14 Mart 2014 - 20:30
Başbakan‘ın cehaleti mi, düşmanlığı mı?

Berlin İmam Rıza İslam Merkezi imamı Şeyh Sabahattin Türkyılmaz Cuma hutbesinde Şiilerin duygu ve düşüncelerine tercüman oldu ve Başbakan Erdoğan’ın Şia hakkındaki açıklamaları üzerinde durdu.

„Onlar Allah’ın mesajını iletir, O’ndan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap gören olarak Allah yeter.“Ahzab/ 39

Başbakan Erdoğan yandaş medyada kardeşi “paralel yapıyı“ eleştirirken bir kez daha gerçek çehresini ortaya koymuştur. Şöyle diyor: "Bunların bir defa 3 tane önemli hasleti var, takiye var, yalan var, iftira var, üçünün neticesi fitne var, fesat var, bunlar Şiayı geçmiş vaziyette. Şia bunların eline su dökemez.”

Başbakan, Takiyye‘nin ne oldugunu bilmiyorsa bu onun cehaletini gösterir, eğer Takiyye‘nin ne olduğunu biliyor ve buna rağmen söylemişse ilahi vahye karşı gelip din düşmanlığı yapmaktadır.

İslam’ın hükümlerinde olan Takiyye’yi reddetmek öncelikle Allah’ın emrine ve ilahi vahye karşı gelmektir. Takiyye’yi reddetmek Resulullah’ı yalanlamaktır. Allah’ın hükmünü redetmenin cezasının ne olduğunu ise din adamları çok iyi bilmektedirler. 

İkincisi, Başbakan Erdoğan ilahi hükmü inkar ettiği yetmiyormuş gibi, İlahi hükmü yaşatıp, zalimler tarafından tahrif edilmesini engelleyen Şiilere pervasızca hakaret etmekten de çekinmiyor. Şiiler kimsenin inacına hakaret etmediği gibi kimsenin de kendi inancına hakaret etmesine müsaade etmez. Müslümanlar ve Şialar Başbakan’a gereken cevabı vereceklerdir.

Üçüncüsü Başbakan’ın bu sözleri milletimizin birlik ve beraberliğini bozmak, tefrika ve ayrılık tohumlarını ekmektir.

Başbakan Erdoğan bilmeldir ki bu gibi açıklamaları bir gaf, maksadını açan bir söz veya talihsiz açıklama olarak algılamıyoruz. Bu sözler açıkca Allah’ın vahyini küçümseme ve Şia’ya hakarettir.

Başbakan Erdoğan, Allah’ın hükmünü küçümsediği için biran önce tevbe etmeli ve Şiilere hakaret ettiği içinde özür dilemelidir ve bu ülkenin asli unsurları olan 20 milyonu aşkın hz. Ali (a.s) velayetine inanan Ehlibeyt/Şiaların inancına hakaret etmesi hem anayasal- hukuki, hem de dini bir suçtur, günahtır.

Sayın Başbakan bilmelidir ki Allah, ilahi hükümlere hakaret eden ve küçümseyenlere yaptıklarından dolayı gereken cevabı verir ve bedelini ödetir. Allah’ın hükümlerine karşı gelen asla zafer kazanmamıştır.

Ehlibeyt dostları şu noktayı da unutmamalıdırlar: Başbakan ve aynı zihniyeti taşıyan dostlarının Şia hakkındaki görüşü yeni değildir; tarih boyunca aynı düşünceyi taşıyorlar. Muaviye’den Harun er-Raşid’e, Harun’dan Yavuz‘a, Yavuz’dan günümüze bu düşmanlık bitmedi, bitmeyecektir.

Son olarak şunun bilinmesi gerekir; müslüman basiretli ve ferasetli olmalıdır. Başbakan ve kınadığı “paralel yapı” makasın iki tarafı gibidirler, birbirlerine karşı gibi duruyorlar ama arada Şiayı keserler; biri “Mut’a’yı” fitne olarak, diğeri ise “Takiyye’yi” fitne vesilesi olarak görürler.

Herkes şunu iyi bilsin ki Şiiler dost ve düşmanını iyi tanır, dosta ve düşmana nasıl davranacağını ve zamanı geldiğinde nasıl cevap vereceğini de bilir.

Rasthaber/Berlin