Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye’de bir katliamın bir zulmün olduğu doğrudur ama bu zulmü yapanların kimler olduğu konusunda kimsenin elinde net bir bilgi yok. Sadece "devasa medya gücü" kimi zalim ve haksız gösteriyorsa kimi hedef tahtasına oturtuyorsa büyük bir kesim de sorgusuz sualsiz o kesime kin ve nefretlerini kus- makta. İnsanları yönlendirme gücü çok fazla olduğundan medyayı ve teknolojiyi çok aktif kullanmaktadır dünyanın emperyalist ve Siyonist güçleri. öyle bir şekildeki sadece tek vahşet ve zulmü uygulayan rejimmiş. En büyük diktatör ve zalim Esad’mış gibi haberler ve propagandalar yapılmakta. Nerede ne şekilde ve ne amaçla çekildiği belli olmayan doğruluğu kesinleştirelemeyen video görüntüleri üzerinden büyük bir dezenformasyon yapıldı. Artık Esad en büyük zalim bir an önce ordusuyla beraber yok edilmesi gereken bir vahşi oldu. Kimse Esad'ın karşısındakilerin kimliklerini, şahsiyetlerini karakterlerini, vazifelerini ve de icraatlerini sorgula(ya)madı. Çünkü anında zalim ve kan içici Esad taraftarlığıyla suçlandı. Kimse Esad zalim bile olsa bu vahşet videolarını doğruluğunu sorgula(ya)madı. Oysa Kutsal kitabımız olayların arka planını araştırmadan gelen haberlere itibar etmememizi emretmekteydi. Ama bir plan yürürlükteydi ve bunun başarıya ulaşabilmesi için de insanların sorgulayamaz bir hale getirilmesi gerekiyordu ki ilerdeki da -ha önemli ve büyük planları başarıyla uygulanabilsin. Nitekim öyle de oldu. bu planın farkında olan asıl hedefin kendileri olduğunun bilincinde olan Esad'ın da muxaliflerin de kendilerine karşı gerçekleştirilecek imha planında birer piyon olduklarını sezen İran ve Lübnan Hizbullah'ı kendi hayatlarına kastedilen bu savaşa zoraki olarak dahil oldular. Yani ateşten gömleği giydiler. Çünkü dünya kamuoyu ve İslami kesim öyle bir hipnoz edilmişti ki Kimse bu iki gücün dünya zorbalarına boyun eğdiren 2006daki 33 gün savaşında ümmetin yere düşen onurunu izzetle yerden kaldıran, Filistin'deki Sünni direnişi ayakta tutan güçler olduklarına bakmadan zalim! Esad'a nasıl destek verirler mantığıyla bir anda bütün faziletlerini ve icraatlerini ayaklar altına alarak bunlara cephe almaya başladılar. Evet önce Esad'ın zalim olduğu vahşet videolarıyla!!! Empoze edilsin ki sonradan onlara destek çıkanlar da aynı damgayı yesinler ve insanlık nezdinde mahkum edilsinler. Daha sonra aynı türden videolar bu kez Hizbullah ve İran hakkında da piyasaya sürüldü ve bir çok alıcı da buldu. Artık İran ve Hizbullah İsrail ve ABD'den daha tehlikeli bir düşman oldu. İşte bu videoları Allahtan gelmiş bir hakkaniyetle kabullenip bunlar üzerinden ümmetin medarı iftixarlarına düşmanlığı körükleyen ve yayan sözde İslami medyalar, şuanda ise tam bir iki yüzlülük yapmaktalar. O zamanlar defalarca kez "Haksöz" sitesinde bu videoların sorgusuz sualsiz kabul edilip üzerinden Müslümanların düşmanlaştırılmasının yanlış olduğunu yazdım yorumlara aynı yorumları abonesi olduğum "Doğru Habere" de yazdım. Birilerine olan kinimizin bizleri adaletten saptırmaması gerektiğini emreden ayetleri yazdım ama mezhepçilik ya da başka hesaplar gözleri öyle köreltmişti ki duyan olmadı. Ama şuanda herkesi ve hatta kendilerini dahi dernekleşme, partileşme, kamu işlerinde çalışma üzerinden tekfir eden düşmanlık eden sözde mücahid ve direnişçiler!!! hakkında medyada doğruluğu kesinleşmeyen haberlere şahid olunca feryadı bastılar.
Benim o günlerde o ne olduğu belirsiz videolara yaptığım haklı mantıklı itirazları bugün kendileri dillendirmeye başladılar. hem de sicilleri bozuk ve şaibeli bağlantıları olan vahşi katiller için. Hemen İslam’daki suizan, iftira, yalan haber gibi hassasiyetleri gündeme getirdiler. peki ey "haksöz" ve "Doğru Haber" neden Hizbullah ve İran hakkındaki şaibeli haberleri de hemen dedektif titizliğiyle araştırmıyordunuz yalancılığını ortaya çıkarmıyordunuz. Bir hafta falan önce "Doğruhaber"de şöyle bir haber vardı "Rojava'da katliam haberi yalan çıktı. "Peki aynı hassasiyeti neden Esad, Hizbullah ve İran hakkındaki videolar için de gösteremiyordunuz. Bir çok videoya balıklama dalıp üzerinden Esad ve destekçilerini insanlık düşmanı şeklinde bilinçaltlarına empoze ediyordunuz ki bugün onlar üzerinden muzafferiyet dualarının yapılmasına ve Esad’la destekçilerinin de kahrolmasına yönelik duaların yapılmasına sebep oldunuz? İslami ve vicdani yaklaşım bu mudur?
Bugün dünya emperyalizminin Müslümanları getirmek istediği nokta buydu. hem de hayaline bile gelmeyecek bir kıvama gelmiş bir İslam ümmeti. Bu saatten sonra İran'a saldırsa bile kimse eskisi gibi kendisine karşı çıkmayacak hatta belki bazıları onların safında İran’a karşı cihad !!! bile edecekler. Çünkü öyle bir mezhep fitnesi boy verdi ki kolay kolay bu fitne ateşi sönmeyecek gibi görünmekte. Sözde alim araştırmacı ve yazarlarımız bile İran’ı mezhepçilikle suçlayarak düşman olmaktalar. Kimsenin İran ve Hizbullah’ın kendi hayat hakları için orada kendi düşmanlarına karşı savaştığını görmek istemiyor. Son olarak şunu gayet iyi bellemişim ki asla ve asla ABD, İng, Katar, Suud, Fransa, TR, Kuveyt vs. vs. vs'lerin hak üzere birleşebileceklerine ve ümmetin maslahatına uygun emellere sahip olmadıklarına inanmamışım. Ama imanlarını ve fedakârlıklarını kanlarıyla mallarıyla ve canlarıyla ispatlayan İran ve Hizbullah'ın ise hak cephesinden ayrılmayacaklarından ve asla zulme ğayri İslamiliğe taraf olmayacaklarına inancım tamdır. Ayıca ben bir Sünniyim Şii değilim ki mezhepçilikle onları körü körüne savunayım.
Ahmet Bayram
(Okuyucu yorumu)