Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Terörist İsrail'in Gazze'ye ölüm yağdırdığı şu günlerde sıkça gündeme gelen Türkiye İsrail ilişkileri iki açıdan irdelenebilir.
Biri meydanlarda hamaset yapan siyasilerin dili. Diğeri devletin resmi dili. Meydanlarda siyasileri dinleyenler; Türkiye'nin dünyada ilişki kurmadığı bir ülke varsa o da İsrail'dir zannına kolaylıkla kapılabilir. Terörist, zalim, siyonist, sivil halka soykırım uygulayan devlet, bebek katili... sloganlarının bir trübin amigosu edasiyla attırıldığı meydanlarda bu zanna kapılmamak mümkün değil.
Peki meydanların dili gerçek mi? Gerçekler resmi rakamlarla ortada. Meydanların terörist devleti İsrail ile ekonomik ilişkiler özellikle 2011 yılından sonra (Yani Suriye'de batı namına sürdürülen vekalet savaşı sonrası) artarak devam etmiş, anlaşılan o ki artarak da devam edecek.
Türkiye'nin Ortadoğu coğrafyasına ihracatının %5'i İsrail'e yapılmakta, ithalatının ise %10'u İsrail'den yapılmaktadır. Bu oranlar "ambargo nedeniyle Filistin'e gönderilemeyen mallar İsrail üzerinden gidiyor" mainipülalsyonunu yapan siyasileri, bu siyasilere bağlı iş gören medya çevrelerini ve STK'ları da yalanlamaktadır. Çünkü sattığımızın iki katını ithal yoluyla satınalıyoruz.
Serbest ticaret anlaşması yapılan 17 ülkeden biri İsrail'dir. Siyasi ilişkileri de geliştirmesi beklenen STA halen devam etmektedir.
Filistin'e vize uygulayan Türkiye ne yazık ki İsrail'e vize uygulamıyor. Hatta sivil İsrail vatandaşı üç ay serbest dolaşabiliyorken, Filistinli diplomat ancak bir ay dolaşabiliyor. Yani "üç Filistinli diplomat bir sivil İsrail vatandaşına eşit!"
Bu listeyi uzatmak mümkün fakat gerçek olan meydanlarda hamaseti yapılan İsrail ile ilgili ortaya konulanlar değil, resmi rakamlar ile ortaya konulan İsrail'dir.
Galiba Erdoğan'ın CNN İnternational'e verdiği mülakatta sarf ettiği şu cümle olayı bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Yorumsuz olarak dikkatinize sunuyoruz;
"Filistin... Filistin... Filistin... Özellikle son on günde bu katliam beni ciddi biçimde rahatsız ediyor ve kaygılandırıyor. Niye diye sorarsanız? Çükü bu hadise İsrail ile normalleşmeyi düşündüğümüz bir sırada patlak verdi."