Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Erdoğan küçük hayallerini dört yıldır Suriye'nin orta bölgesinden kuzeye kadar, büyüklü-küçüklü her eylemden besleyerek canlı tutmaya çalışmıştır
Suriye ordusu bir çok alanda tekfiri-cihadi terör örgütlerine karşı büyük başarılar kaydederken, Suriye coğrafyasının bir köşesinde önemli bir mevkiyi kaybetti.
AKP Türkiye'sinin sözkonusu terör örgütlerini yönetimi ve yolgöstermesi doğrultusunda, "güvenli bölge" hedefinde ısrarı ile bu zayiat oldu.
İdlib'in taşrasında bulunan Vadi Eldayf askeri kampı, teröristlerin eline geçti. Bu hedefe 5000 dolayında bir terörist sayı toplanarak bir kaç koldan saldırılınca, mevkide konuşlanmış Suriye ordusunun birliği saldırgan güç karşısında yetersiz bir sayıya düşünce, orduya ait yakın bir mevki olan Hamidiye'ye çekildi. ( Tekfiri terör gurupları bu hedefe iki yıldır saldırı girişimlerini sürdüre geldiler. Ama her seferinde büyük kayıplarla geri püskürtülmüşlerdi. Kayıplara rağmen terör guruplarını yöneten Suriye düşmanı ülke ve yönetimler için bu hedef vazgeçilmezdi. Dolaysiyle bu son girişimlerini "intihar etme" gibi bir saldırı -ölüm ne düzeyde olursa olsun-biçimiyle yaptılar.)
Vadi Eldayf stratejik önemdeydi. Teröristlerin eline düşünce, yakın çevrede olan askeri ve sivil alanlar üzerinde olumsuz etki yaratmaya başlayacak. Coğrafik konumu büyük önem arzediyor. Ama bundan daha önemlisi, harita üzerindeki konumudur. Bu kamp, 34 ile 35. Enlemler arasında düşüyor. Bunun anlamı şu; Erdoğan ve faşist ekibi dört yıldır yırtınırcasına seslendirdiği amaçları olan "Güvenli bölge, Uçuşa yasak bölge" için idialize edilen bir başlangıç noktadır burası. Bunca zamandır Halep kırsalında Türkiye-Suriye sınırları boyunca gerçekleştirilemeyen bu hedef, uygun zemin açısından İdlib'in kırsalına yön aldı.
Erdoğan'da "kuzey sınırların düğümü" çözülmezlik uktesi var. Nitekim teröristler, Vadi Eldayf kampını ele geçirdiklerinde yaptıkları açıklamalarıyla "kuzeyin düğümünü" çözecek adımı gerçekleştirdiklerini söylediler. "Kuzeyin düğümü" açımlanınca, 35. Enlemin kuzeyinde kalmış Suriye toprakları üzerinde Türkiye'nin istediği, "güvenli bölge, uçuşa yasak bölge" gibi gerekçelerle el koyma imkanıdır. Bu yüzden Türkiye, hep 35. Enlemin kuzeyini kendi düşünce ve pratiği içindeki "bölge" diye hesaplamıştı. Kamp Halp'in güneyine de düşmüşte olsa, takriben arzulanan çizginin içinde bir yerdedir.
Birleşmiş Milletler elçisi Di Mistora'nın Suriye sorunu ile ilgili önerisi olan Halep'te "çatışmaların dondurulması" için şu an koşturuyor. Bu öneri şayet kabul görürse, Türkiye'nin pazarlık kartı Vadi Eldayf olacak. Çünkü Haleb'in kuzeyinde Suriye ordusu Türkiye'ye "pazarlık kartı" olacak imkan burakmadı.
IŞİD, Elnusra ve başkaları kanallarla küçük hayalleri için her girişim kursakta kaldı. Elbetteki her girişim binlerce Suriye'linin şehitliğine mal oldu, yakma ve yıkmalar bir yana binlerce insanın kanının dökülmesine neden oldu. Ancak herkes, Suriye'nin dostları da düşmanları da bilirki, Suriye ulusal egemenlik hukuku konusundaki dayatmalarda ne Türkiye'yi ne de efendisi ABD'yi bugüne kadar takmamış, bundan sonra da takmayacağıdır. Erdoğan küçük hayallerini dört yıldır Suriye'nin orta bölgesinden kuzeye kadar, büyüklü-küçüklü her eylemden besleyerek canlı tutmaya çalışmıştır. Ama dört yıldır da, büyük umutlarla beslediği hayallerini Suriye yönetimi, ordusu ve halkının tavizsiz direnişi, bu kartondan şatoları yakıp yıkmıştır. Vadi Eldayf kartı da yırtılmak üzere, başlandı bile. Bu alanı Suriye hava kuvvetleri cehenneme çevirdi daha ilk günden. Bu hayal de kursakta çengel gibi kalacak.
Suriye'deki devrimci direniş, bu ülke halkı düşmanlarına verdiği 'öyreti' anlayabilene budur: Saldıran düşmanın güç ve çapı ne olursa olsun boyun eğmek, teslim olmak yoktur. Düşmana karşı onur ve hak mücadelesinde taviz yoktur, vatan kudsiyeti tüm değerlerin üzerindedir.
Bu yüzden mücadele, amansız mücadele ve kesintisiz mücadeleye devam. Faşist gürühlardan KURTULUŞUN TEK YOLU'dur.
Levent SULTAN - MedyaCenter