26 Temmuz 2014 - 13:31
İsrail Terörü ve Ümmeti Gözleyen Kudüs

İsrail’in ilk etapta 1948 sınırlarına geri çekilmesi ve nihai hedefte Ortadoğu’dan, İslam coğrafyasından sökülüp atılmasından yana olmalıyız..

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla

Bugün belki de hiç olmadığı kadar Ortadoğu’da, İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı akmakta, feryatlar yükselmektedir. Özelde ise bugün Filistin’de, Gazze’de, tarihi cinayet ve katliamlar ile dolu, gasıp Siyonist rejim İsrail’in alçakça saldırı ve katliamlarına şahit olmaktayız.

Ramazan ayı olmasına aldırmaksızın Gazze’yi bombalayan, hiçbir kutsalı olmayan ve hiçbir kutsala saygı duymayan ahlaksız bir rejim ile karşı karşıyayız.

Bugün Gazze’de orantısız güç kullanarak çoluk çocuk, sivil ve silahsız demeden, Gazze halkının evlerini bombalarla başlarına yıkan, sahilde oynayan çocukları dahi katletmekten çekinmeyen, korkak ve katil bir rejim ile karşı karşıyayız.

İsrail bugüne kadar vermiş olduğu hiçbir sözde durmayan, hak, hukuk ve insanlık normları taşımayan, terör devleti türünden politikalarını sürdürmeye devam etmiş, yapmış olduğu zulüm ve katliamlara yenisini eklemekten çekinmemiştir.

Bugün tüm dünyanın şahit olduğu, sayısı bir buçuk milyarı bulan İslam âleminin de gözleri önünde, Filistin’li Müslüman kardeşlerimiz haksız ve mazlum bir şekilde katledilmektedir.

Aynı İsrail gibi İslam coğrafyasında, Irak ve Afganistan’da İşgaller gerçekleştiren ve sömürü düzenleri oluşturan “Büyük Şeytan” ABD, ikiyüzlü, duygusuz ve çıkarcı Emperyalist Batılı ülkeler, varoluşsal amacı ve görevi dünya barışını tesis etmek iddiası olan BM işgal, savaş, katliam ve gözyaşından yana tavır koymak anlamına gelen suskunluğu ve görmezden gelmeyi tercih etmiş ve bu adi tavrı devam ettirmektedirler.

Gaasıp ve Siyonist rejim İsrail’in bu işgalci tavrını destekleyen, yapmış olduğu, cinayet ve katliamları görmezden gelen, bahaneler ile savunma refleksi içerisinde olup, hamiliğine soyunan başta ABD olmak üzere, BM’i, İsrail ile siyasi, ekonomik ve askeri işbirliği içinden olan İslam ülkelerini, bu işgal ve katliamlara sessiz kalarak suskunluğu, zilleti tercih eden satılık körfez rejimlerini kınıyor ve lanetliyorum..

Bizler artık, milyonlarca Müslüman Filistin’linin vatanlarına geri dönmesini ve tarihin haklı bir şekilde ortaya koyduğu realiteden yola çıkarak, ilk etapta İsrail’in 1948 sınırlarına geri çekilmesi ve nihai hedefte Ortadoğu’dan, İslam coğrafyasından sökülüp atılmasından yana olmalıyız..

Rahmetli İmam Humeyni, “İsrail bir kanser tümörüdür ve bünyeden sökülüp atılmalıdır.” Diyerek İsrail’in İslam coğrafyası bünyesinden, içinde İlk kıblemiz, kutsal mekânımız olan Mescid-i Aksa’yı barındıran Kudüs’ten, Filistin’den sökülüp atılması hedefini göstermiştir.

Seyyid Abbas Musavi’nin “İsrail mutlak şerdir” sözü, İsrail ile her türlü siyasi, askeri ve ticari ilişkiyi meşru görmeyen ilkesel düşüncemizin kaynağını oluşturmaktadır. Zira varlığı şer olandan hayır ve fayda sadır olması beklenemez..

Bir kez daha, Filistin’i, Kudüs’ü dünya Müslümanlarının gündemine sokan ve Ramazan ayının son gününü “Dünya Kudüs Günü” olarak ilan eden Rahmetli İmam Humeyni’yi büyük bir şükran, minnet ve rahmet ile anıyorum..

Kudüs ve Filistin’in özgürleşmesi yolunda İsrail mezalimine, Filistin ve Ortadoğu coğrafyasındaki işgal girişimlerine karşı “Anti Emperyalist” duruşa sahip, Ümmetin vahdetini hedefleyen tüm direniş ve mukavemet hareketlerini desteklemeliyiz.

Direniş cephesini, mezhep ve meşrep farkı gözetmeksizin tek bir vücut olarak kabul etmeli ve vahdet ilkesini kutsal bilip, Ümmetin vahdeti ve birliği noktasında Kudüs’ü ilkesel bir fırsat olarak görmeliyiz..

Buradan hükümetimize ve İslam ülkelerine sesleniyorum:

“Ey İslam âlemi ve ey Müslüman ülkelerin idarecileri(!) İlk kıblemiz olan, Allah’ın İsra suresinde Peygamberimize ayetlerini, delillerini göstermek için seçtiği ve oradan da göğe yükselttiği, etrafını mübarek ve bereketli kıldığı Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü tekrardan Müslümanların tarihi ve dini mirası olarak özgürlüğüne kavuşması noktasında ortak vazife ve sorumluluğunuz olduğunu hatırlatıyorum.

İsrail ile tüm İslam ülkelerinin ilişkilerini gözden geçirmesini ve tüm İsrail elçiliklerinin kapatılması gerektiği artık ortadadır.

Ankara’da bulunan elçilik binasının kapatılması ve İsrail ile yapılan tüm anlaşmaların tek taraflı olarak iptal edilmesi gerektiğini tüm Müslüman’ların arzu ve düşüncesi olduğunu düşünüyorum..

Bunca işgal, cinayet ve katliamları mahkum etmek için, “Kınıyoruz” türünden pasif ve yaptırım gücü olmayan açıklamaların yeterli olmadığı sanıyorum ortadadır..

Artık içinde bulunduğumuz ve gelişen hadiselerin encamına bakarsak, zamanın İsrail’siz bir dünyaya gebe olduğunu fark edebiliriz!..

Selam ve dua ile…

Sadık Çelik

Ekler