerine yönelik protesto eylemlerinin sürmesi, Irak'ta terör saldırılarının devam etmesi ve Irak yönetiminin teröristlerle mücadelesinden başka Arabistan ve Bahreyn'de protesto eylemlerinin Suud ve Halife rejimince şiddetle bastırılması, Ortadoğu'nun önemli gelişmeleriydi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Geçen hafta haber kaynakları Filistin halkının özerk teşkilatla siyonist rejim arasında uzlaşma müzakerelerine yönelik protesto eylemlerinin sürdüğünü duyurdu. Filistin özerk teşkilatı ile siyoist İsrail arasında uzlaşma müzakereleri bir kaç gün önce yeniden başladı.

Söz konusu müzakerelerin ilk ayağı Amerika'da başlarken, işgal altındaki Filistin'de devam etmesi kararlaştırıldı. Ancak ne var ki uzlaşma müzakerelerinin yeniden başlaması eli kanlı rejimin Filistin milletine yönelik yayılmacı ve baskıcı politikalarının şiddet kazanmasına ve öbür yandan Filistin milletinin sert tepki ve itirazlarına yol açtı.

Filistin halkının protesto eylemleri ve katil rejimden nefretlerini haykırmaları, bu milletin eli kanlı rejime karşı uzlaşmacı tutuma yönelik infial duygusunu yansıtıyor. Bu arada özerk teşkilat Tel aviv'e karşı uzlaşmacı politikalarını sürdürmesi korsan İsrail'in işgal altındaki Filistin'de baskıcı ve yayılmacı politikalarını şiddetlendirmesine yol açtı. Aslında Filistin milleti bundan önce de hiç bir zaman siyonist rejime karşı uzlaşmacı tutumu desteklemedi ve Tel aviv'in bundan önceki sözde barış müzakerelerinde üstlendiği yok denecek kadar az yükümlülüklerine karşı duyarsızlığı, yeni tur müzakerelerinin de Filistin için hiç bir getirisi olmayacağını ve sadece siyonist rejime Filistin milletine karşı cinayetlerini sürdürmesine fırsat sağlamaktan başka hiç bir işe yaramadığını gösteriyor.

Bu çerçevede Arap birliğinin Filistin işlerinden sorumlu genel sekreter yardımcısı, Muhammed Sabih de Amerika gözetiminde Washington'da başlayan uzlaşma sürecine sıcak bakmadıklarını belirtti. Sabih, Tel aviv'in sergilediği tutum, esasen barış peşinde olmadığını ortaya koyduğunu vurguladı. Amerika dışişleri bakanı John Kerry'nin uzlaşma süreci çerçevesinde Batı Şeria'daki siyonist yerleşkelerin %80 kadarı yerinde kalacağı ile ilgili sözlerini eleştiren Sabih, bu tür açıklamaların Amerika ve korsan rejim İsrail'in uzlaşma sürecinden neyin peşinde olduklarını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

 Her halükarda Kerry'nin sözleri Amerika'nın uzlaşma sürecinde tarafsız olduğu iddialarını gün ışığına çıkardığı belirtiliyor. Geçen hafta Ortadoğu gelişmelerini gölgede bırakan bir başka gelişme, Irak'ta vuku bulan ve çok sayıda insanı kana bulayan bombalı eylemlerin artmasıydı. Irak'ta teröristlerin yeniden saldırıya geçmesi kamuoyunda derin öfke uyandırdı. Irak halkı Bağdat yetkililerinden komplocu devletlerce desteklenen teröristlere karşı ciddi tedbir almasını istedi.

Irak halkının bu talebine cevap veren Bağdat yönetimi, ülkenin çeşitli bölgelerinde sıkı güvenlik tedbirleri uygulamaya başladı. Irak operasyon komutanlığı merkezi, güvenlik ve askeri güçlerin Bağdat ve diğer eyaletlerde güvenlik tedbirlerini sıkılaştırdığını açıkladı. Bu arada Irak Başbakanı da Irak genelinde terörle mücadelede kayda değer ilerleme kaydettiğini belirtti.

Bağdat'ta gazetecilere açıklama yapan Irak Başbakanı Maliki, başkentin çevresinde uygulanan askeri operasyonlarda teröristlerle mücadelede ve yok edilmelerinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini, operasyonlar sırasında teröristlerin bir çok mevzii ve bomba imalat atölyeleri tespit edilerek imha edildiğini vurguladı.

 Son aylarda terör eylemlerinin artması Irak'ın çeşitli bölgelerinde güvensizliği tırmandırdığı anlaşılıyor. Söz konusu terör eylemleri bölgede bazı irticai rejimlerin desteği ve El-Kaide ve eski Baas partisi üyelerinin işbirliği ile Irak'ın güvenliğine darbe indirmek amacı ile gerçekleşiyor. Irak'ta işlenen bu cinayetlere tepki gösteren Iraklı yetkililer şimdiye kadar çok kez bölgede Arabistan ve Katar'ın Türkiye, siyonist İsrail ve Amerika'nın destekleri ile Irak'ta terör eylemlerinin körüklediğini belirtiyor.

 Bundan bir kaç gün önce de Irak medyası ve bazı siyaset çevreleri Amerika ve Arap rejimleri ile irtibatı bulunan bazı siyasi akımların Irak'ta etnik ve dini anlaşmazlıkları ve çatışmaları körüklediğini belirtti. Her halükarda Irak gelişmeleri ve yeni tur terör eylemleri ve yine Irak'ı dini ve etnik savaşa sürükleme çabaları, hepsi aynı madalyonun iki yüzüdür ve amacı, Irak'ı istikrarsızlaştırmak ve güvensiz hale getirmektir.

 Bahreyn'de Halife rejiminin cinayetlerini şiddetlendirmesi ve Bahreyn halkının 14 Ağustos tarihinde Temerrüt hareketi ile başlatmak istediği geniş çaplı eylemlere hazırlık yapması, bölge kamuoyunun dikkatini Bahreyn halkının siyasi iradesine ve başlattıkları inkılabı sonuca ulaştırma azmine çekti. Öte yandan Halife rejiminin uluslararası hukuk ve yasaları çiğnemesi ise uluslararası camiada geniş itirazlara sebep olduğu anlaşılıyor.

 Bu çerçevede BM Bahreyn'de cezaların ağırlaştırılmasını sert bir dille eleştirerek siyasi suç yüzünden hüküm giyenlerin vatandaşlıktan çıkarılmasından duyduğu kaygıyı dile getirdi. BM insan hakları yüksek komiserliği sözcüsü konu ile ilgili yaptığı açıklamada BM evrensel bildirgesinin 15. maddesine göre vatandaşlık hakkı temel bir hak olduğunu ve hiç kimse, başına buyruk bu haktan mahrum edilemeyeceğini vurguladı. Sözcü ayrıca BM'nin Bahreyn'de protesto eylemlerine kısıtlama getirme kararından da endişe duyduğunu ifade etti.

 Uluslararası af örgütü de Bahreyn rejiminin terörle mücadele bahanesi ile Bahreyn halkını bastırması konusunda uyarıda bulundu. Salı günü bir açıklama yapan UAÖ, bu tür hareketlerin Bahreyn rejiminin insan hakları konusunda uluslararası yükümlülüklerini çiğnediğini ortaya koyduğunu belirtti. Bu arada haber kaynakları Halife rejiminin son aylarda baskıcı politikalarını şiddetlendirdiğini belirtiyor. Veriler ise Halife rejiminin 208 Bahreynli aktivisti tutukladığını, 648 eve saldırdığını ve 170 kişiyi yaraladığını gösteriyor.

Bahreyn milli vefak cemiyeti genel sekreteri Şeyh Ali Salman ise Bahreyn'de siyasi tutuklu sayısı dünya ülkeleri arasında emsalsiz olduğunu açıkladı. Halife rejiminin baskıcı politikalarını sürdürdüğünü belirten Şeyh Salman, Bahreyn nüfusuna oranla en yüksek sayıda siyasi tutuklusu bulunan ülke olduğunu ifade etti. Ancak Halife rejiminin tüm baskıcı politikalarına karşın Bahreyn halkı da esas amaçları olan Halife rejiminin devrilmesi ve demokratik bir iktidarın iş başına gelmesine kadar eylemlerini sürdüreceklerini vurguluyor. Bu çerçevede veriler Bahreyn halkının son aylarda protesto eylemlerini arttırdığını gösteriyor, nitekim geçen Temmuz ayında 774 protesto eylemi gerçekleştiği ifade ediliyor. Öte yandan 14 Şubat hareketi de 14 Ağustos tarihini Temerrüt günü ve büyük protesto eylemi günü ve ilahi yasaları çiğneyenlerin ve Halife rejiminin gitmesi gereken gün ilan etti.

 Konu ile ilgili bir bildiri yayınlayan 14 Şubat hareketi başta Maname halkı olmak üzere Bahreyn halkını 14 Ağustos tarihinde düzenlenecek olan ve Halife rejiminin devrilmesini amaçlayan büyük eyleme katılmaya davet etti. Bildiride Bahreynli tüm siyasi partiler ve aktivistler Halife rejiminin devrilmesi, Amerika ve İngiltere elçilikleri önünde oturma eylemi, Bahreyn üzerindeki emperyalizm sultasının bertaraf edilmesi, Amerika'nın Cufeyr'de askeri deniz üssünün kapatılması için büyük eyleme davet ediliyor.

1971'de İngiliz güçlerin Bahreyn'den çekildiği günün yıldönümü olan 14 Ağustos günü Halife rejimine karşı temerrüt günü ilan edildi. Bahreyn halkı Şubat 2011'den beri Halife rejimine karşı barışçıl protesto eylemi düzenliyor. Arabistan halkının Suud rejimine karşı protesto eylemlerini arttırması ve yine bu ülkede yoksulluk ve ayrımcılıkla ilgili korkunç raporların yayınlanması, kamuoyunda geniş yankı bulduğu anlaşılıyor. Bu çerçevede Bir milyon Arabistanlı adlı hareket, Arabistan halkını gasp edilen haklarını geri almak üzere geniş çaplı protesto eylemine davet etti.

Söz konusu hareket yayınladığı bildiride Arabistan halkından 18 Ekim 2013'te düzenlenecek olan geniş çaplı protesto eylemlerine katılarak haklarını aramalarını istedi.

 Bildiride 18 Ekim protesto eylemi barışçıl olacağı ve istibdat, zulüm, kamu zenginliklerinin yağmalanması, insani değerlerin çiğnenmesi ve binlerce vatandaşın yıllarca yargısız tutuklanması gibi durumlar protesto edileceği belirtildi. Bir süre önce Arabistanlı bir grup genç milli haklarını savunmak üzere Bir milyon Arabistanlı adlı bir hareket başlattı. Arabistan'da barışçıl itirazlar Kasım 2011'de Suud güvenlik güçlerinin Katif kentinde protesto eylemi düzenleyen halkın üzerine ateş açması ve bazı protestocuları katletmesi ile başladı. Söz konusu protesto eylemleri ülkede hakim olan yoksulluk ve adaletsizliğe ve ülkenin zenginlikleri Suud prensleri tarafından yağmalanmasına itiraz etmek üzere geniş çapta sürüyor.

 Arabistanlı düşünür Tevfik Seyf, Arabistan'da onca petrol gelirine karşın sosyal durumun vahametine ve geçim sıkıntısının tırmanmasına dikkat çekerek on milyon Arabistanlı vatandaşın geçimlerini karşılamak için yeterli maaştan yoksun olduklarını, oysa Arabistan dünyanın en zengin petrol ülkesi olduğunu belirtti. Seyf, Arabistan'da üç milyon kişinin mutlak yoksulluk içinde yaşadığını ve devletin yardımlarına muhtaç sayıldığını öte yandan Arabistan halkının %60 kadarı da ya konuttan yoksun olduğunu, ya da asla uygun olmayan konutlarda yaşadığını vurguladı. Arabistan demokrasi ve insan hakları merkezi başkanı Ali Yami de resmi verilere göre Arabistan halkının geliri son 20 yıla göre yarı yarıya indiğini, enflasyon ise had safhada olduğunu kaydetti.

 Arabistan'da 27 milyon nüfus yaşıyor ki bu rakamdan ancak 16 milyon kadarı Arabistan vatandaşı ve geriye kalan kısmını yabancı uyruklular oluşturuyor. Yami Arabistan'ın yüz milyarlarca doları aşan petrol geliri halk arasında adil bir şekilde dağıtıldığı takdirde Arabistan dünyanın en zengin ve en müreffeh ülkelerinden biri olacağını ancak sosyal adaletsizlik yüzünden halkın büyük bir bölümü yoksulluktan acı çektiğini vurguladı. Yami ayrıca bu durumun esas sebebi, sosyal adaletin yokluğu ve Suud rejimi yetkilileri arasında yaygın olan mali fesat olduğunu kaydetti.

 Arabistan iki yıldır halkın barışçıl protesto eylemlerine sahne oluyor. Arabistan halkı sosyal adalet, Suud hanedanı içinde fesatla mücadele, ayrımcılığa son verme talepleri ile barışçıl protesto eylemi düzenliyor, ancak Suud rejimi güvenlik güçleri protesto eylemlerini şiddetle bastırıyor.