Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İsviçre’nin Montrö kentinde Suriye’deki krize çözüm bulunması için başlatılan ve “Cenevre-II” olarak adlandırılan konferansın ikinci günü geride kaldı. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Şam yönetimi ve dış destekli muhalefetin çatı örgütü Suriye Ulusal Koalisyonu’nu (SUK) temsil eden heyetlerin doğrudan görüşmelere başlayacağını açıkladı. Tarafların gündeminde, insani yardımın savaş bölgelerine ulaştırılması, Halep’te başlayarak tüm ülkeye yayılması planlanan “yerel ateşkesler” ve esir değişimi var.Şam’ın stratejileriŞam yönetimi Cenevre’de nihayete erecek bir haftalık maratondan sonuç çıkmayacağını kesin olarak biliyor. Geçtiğimiz hafta Şam’da sendika liderleriyle buluşan Baas Partisi Bölgesel Sekreter Yardımcısı Hilal Hilal Şam heyetinin İsviçre’ye “piknik yapmak için” gittiğini söylemişti. Ancak bununla birlikte Suriye’nin iki ana hedefi var.Cenevre öncesinde ABD ve Rusya dışışleri bakanlarının Paris buluşmasında “Halep’ten başlayan bir ateşkes” çağrısını hızlıca kabul eden Şam yönetimi, SUK’un sahadaki silahlı gruplara söz geçirmek bir yana, kendisini bile temsil edemeyeceğini göstermeye gayret ediyor. Nitekim SUK ateşkesi kabul etmezse, çözümden yana olmayan taraf olacak, kabul ederse Halep kırsalında kendisini hiçbir silahlı grubun dinlemediği gerçeği tekrar gün yüzüne çıkacak. Nitekim önceki gün İslami Cephe’nin liderlerinden Mahmud Rihavi El Cezire’ye varılacak bir ateşkes kararını dinlemeyeceklerini söyledi.Şam’ın diğer bir stratejisi ise ”terörizmle mücadele”. Esad Cenevre öncesi AFP’ye verdiği demeçte, “terörle mücadele konusunun müzakere edilmesi için konferansa katılımı kabul ettiklerini” söylemişti. Dün de Suriye’yi BM’de temsil eden Beşar Caferi “Terörizmle mücadele olmadan, siyasi bir anlaşma olmaz. Bizi cesaretlendirmeniz lazım” dedi. Şam sıklıkla bölge ülkelerine ve özellikle vatandaşları şu sıralar Suriye’deki El Kaide bağlantılı örgütlerin saflarında savaşan Avrupalı ülkelere “yangın size de sıçrar” mesajını iletiyor. Böylelikle Suriye krizini bütün bölgeyi etkileyen bir güvenlik sorunu olduğunu hatırlatan Şam yönetimi, batı bloku içinde çatlaklar bulmaya çabalıyor.Nitekim bu çatlakların ilk emareleri, Cenevre-II’nin tarihi bile açıklanmadan önce Avrupalı istihbarat örgütlerinin Şam’ı ziyaretleri olmuştu.Bu ülkelerin Cenevre-II ile Suriye yönetiminin yeniden kazanacağı uluslararası meşrulukla, Şam’daki elçiliklerini yeniden açma niyetinde oldukları da bir sır değil. Cenevre-II’nin ikinci gününde, Suriye’nin bu konuda mesafe katettiğini gösteren işaretler de geldi. Dün Rusya’nın Sesi’ne konuşan Esad’ın siyasi danışmanı Buseyna Şaban, Suriye Dışışleri Bakanı Velid Muallim’in Avrupa Birliği (AB) Dış Politika Yüksek Şefi Catherine Ashton ile görüştüğünü söyledi. Şaban ilerleyen günlerde AB ülkelerinin kendilerine karşı tutumlarını olumlu yönde değiştirmesini beklediklerini de kaydetti.Rusya arabuluculuğu kaptıToplantının iki gününün sonunda ortaya çıkan gerçek Rusya’nın arabuluculuk rolünü kaptığı oldu. Rusya Dışışleri Bakanı Sergey Lavrov “Suriye’ye dışardan çözüm dayatılamaz” çizgisinde hem Şamla temasa geçmek isteyenlere adresin Moskova olduğunu gösterdi hem Cenevre-II’deki rolünü “Esad’ın hamisi” olmaktan çıkardı, hem de Esad’ın görevi bırakmasını tartışmayacaklarını hatırlattı. Dün de Sergey Lavrov, net bir biçimde “Muhalefet ve yabancı destekçileri, Şam’da bir liderlik değişimine odaklanmamalı” diye konuştu. ABD Dışışleri Bakanı John Kerry’nin konuşması ise Türkiye ve Suudi Arabistan’ın söylediklerinden farksızdı. Bunda Kerry’nin Washington yönetimi içinde başından beri Suriye’ye yönelik bir müdahalenin ateşli destekçisi olmasının payı var. Ancak diğer önemli husus, ABD’nin Cenevre-II’ye giderken elinin zayıf olması. Sahada silahlı gruplar birbirleriyle kanlı bir hesaplaşmaya tutuşmuş, Suriye ordusu ilerlerken ABD yönetimi daha fazla taviz koparabilmek için Suudi Arabistan ve Türkiye çizgisinde bir ilk giriş yapmak zorunda kaldı. Kerry “Esad’ın gelecekte yeri yok” sözünün ne kadar gerçek niyeti yansıttığı da tartışmalı. Nitekim Washington Esad’sız bir geleceğe tümüyle ikna olsaydı, zaten Cenevre-II hiç yapılmazdı.Türkiye anlamamakta ısrarcıEsad’a karşı silahlı gruplara büyük bir yatırım yapmış olan Türkiye, onun ayakta kalmasından duyduğu korkuyla etrafındaki gelişmeleri okumaktan uzak bir görüntü sergiliyor. Davutoğlu katıldığı özel bir televizyon programında “Katılımcı ülkelerin hiçbiri ‘Esad kalmalı’ demediler” dese de diplomaside “Esad gitmeli” dememenin de önemli olduğunu unuttu. Montrö’den gelen kulis bilgilerine göre Davutoğlu muhalif gruplara da “Esad’ın görevini bırakması şartının getirilmemesi halinde müzakereler durur” dediği iddia ediliyor. Ancak bu katı tutum, Cenevre-II’den çok Ankara’nın ayağına vurulmuş bir pranga gibi ve ilerleyen günlerde “Avrupa’yı yakından ilgilendiren bir güvenlik sorununa Ankara’nın taş koyması” olarak tersine dönebilir. Suriye yönetimi de ısrarla Türkiye’yi ülkedeki teröre destek vermekle suçlayarak, bu süreci hızlandırmaya çalışıyor. Şam ayrıca Suriye konusunda kendi kamuoyunda AKP hükümetinin zor durumda olduğunu da iyi okumuş durumda. Bu da Ankara’yı Esad karşıtı koalisyonunun en zayıf halkası yapıyor. Ali Örnek
22 Ocak 2014 - 20:30
News ID: 499530
Suriye’deki krizi sona erdirmesi için yapılan Montrö’deki görüşmelerde, muhalefet ve Şam yönetiminin doğrudan görüşmelere başlaması bekleniyor. Rusya’nın arabulucu rolünü tekeline aldığı görüşmelerde, Şam yönetimi özellikle muhalefetin silahlı grupları temsil etmediğini göstermeye çabalıyor.