Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Geçen hafta Moskova yönetiminin Amerika’nın casusluk programlarını ifşa eden Edvard Snowden’e geçici sığınma hakkı tanıması, Washington ile Moskova hattında gerginliğe sebep oldu. Buna karşın iki ülkenin savunma ve dışişleri bakanları Washington’da bir araya geldi. Amerika dışişleri bakanı John Kerry görüşmede iki ülke ilişkilerinin zor durumda kaldığını gizleyemeyeceğini belirtti.
Kerry ikili ilişkilerde yaşanan gerginliğin sadece Snowden macerasından kaynaklanmadığını da vurguladı. Aslında Kerry bu sözleri ile bir nevi Amerika ile Rusya arasındaki derin anlaşmazlıkların örtbas edilemeyeceğini itiraf etmiş oldu.
Öte yandan Rus yetkililer Snowden’e geçici sığınma hakkı tanınmasını önemsiz göstermeye çalıştı. Rusya dışişleri bakanı Sergei Lavrov, bu meselenin bazı medya organlarında ileri sürüldüğü gibi Amerika ile Rusya arasında yeni bir soğuk savaşı tetiklemeyeceğini, Snowden’in Rusya’da kalması da iki ülkenin ortak çıkarlarını etkileyemeyeceğini belirtti.
Lavrov iki ülkenin yetişkin ve akil insanlar gibi işbirliği yapmalarını diledi. Ancak Lavrov’un bu dileğine karşın Rusya savunma bakanı ile birlikte Amerikalı mevkidaşları ile silahsızlanma, uzayın güvenliği, kitle silahların yayılmasını önlenmesi, Afganistan, İran ve Suriye gelişmeleri ile ilgili müzakerelerinin pek başarılı olmadığı anlaşılıyor.
Öte yandan gerçi iki taraf Suriye krizi ile ilgili Cenevre 2 konferansının düzenlenmesi konusunda uzlaştı, ancak ortak basın toplantısında Suriye gelişmeleri konusunda bir birinden tamamen farklı görüşleri söz konusu olduğu vurgulandı. Geçen hafta Amerika ile Rusya arasındaki anlaşmazlıklarla ilgili bir başka haber de medyada geniş yankı uyandırdı.
Amerika başkanı Obama Rus mevkidaşı Putin hakkında yaptığı açıklamada, Putin başkan olarak Kremlin sarayına geri döndüğü günden beri Rusya’nın dış politikasında Amerika karşıtı eğilimlerin arttığını belirtti. Bu ifade Obama’nın Rus mevkidaşı hakkında sarf ettiği en sert ifade şeklinde yorumlandı. Obama bir süre önce de Washington ile Moskova ilişkilerinde bir duraksamanın zaruretinden söz etmişti.
Obama başkanlığının ilk döneminde Reset veya yeniden başlama kodu ile başlattığı ikili ilişkileri düzeltme sürecini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Bu arada Amerika’da başta cumhuriyetçiler olmak üzere bir çok Amerikalı yetkili ve politikacı Rusya’nın Snowden’e geçici sığınma hakkı tanımasını sert bir dille eleştirdi, öyle ki Amerika’da bazı medya organları yeni bir soğuk savaşın başlamasından söz etmeye başladı. Şimdi Rusya’dan ayrılıyor ve İrlanda’ya geçiyoruz. Geçen hafta Kuzey İrlanda’da yaşanan huzursuzluklar medyanın ilgi odağına oturdu. Kuzey İrlanda’nın merkezi Belfast, Perşembe günü bir takım çatışmalara sahne oldu.
Çatışmalar, cumhuriyetçiler yani Katolikler Belfast caddelerinde yıllık yürüyüşlerini yapmak istedikleri sıralarda başladı. Saltanat yanlıları cumhuriyetçilerin yürüyüşüne saldırdı. Kuzey İrlanda’da cumhuriyetçilerin yürüyüşü her yıl İngiltere yönetiminin 1971 yılında İrlandalıların mal varlığına illegal bir şekilde el koymaya başladığı günün yıldönümünde düzenleniyor. Belfast her yıl yaz mevsiminde İngiltere yandaşı Protestanların eylemlerine sahne oluyor.
Kuzey İrlandalı Katolikler ise bu eylemleri kışkırtıcı buluyor ve tepki gösteriyor. Bu tepkinin sonucu ise her yıl Belfast’ın aynı günlerde protestocularla muhalifler ve polis gücü arasındaki çatışmalara sahne olmasıdır. Geçen Cuma günü Belfast yine saltanat yandaşları yani Protestanlarla polis gücü arasında çatışmalara sahne oldu. Saltanat yandaşları taş ve şişeler ve molotof kokteylle polislere saldırdı. Polis gücü ise protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı bomba ve tazyikli su ve plastik mermilerle müdahalede bulundu. Ancak polis gücünün müdahalesi iki taraf arasında çatışmaları tetikledi.
Polisin raporunda 58 kişinin yaralandığı, bunlardan 56’sının polis olduğu belirtildi. Bundan önce Kuzey İrlanda’da Temmuz ayında saltanat yandaşları protesto eylemi düzenleyerek Belfast kentinin caddelerini savaş alanına dönüştürdü. Şiddet olayları bir kaç gün sürerken, Belfast kentinin her tarafına yayııldı. Saltanat yandaşları polis gücü ile çatıştı.
Yine bundan önce Ocak ayında İngiltere yandaşları geniş çaplı protesto eylemi düzenledi ve hatta el yapımı bombalarla polis gücüne saldırdı. Ocak ayındaki eylemleri Belfast kent konseyi binasında İngiltere bayrağının indirilmesi tetikledi. Söz konusu protesto eylemleri bir kaç hafta sürdü. Geçen hafta Çek Cumhuriyeti başbakanı Jiri Rusnok, hükümetin istifa ettiğini açıkladı. Rusnok istifa gerekçesini hükümetin parlamentodan güvenoyu alamaması şeklinde açıkladı. Çek başbakanı kendisi de istifa edeceğini belirtti.
Çek cumhuriyetinin bir önceki başbakanı Peter Nekas da geçen Haziran ayının ortalarında görevinden istifa etmişti. Nekas rüşvet almak ve casusluk yapmakla suçlanmıştı. Çek cumhuriyetinin solcu cumhurbaşkanı Milos Zeman yaklaşık bir ay önce ülkeyi saran siyasi krize son vermek amacı ile solcu müttefiki Jiri Rusnok liderliğinde geçici bir teknokrat hükümeti görevlendirdi.
Rusnok’un AB üyesi Çek cumhuriyetinin gelecek yıl düzenlenmesi beklenin seçimlere kadar yönetmesi ve ülkenin ekonomisini durgunluktan kurtarması bekleniyordu. Ancak Rusnok parlamentodan güvenoyu alamadı. Gerçekte muhalefet partileri Rusnok kabinesine güvenoyu vermeyerek meclisin feshedilmesi ve erken seçimlere gidilmesi için zemin hazırladı. Çek anayasasına göre Başbakan istifa ettiği takdirde kabine de feshediliyor.
Buna göre Çek cumhuriyetinde iktidardaki koalisyon ile muhalefet partileri ve ayrıca Cumhurbaşkanı arasında yeni hükümet veya erken seçim kaderi belirleninceye dek gerginliğin süreceği belirtiliyor.
Geçen hafta Avrupa kıtasında eski bir anlaşmazlık yeniden gündeme geldi. Bu anlaşmazlık İngiltere ile İspanya arasında Cebeli Tarık bölgesi ve boğazının mülkiyet ve denetim hakkından kaynaklanıyor. Geçenlerde bölgenin yerel yönetimi İspanyol balıkçıların bölge karasularında dolaşması ve avlanması hakkında sert tedbirler uygulamaya başladı.
Bu kısıtlama ise Londra ile Madrid arasındaki 300 yıllık kavgayı yeniden alevlendirdi. Gerçi İngiltere ve İspanya dışişleri bakanları yaptıkları telefon görüşmesinde gerginliği kontrol altına almaya çalıştı, fakat Cebeli Tarık yerel yönetiminin kararları iki ülkenin gerginliği hafifletme çabalarını boşa çıkardı. Yerel yönetimin kararlarına tepki gösteren İspanya başbakanı Mario Rahoy, Cebeli Tarık bölgesi ve boğazının hakimiyetinin İspanya’ya iadesi için tüm çabasını harcayacağını açıkladı.
İspanya yönetimi konuyu uluslararası mahkemelere taşıyacağını açıkladı. Bundan 300 yıl önce İngiltere, İspanya’nın hakimiyeti altında bulunan Cebeli Tarık bölgesinde kendi sömürgesi yaptı. Bölge, aynı adı taşıyan ve Atlas okyanusu ile Akdeniz’i birleştiren boğaz yüzünden stratejik önem arz ediyor. Hali hazırda İngiltere’nin bir parçası sayılan yerel bir yönetimi Cebeli Tarık bölgesini yönetiyor.
Cebeli Tarık bölgesi ve boğazı Doğu ile Batı arasında deniz ticareti bakımından ve yine bölge ülkelerinin stratejik politikaları açısından büyük önem arz ediyor. Akdeniz Avrupa’nın Kuzey ve Batıdan, Afrika’nın güneyinden ve Ortadoğu’nun Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin’in doğudan deniz bağlantısı sayılır. Bu deniz soğuk savaş döneminde de o dönemin iki süper gücünün donanmalarının cirit attığı alandı. Fakat Sovyetler birliğinin dağılmasından sonra şartlar değişti ve Akdeniz'in önemi bu kez Asya, Avrupa ve Afrika katıları arasında iktisadi işbirliği açısından ve yine Avrupa’nın göç politikaları itibarı ile gündeme geldi.
Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler soğuk savaş dönemindeki dengelerden uzaklaşmanın pek uzun sürmediğini ortaya koydu, nitekim Akdeniz bir kez daha güvenlik faktörü açısından önem kazanmaya başladı. Bu çerçevede Rusya Akdeniz’de Suriye’deki Tartus limanında yer alan tek deniz üssünü hem korudu, hem geliştirdi. Rusya ayrıca Akdeniz’deki deniz gücüne yeni bir donanma daha ekledi. Amerika ise İtalya’daki deniz üssünü korumak ve geliştirmekle beraber İspanya’daki Rota üssünü de takviye etti. Amerikalılar bu üssü Akdeniz kapısı olarak adlandırıyor ve hem deniz ve hem hava üssü olarak kullanıyor.
Amerika’nın İspanya ile yaptığı anlaşmaya göre Amerika ordusu bu limanın denetimini 2014 yılında tam olarak ele alıyor. Rota, Amerika’nın Avrupa’daki en büyük silah, teçhizat ve yakıt deposu sayılır. Pentagon Avrupa’da konuşlandırmayı planladığı füze kalkanının bir bölümünü bu limana yerleştirmeyi amaçlıyor. Mısır, Tunus ve Libya’da yaşanan son gelişmeler, uluslararası güçlerin Afrika kıtası için uzun vadeli planları bulunduğunu gösteriyor.
Bu çerçevede bu güçlerin Akdeniz bölgesinde askeri
konumlarını güçlendirmeleri kaçınılmaz görünüyor. İşte bu noktada Cebeli Tarık
boğazı stratejik önem kazanıyor. İngiltere ve İspanya ise bu önemli boğazın
denetimini kendi elinde tutarak Akdeniz’in stratejik dengelerinde ağırlığını
koymaya çalışıyor.