Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid Bin Ahmed Bin Muhammed El Halife’yle Bahreyn’in başkenti Manama’da 24 Kasım 2013 tarihinde bir araya geldi. Davutoğlu, her zaman Bahreyn rejimiyle omuz omuza olmaya devam edeceğini kaydetti. Davutoğlu, duygusal değil, tarafsız bir analiz yaparak ! Dikta rejimine şu incileri dizerek övgüler yağdırıyordu: “Bahreyn’in etnik ve mezhepsel farklılıklarla yarattığı ulusal mutabakat diyalogu, hem bölge hem dünya için şimdi olduğu gibi gelecekte de iyi bir örnek olarak anılmaya devam edecektir”Gerçekte acaba Bahreyn, demokrasinin işlediği bir ülke mi? Daha da önemlisi hakikaten Davutoğlu’nun iddia ettiği üzere etnik ve mezhep yönünden örnek alınacak bir diktatörlük mü? Bahreyn ile ilgili yaşananları tekrardan gözden geçirmekte fayda olduğunu düşünüyorum…Bahreyn’de ki halkın mücadelesinde, kökleri ta 1793’e kadar uzanan bir hak arayışı söz konusudur. Kuzey Afrika ve Batı Asya’da başlayan İslam uyanış dalgası 2011 Bahreyn’e de uğradı. Başta Şiiler olmak üzere insani hakları gasp edilen Bahreyn halkı meşru taleplerini duyurmak, insanca yaşamak, temel hak ve hürriyetlerini istemek hak ve özgürlükleri almak için dış güçlerinin verdiği , topla ,suikast silahıyla ,füzeyle değil gayet barışçıl yollardan sivil yöntemlerle sokaklara döküldüler. Dikta Al-i Halife rejimi önce kendi imkânlarıyla, Bahreyn polisi zırhlı araçlarıyla meydanları dolduran sivil halkının üzerine onlarca metreküp gaz kusarak ve silahlarla saldırdılar .Yılarca zulüm altında inleyen halkın direnişi büyük olduğu için dikta Bahreyn rejimi, diğer dikta Suud rejimden Bahreyn’i işgal etmesi için yardım istediler.14 Mart 2011 sabahı Suudi rejimin askerleri ve diğer Körfez dikta çeteleri gündüz vakti tüm insan haklarına duyarlı! demokrasi havarilerinin ve medeni dünyanın gözü önünde hatta onların alkışlarıyla Bahreyn’i işgal ettiler. Sözde mazlum halkların yanında olduğunu iddia eden ve övünen ,kahramanlık naraları atan! Türkiye hükümeti dahil hiçbir demokratik ülke yetkilisinin sesi çıkmadı. Ve maalesef bütün dünya Bahreyn halkın halkı istekleri ve barışçıl gösterilerinin şiddetle ve vahşice bastırılması karşısında üç maymunu oynadılar! Bahreyn halkı en temel halkları için ayaklandığında Suudi rejimi, Bahreyn monarşinin çağrısı üzerine bizzat sınır ötesinden darbe yapmış, ordularını cihat aşkıyla! seferber etmişti. Zalim Bahreyn dikta rejiminden, Bahreyn halkını korumak için Bahreyn’e girenlerin Suudi rejimi değil, İran birlikleri olsaydı tabi ki medeni dünyanın! yaklaşımı ve duyarlılığı çok ama çok farklı olacaktı! İnsan hakları havarisi ABD kıyameti koparmış, BM Güvenlik Konseyi ültimatomu dayamış, Türkiye’nin önderliğinde NATO düğmeye basmış olacaktı…Dışişleri bakanı Davutoğlu tarafından Etnik ve mezhep barışına ve demokrasi işleyişiyle örnek gösterilen ! Dikta Bahreyn rejimin Başta Şiiler olmak üzere mazlum Bahreyn halkı üzerinde uyguladığı baskı ve zulümlere gelince…Bahreyn halkının anayasal ve parlamenter rejim taleplerini dikta rejimin bin bir türlü yöntemlerle geri çevrilmiş ve halk devamlı kandırılmıştır. İktidar öteden beri Al-i Halife hanedanı monarşinin elinde bulunmaktadır. Tek sorun, çoğunluğu elinde bulunduran Şii halkın yönetimde söz sahibi olmaması ve yönetimden dışlanması değil, sistematik ayrımcılığa tabi tutulmasının yanı sıra ülkenin demografik dengesini değiştirmek için diğer körfez Sünni ülkelerinden insan ve ucuz işgücü devamlı olarak getirilerek halk huzursuz edilmektedir. Bahreyn rejimi, on yıllardır yönetimden dışladığı, sistematik ayrımcılığa tabi tuttuğu, dengelemek için Sünni nüfus ithal ettiği Şii çoğunluğa ,İslami uyanışsın başlamasından bu zamana nefes aldırmamaktadır. Halkın gücü ve direnişi karşısında kendi gücü yetmediği için yaklaşık üç yıldır Suudi işgal birliklerini de halkın başına bela etmiş bulunmaktadır. Görmek isteyen gözler, vicdanlı yürekler, hemen her gün Bayreyn’de halka yapılan baskıları, zindanlardaki doktorları ,öğretmeleri, insan hakları savunucularını ,işkence altında ölen masum insanları, Suudi tanklarının paletleriyle paramparça edilen camileri, Huseyniyeleri ve Ku’ran-ı Kerimleri göreceklerdir.Davutoğlu’nun Bahreyn rejimini överek yaptığı bu son açıklamalarından anlamış olduk ki ,Bahreyn diktasının Suudi askerlerini de yanına alarak Türkiye’den de aldığı zırhlı polis araçlarıyla sıktıkları gazlar! Bütün bunlar Bahreyn’in mezhepsel ve etnik barış önek bir ülke olması içinmiş !Mezhebi duygularının kabarmasıyla Suriye de yapılan reformları yeterli bulmayan illa ki rejim silahlı çeteler tarafından yıkılmalıdır diyerekten mazlum edebiyatı yapan Mısır için timsah gözyaşları dökerek Rabia’yı sembolleştiren Davutoğlu’nun Bahreyn’de katledilen bebekler, kirletilen namusları, işkenceden öldürülen gençler söz konusu olunca bunları görmemezlikten gelerek Bahreyn diktasını parlak bir geleceği olan bir rejim ilan etmesi komediden başka bir şey değildir. Davutoğlu’da siyasi komedyen rolünü iyi oynamaktadır. Aslında Bahreyn’de ki kabile rejiminin geleceği demek, Suudi rejimi demektir. Bahreyn diktası demek, ABD’nin çıkarları yani 5’inci ABD Filosu demek. Bahreyn demek siyah vitamin petrol başta olmak üzere istikrar, maddi ve stratejik çıkarlar demek. Bu sebeplerden dolayıdır ki temel insan haklarıymış, mazlummuş ,özgürlükmüş, demokrasiymiş, seçimmiş bu kelimeler Bahreyn halkı için olunca onlar için bir anlam ifade etmemektedir. Zaten bu dikta rejimin yaklaşık üç yıldır yaptıkları bütün bu katliam ve insanlık dışı uygulamaları, Derin stratejik bakanımız Davutoğlu’ndan öğrendiğimiz kadarıyla etnik ve mezhep açısından örnek bir Bahreyn yapmak içinmiş! Onun içindir ki Davutoğlu’nun Bahreyn halkını silahla ,gazla katleden polisi kınaması beklenirken çıkan kargaşada yaralanan diktanın polislerine sahip çıkması da bu mezhep barışına polisin verdiği katkıdan dolayıymış! Ayrıca bu da yetmiyormuş gibi Bahreyn halkına her türlü zulümü yapan, tanklarıyla da ibadethanelerini yıkan Bahreyn diktasının askerilerini kendi halkına daha kaliteli eziyet etmesi için Türkiye hükümeti eğiterek Davutoğlu’nun övdüğü mezhep barışına kat sağlamaya devam etmektedir!Mehmet Yetkin / rasthaber
3 Aralık 2013 - 20:30
News ID: 485851
Bismillah, Bahreyn, nüfusu bir milyonun altında ama petrol açısından zenginliğe sahip olan küçük bir körfez ülkesidir. Bahreyn’de nüfusun büyük çoğunluğu yüzde 70’i Şia’lar oluşturmaktadır. Yönetim ise, bütün yetkileri kendi elinde bulunduran dokunulmaz olan Al-i Halife monarşi krallığındadır. Bahreyn, petrol zengini bir körfez ülkesi olup bu zenginliğinin yegane sahibi Al-i Halife hanedanıdır