Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İnsanlık ve İslam düşmanı IŞİD ve diğer tekfirci terör örgütleri Irak, Suriye ve Lübnan'da tehdit ve saldırılarını sürdürüp, korkunç katliamlarına devam etmekte. IŞİD Suriye'de yıkım ve katilamlar yaptığı gibi, Irak'ta Baasçı faşistlerle ittifak halinde, Lübnan'da da Nusra Cephesi ile birlikte katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirmekte. Bu yıkım ve katliamları ise Amerika, İngiltere, Fransa başta olmak üzere Batılı müttefikler ile Fars körfezi işbirliği konseyi üyesi gerici dikta Arap rejimleriyle Türkiye hükümeti tarafından desteklemektedirler. Sözde özgür Suriye ordusu ve özde Batılı istihbarat örgütlerinin maşası cinayetkar çeteleri, Suudi Krallığının paralarıyla ve Türkiye merkezli terör saldırılarını sürdürüp, IŞİD ve diğer tekfirci terör örgütlerine kaynaklık yapmaktadır.
Bütün tekfirci terör örgütleriyle sözde özgür Suriye ordusu Irkçı İsrail lehine Suriye'yi yıkıma uğrattılar. Bundan amaç, İran İslam cumhuriyeti, Irak, Suriye, Lübnan ile Filistin milletilerinin anti Siyonist direniş cephesini kırmak ve Suriye ile Irak'ı parçalamaktır. IŞİD, Nusra Cephesi ve İslam cephesi gibi şirret terör örgütleri destekçileri tarafından hem himaye ediliyor ve hem de ılımlı ve aşırı muhalefetler olarak nitelendirilip suçlanıyorlar. IŞİD aynı zamanda vahşi ve hunhar teröristler ise Irak ve Suriye'de Sünni müslümanların temsilcisiymiş gibi yanstılıyor ve katiller sürüsü tekfircilere karşı savaşın ehli Sünnet dünyasına karşı savaş, yahut mezhep savaşı olarak ilan ediliyor. Nitekim Türkiye Başbakan'ı Ahmed Davutoğlu, Kanal 24'e verdiği demecinde, 4 senedir bütün mütteffikleri ve bölge ülkelerini Suriye'ye Karşı harekete geçirmeye çalıştıklarını, çünkü Suriye'nin stratejik bakımdan en önemli ülke olduğunu belirtti. Beşar Esad hükümetinin müttefiklerce devrilmemesi halinde İran ve Rusya gibi Suriye'nin dostu ülkelerle Suriye'yi eleştiregelen başta Amerika olmak üzere Batı ülkelerine radikalleşme'nin artacağını anlatmaya çalışltıklarını ifade eden Davutoğlu, İran ve Rusya kanadının Beşar Esed hükümetini bir müttefik ayakta tuttuklarını, Amerika'nın müdahale yorgunu olduğu için Suriye'ye müdahale etmekten çekindiğini söyledi.
Davutoğlu IŞİD ve diğer tekfirci terör örgütlerinin saldırılarını Mezhep savaşı bazında haklı göstermek için Suriye'de %12'lik Nuseyri-Alevi bir azınlığın coğunluk Sünnilere hükmetmeye çalıştığını iddia edip, bu ülkede mezhep çatışmasının meyadana geldiğini ileri sürdü. Türkiye başbakanı Davutoğlu Irak'ın eski başbakanı Nuri Elmaliki'nin de mezhepçi politikalar izlediğini, mezhepçi politikalarla Irak, Suriye, Lübnan hattında Sünni kesimlerin kendilerini sahipsiz ve yalnızlaşmış hissettiklerini iddia edip, Şii Müslümanları suçlamaya, böylece Türkiye hükümetinin bölgesel politikasının iflasına gerekçeler oluşturmaya çalıştı.
Davutoğlu Irak Ordusuna sızan ve istihbarat örgütlerince satın alınan Baasçı ve sözde Sünni komutanların ihanetini ve Iraklı askeri öğrencilerin katliamını gizlemek için, Maliki hükümetini mezhepçi politikalar yapmakla suçlayıp, bu politikaları sonucu, Irak ordusunun Musul'da her şeyi bırakarak kaçtığını ve bütün silahların IŞİD'in eline geçtiğini ileri sürdü. Ahmed Davutoğlu daha önceleri Irak'ın iç işlerine müdahale etmediklerini iddia ettiği halde dört sene önceki seçimlerde Baasçı ve aşırı Milliyetçi Laik El-Irakiye ittifakını desteklediklerini, fakat maalesef iktidar olamadıklarını belirtip, çoğunluk Şii ittifakının desteğini kazanan Maliki hükümetini diktatörlükle suçladı.
Fakat gerçek şu ki Irak'ta son yıllarda gerçekleşen ve her geçen gün tekfirci terörist saldırılar sonuçu öldürülen binlerce masum insanın çoğu, Iraklı Arap, Azeri, Türk ve Kürt Şii Müslümanlardı. AKP hükümeti ve davutoğlu gerçekleri saptırmak için, Amerika işgalinin devam etmesini isteyen, milyonlarca İnsanın katili hunhar Saddam rejimini, Maliki hükümetine tercih ettiğini açıkça ilan eden, terör örgütlerini kurup katliamlar yaptıran Tekfirci IŞİD terör örgütünün vahşiliklerini cihad olarak destekleyen Tarık Haşimi'nin Türkiye'ye kaçısını da meşrulaştırmaya çalışıyor. Nitekim Usame Nuceyfi ve Musul'ü IŞİD'e teslim eden Kardeşini, eski bakan ve terör çetelerinin liderlerinden olan Rafi el-İsavi'nin de Erbil'e sığınmasını Malik hükümetinin baskıcı politikalarına bağlıyor ve bu teröristlerin meşru, barışçıl, Sünni siyasi liderler olduklarını iddia ediyor.
Türkiye başbakanı Davutoğlu bütün bu gelişmelerden dolayı Suriye ve Irak'ta IŞİD gibi Radikalleşen eğilimler ortaya çıktığını da iddia edip, tekfirci teröristlerin Siyonist ve Batılı güç odaklarının İslam ülkelerine karşı kurdurduklarını, Katar ve Suudi Krallığyla Türkiyenin lojistik desteğinde saldırıya geçtiklerini unutturmaya çalışıyor. Davutoğlu, IŞİD'e karşı savaşın da sonuçsuz kalması için, "Sünnileri kazanmadan bu mücadele başarıya ulaşamaz. Çünkü eğer Irak ordusu ya da Suriye ordusu, IŞİD'e karşı savaşırsa bu savaş, Irak ve Suriye ordusunun hemen hemen tamamıyla şii ve Nusrai bir ordu haline dönüşmüş olması dolayısıyla mezhep çatışması gibi görünür. Kimse Musul'da artık Irak ordusuna, Irak ordusunun yapısı değişmedikçe kendi ordusu gibi bakmıyor." Diyerek katiller sürüsü IŞİD'ı Sünni İslamcı bir hareket olarak lanse ediyor.
Buna karşılık Filistin'deki İslami Hareket'in lideri ve Kudüs Muhafızı Şeyh Raed Salah, IŞİD'in arkasında batılı güçlerin olduğunu finansını da Amerika ve İsrail'in sağladığını vurgulayıp, Amerika'nın oluşturmak istediği anti-IŞİD koalisyonun ise "şeytan koalisyonu" olduğunu, IŞİD'i yok etme bahanesiyle Suriye ve bölgede müslümanlarının hedef alınacağını, "İslami Devleti adı altında kurulan IŞİD'in İslama büyük zarar verdiğini söyledi.
Seyid Ali Gaemmagami