Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Gerçekte işgalci rejimin BM güvenlik konseyine üyeliği için adayları Asya Pasifik ülkeleri grubu tarafından açıklanması gerekir, ancak bu grupta yer alan ülkelerin çoğunluğu Müslüman olduğu için doğal olarak Tel aviv’in bu talebine karşı çıkılacaktır. Fakat Tel aviv yönetimi Batı Avrupa ve diğer ülkeler grubundan adaylığını koymak istiyor. Siyonist rejim 2000 yılında bu gruba üye oldu. Kuşkusuz eli kanlı rejimin bu tür küstahça beklentilere yönelten şey, başta Amerika olmak üzere batılı devletlerin bu rejime verdiği kayıtsız şartsız destektir. Korsan İsrail BM kararnamelerini kaale almayan ve güvenlik konseyinin hakkında yayınladığı kararnameleri de Amerika’nın veto hakkı ile etkisiz hale getiren bir rejimdir. Şimdi ise böyle bir durumda olan katil rejim hiç utanmadan bir de BM güvenlik konseyinin üyesi olmaya kalkışmaktadır. Eğer BM ve bu teşkilatın icra kolu sayılan güvenlik konseyi gerekli etkinliğe sahip olsaydı ve eğer hak ve adalet temellerine göre hareket edebilseydi, işgalci, gaspçı, cani ve yasaları tanımaz rejim İsrail bundan yıllar önce yargılanması ve cezalandırılması gerekirdi. Oysa şimdi BM ve güvenlik konseyine hakim olan haksızlıklar ve kanunsuzluklar yüzünden siyonistler BM’nin en hassas erkanına üye olma hayaline kapılabiliyor. Siyonist rejim İsrail Ortadoğu’da tek nükleer silah sahibi olan bir rejim olduğu halde BM ve güvenlik konseyinin sorumlu devletleri bu rejime yönelik ayrımcı bir yaklaşım sergileyerek NPT anlaşmasından muaf tuttukları bir sırada, eli kanlı rejim mazlum Filistin milletine karşı yine millete ait toprakların üzerinde insanlık dışı her türlü cinayeti işlemesine karşın BM ve güvenlik konseyi bu canilere hiç bir tepki vermediği halde ve yine işgalci rejim çevresindeki ülkelerin topraklarına el uzattığı ve yer yer saldırmasına rağmen BM ve güvenlik konseyi tarafından sorgulanmadığı bir sırada, siyonist rejim elebaşları tabi ki küstahlığı had safhaya ulaştırır ve güvenlik konseyi üyesi olmak istediğini söyler ve uluslararası camiaya karşı kibirli kafa tutar. Ortada duran ve inkar edilemeyen bir gerçek, BM üyesi olan devletlerin büyük bir bölümünün siyonist rejimin izlediği politikalara ve işlediği cinayetlere karşı olduğu gibi, hatta bu rejimin şekillenmesi ve şom varlığına bile karşıdır. Ancak uluslararası camiada ve BM’de ve özellikle güvenlik konseyi gibi hassas bir kurumda inisiyatifin adaletsiz ve illegal bir şekilde katil rejimi destekleyen devletlerin tekelinde bulunduğu için şimdiye kadar şom rejimin varlığına yönelik uluslararası muhalefetler şimdiye kadar hiç bir sonuca ulaşamamıştır. BM’de en çok korsan rejim İsrail ile ilgili olan kararnameler Amerika’nın vetoları sayesinde reddedilmiştir. Tel aviv uluslararası bir kurum olan BM’ye ve güvenlik konseyine saygısızlıkta ve kararnamelerini hiçe saymakta başı çekerken, şimdi de büyük bir küstahlıkla konseye üyelikten dem vuruyor. İşin ilginç tarafı şu ki şimdiye kadar gayri meşru şom varlığını pekiştirmek için her türlü cinayeti ve insanlık dışı uygulamayı mubah gören bu rejim, şimdi de güvenlik konseyine girerek şom amaçlarını gütmeye çalışmaktadır. Aslında siyonistler kendi aralarında güvenlik konseyi gibi hassas ve önemli bir uluslararası kuruma üye olmakla en azından uluslararası arenada meşruiyet sorunlarını çözebilecekleri hesabını yapıyor. Oysa bu rejimin ve uluslararası hamilerinin katil rejime meşruiyet kazandırabilmek için 65 yıldır sürdürdüğü çabalar şimdiye kadar istedikleri sonuca ulaşamadı ve Tel aviv elebaşlarının itiraf ettiği üzere bu rejim her geçen gün daha da inzivaya itildi ve dünya kamuoyu nezdinde en menfur rejim olarak bilindi. Tel aviv’in BM güvenlik konseyine üye olma çabasının bir başka amacı, konseyde sık sık bu rejimin cinayetlerine karşı çıkarılan kınama kararnamelerini engellemektir. Gerçi siyonist rejim şimdiye kadar konseyde yer alan zorba devletlerin nüfuzundan yararlanarak aleyhinde çıkarılan tüm kararnameleri boşa çıkardı, ama yine de bu süreç hem Tel aviv’e ve hem hamilerine bazı bedeller ödetti ve en azından dünya kamuoyu gözünde menfur hale getirdi. Şimdi ise siyonistler güvenlik konseyi olduktan sonra bu tür kararnameleri engelleyerek daha az bedel ödemeyi hayal ediyor. Ancak gerçek şu korsan İsrail’in bu tür sinsi çabaları bile bu rejimi içinde bulunduğu durumdan kurtarmaya ve en temel sorunu olan meşruiyet krizine çözüm getirmeye yetmeyecektir. Nitekim uluslararası camia da gerçi şimdiye kadar bu rejim ve insanlık dışı politikalarına yönelik görüş ve iradesini sergileyemedi ve zorba devletler bu iradenin hayata geçmesini engelledi, ama aynı zamanda siyonistlerin haraç kesme çabasına da teslim olmadı. Korsan İsrail’in BM güvenlik konseyine üyelik talebi, hiç kuşkusuz uluslararası camianın görüş ve iradesi ile alay etmektir ve kesinlikle büyük bir infial ve nefret duygusu ile karşılaşacak ve reddedilecektir.
6 Ekim 2013 - 20:30
News ID: 470178
Siyonist rejim İsrail, BM güvenlik konseyine üye olmak istediğini açıkladı. Konu ile ilgili bir açıklama yapan siyonist rejimin BM temsilcisi Ran Prosur, Tel aviv 2010 – 2020 döneminde BM güvenlik konseyi üyesi olmak istediklerini ve bunu başaracaklarını belirtti.