17 Şubat 2015 - 04:09
Nasrallah: IŞİD’in hedefi Mekke ve Medine’dir / Irak’ta sınırlı bir askeri varlığımız var

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, Hizbullah Komutanı İmad Muğniye’nin bir terörist saldırı sonucu şehit olmasının yıldönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada Lübnan’da ve bölgede yaşanan gelişmelere de değindi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hizbullah genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah bu hareketin şehit komutanlarının anma merasiminde, gelenleri selamlayıp her şeyden önce Daiş (IŞİD) terör örgütünün son eylemi olan mısırlı Kibtilieri idamı mahkum edip bu eylemi cinayet olarak nitelendirdi.

Nasrallah: ’’Sorun acılı bir sorundur. Kendi adıma ve sizin adınıza Daiş çetelerinin Libyadaki  alçakca ve vahşice işlediği cinayeti kınıyorum. Mısır’ın evlatlarının katl edilmesine hiç kimse katlanamaz. Sizin adınıza maktullerin ailesine, Mısır devletine ve Kıbti Kilisesine başsağlığı diliyorum.’’

Teröristlerin Cinayeti Her Vicdanlı İnsanın Gönlünü Yaralamıştır

Nasrullah: ’’Biz, müslümanları da hristiyanları da kapsayan bu müsibeti kınıyoruz. Her vicdan ve ahlak sahibi insan da bu müsibetten acı çeker. Bu münasebet üzerine ve ardından Lübnan ve bölge durumu üzeirne konuşmak istiyorum.’’

Direnişin Şehitleri Dik Duruşun ve Zaferin Sembolleridirler

Nasrallah sözlerinin devamında direnişin şehit komutanlarından takdir ederek şunları ifade etti: ’’ Her yıl böyle bir günde şehit komutanlarımızı anıyoruz. Bizim genel sekreterimiz, üstadımız ve büyüğümüz Şehit Seyyid Abbas Musevi ve onun mühterem eşi şehit Ummi- Yasir ve şehit Şeyh Rağip Harb ve şehitlerin şehidi büyük mücahit İmad Muğniye’nin şehadetleri münasebetiyle taziyelerimizi arz ediyoruz.

Bu insanlar bizim dik duruşumuzun ve zaferimizin sembolleri ve işaretleridirler. Bugünleri kendimiz için, çocuklarımız için ve sonraki nesilleirmiz için kutluyoruz. Biz bu münasebeti yaşatıyoruz çünkü yakın bir geçmişi unutamayız. Bu yakın geçmiş bizim bugünümüzü ve geleceğimizi belirlemektedir. Bu münsabeti yaşatmayla kendimizin ve ailelerimizin bilincini korumuş oluyoruz. Bu müddet içersinde sayısız savaşı geride bırakıtk. Filistinde direniş şekil buldu, İmam Musa Sadr bu direnişi oluşturmuştu ardından İran İslam İnkılabı’na tanıklık ettik, bu İnkılap İmam Humeyni’nin önderliğiyle tesis edilmişti. Nihayetinde bu günümze geldik ki İsrail’in saldırıları ve ona karşı direniş ekseni savaşçılarının mücadele verme dönemidir.’’

Direniş Şehitlerinin Fedakarlıkları Unutulamaz

Hizbullah genel sekreteri: ‘’Biz gelecekte zaferlerimizin devamını ancak büyüklerimizin bu yoldaki fedakarlıklarını anarak sürdürebiliriz. Biz düşmanın ne hedefler ve ne vehimler kafasında beslediğini bilmeliyiz, gerçeğin ne olduğunu fark etmeliyiz, biz çocuklarımızın, Lübnanlı kadınlarımız ve erkeklerimizin fedakarlıklarını unutmamalıyız. Bu dönem Lübnan direnişi için bir medrese dönemiydi ve şehit komutanlarmız bu yolda şehadete kavuştular. Biz her yıl İmad Muğniye, Seyyid Abbas Musavi ve Rağip Harb’ın hayatlarına tekrar bakmamız gerekir.’’

Nasrallah sözlerinin devamında şunları dile getirdi: ’’Zühd, Takva ve Allah yolunda cihadı onlardan öğrenmeliyiz. Onları unutmamayla depremlere ve fırtınalara karşı direnebiliriz. Biz cihadı ve çabayı hiç yılmadan şehitlerimizden öğrenmeye devam etmeliyiz. Onlardan nasıl Allah'a inanılır? Nasıl kendi milletimize ve halkımıza güvenilir? hakikatlerini öğrenmeliyiz, çünkü zorluklarda ve çetin durumlarda bu yolda basirete hem olgunluğa kavuşabilriz. İsrail Şeyh Rağip Harb’ı, Seyyid Abbas Musavi’yi ve İmad Muğniye’yi İsrail'i güney Lübnan'dan dışarı çıkaracaklarını söyledikleri için terör etmedi, onları İsraili yok edeceğiz dedikleri için terör etti.’’

Nasrallah konuşmasının devamında: ‘’Şimdi omuzlarımızda büyük bir yükümlülük almış durumundayız, Lübnan milletine izzet, büyüklük ve keramet ve bu ülkenin çocuklarına ve yeni nesline bir gelecek yaratma yükümlülüğü.  Her zaman şehitlerin tasvirini, adlarını ve vasiyetlerini her yerde hatırlatmamız gerekir, çünkü bütün nesiller onların fedakarlıklarına şahit olmalı. Savaşçılarımız ilk başta onsekiz ve ondokuz yaşlarındaydılar, şimdi bir çoğu komutanlık derecesine kavuşmuş bazıları da şehaddete ermişlerdir. Hizbullah'ın bir çok aziz savaşcısı yaralanıp sonra o yaralardan şehadete erdiler ve bazıları ise o yaralarla birlikte yola devam edip yaraların acısına katlanmaktadırlar.’’

Cihad Muğniye Kanıyla Babasının Yolunu Sürdürdü

Lübnan Hizbullahı genel sekreteri Cihad Muğniye'yi anarak şunları ifade etti: ‘’Şehy Rağip Harb, İmad Muğniye, Seyyid Abbas Musavi ve Ummi-Yasir Kur’an ayetlerine uyarak yollarına devam ettiler. Cihad Muğniye babasının ve diğer savaşcılarının kanı üzerine onların yolunu devam edeceğine ant içip bunu gerçekleştirdi. Şehit İmad Muğniye’nin oğlu bir çok genç gibi hayatını devam ettirebilirdi ama babasının ruhunu taşıdı ve Onun yolundan gitmek istedi.’’

Siyonistlerle Mücadele Devam Ediyor

Nuasrallah Siyonistlerin Suriye topraklarında bulunan  Kunaytere'ye saldırarak direnişin savaşcılarını hedef alması üzerine de konuştu: ’’Hizbullah’ın şehit komutanlarını anma merasimlerini kısa bir zaman önce Şehit Cihad Muğniye ve yoldaşları Kunaytere de  kutladılar.  Hizbullah’ın şehit komutanlarını anma merasimi ve Cihad Muğniye’nin şehadeti Siyonist rejimle savaşın devamını ve sebatını göstermekte ve şehitlerin kanının her gün tazelendiğini kanıtlamaktadır.’’

Refik Hariri’nin Şehadeti Bölgeyi Sarsan Acı Bir Hadiseydi

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının bir başka bölümünde Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri’nin terörüne değinerek şunları söyledi: ’’Şubat ayının münasebetlerinden biri Refik Hariri’nin şehadet yıldönümüdür. Ben şehit Refik Hariri’nin ailesine ve arkadaşlarına şehadetinin yıldönümünde tekrar başsağlığı diliyorum; acı bir hadiseydi ve bütün bölgeyi sarstı. Ayrıca o gün şehit düşenlerin ailelerine ve ardıllarına taziyelerimi arz etmeyi gerekli buluyorum. Bir diğer mesele Lübnanı ve bölgeyi tehdit eden terörizmdir, biz Hizbullah olarak terörizme karşı milli mücadeleye davet ederek birliğimizi ilan ediyoruz. Tabii biz Siyonist düşmanını da unutmuyoruz, Lübnanda tekfirilere karşı birlik ama siyonistlere karşı vahdetimizin olmadığı görünsede.

Halktan Havaya Ateş Açmadıklarından Dolayı Teşekkür

Nasrallah konuşması esnasında halktan kimsenin havaya ateş etmemesi ricası üzerine kimsenin konuşma süresinde havaya ateş etmediğinden dolayı her kese teşekkür etti:

’’ Her zaman tavsiyelerime ve ricalarıma amel ettiğinizden dolayı ve hiç bir zaman beni umutsuz etmediğinizden ötürü teşekkür ediyorum. Biz bugünden sonra bir bildirge dağıtarak eski bir adet olan havaya ateşin sonlanmasını talep ettik, sizin bu talebe amel etmenizden dolayı teşekkür etmem gerekir.’’

Terözimle Mücadele Kararı Geç Gelsede Doğru Bir Karar

Hizbullah genel sekreteri, terörizmle mücadeleye değinerek şunları dile getirdi: terörizme karşı milli bir mücadelenin gereği ordunun ve güvenlik güçlerinin ve tüm askeri organların katılımı meselesidir ki tartışılmalı. Terörizmle mücadele kararı geç gelmiş olsada kabül edilir ve biz bu kararı destekliyoruz. Teröristler Lübnan sınırlarına saldırdıklarında ilk başta halktan bir kısım Hizbullah’ın yada Emel yada ordunun karşılık vermesini bekliyordu. Bekaa’da kendi ehalimize bu beklentinin doğru olmadığını ve her zaman ülkenin  sınırlarını ordunun koruması gerektiğini anlattık.’’

Nasrallah, Bekaa’da güvenlik planı hakkında ise şunları söyledi: ’’Hükümet sadece oraya askeri güçler göndermeyle görevli değildir. Çöl hastahaneleri ve savaş için tüm diğer imkanları da sağlamalı. Lübnan’ın başka bölgelerinde halkın yardımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bekaa üzerine söylemem gereken bir başka husus ise oranın iklim durumudur. Bu bölgenin dağları karlıdır bundan dolayı hükümetin Daiş'e (IŞİD) karşı savunmasında yardımcı olmuştur, ama karın erimesiyle bir çok sorun baş gösterecektir, bu mesele işlenmeli çünkü karın erimesiyle burdaki çatışma yeni bir merhaleye girecektir. Burada Lübnan sınırlarında ve zor geçitli yerlerde teröristlere karşı mevzii alan  ordu komutanlarından, askeri güçler ve askerlerden şehit komutanlarımızı andığımız günde teşekkür etmem gerekiyor.’’

Cumhurbaşkanı Seçiminde Bölgede Değişimlere Umut Bağlamayın!

Seyyid Hasan Nasrallah ayrıca Al-Mustakbel ve Hizbullah arasında Cumhurbaşkanlığı müzakerelerine işaret ederek şöyle söyledi: ’’Müzakereler devam etmeli, ayrıca Hür Ulus hareketiyle Hizbullah arasındaki sorunlar da çözülmeli çünkü bu seçimin sonucu hem Lübnan ve hem bütün bölge için çok etkiliyeci olacaktır. Lübnanlı hareketleri arasında ne vahdet ve birliğe vesile oluyorsa biz destekleriz. Biz Lübnanın farklı hareketlerinin arasında  müzakerelerin sonuç bulması yönünde milli iradenin dönüşünü istemekteyiz. Bölgedeki değişimlere göz dikip ona göre Lübnan'da karar almak isteyenlere boşuna bu değişimlere güvenmemelerini öneriyoruz, değişimlerden meded bekliyorsanız Lübnan'da yeni cepheler açılacaktır ve sorunların artması ciddi bir olasılıktır, gelin milli çabayla sorunlarımızı çözmeye koyulalım. Bu milli bir ihtiyaçtır ve başka hiç bir şey yerini dolduramaz, aksi takdirde ihtilaflarımız sürecektir.’’

Teröristler Sınır Ve Coğrafya Tanımıyorlar

Nasrallah, Teröristlerin coğrafi bir sınır tanımadıklarını belirterek şu  açıklamada bulundu: ’’Tarihi ve coğrafi faktörlerin güvenlik ve birlikte barış içiersinde yaşayabilmek ve buna benzer meselelerde bir gerçekliğe tekabül ederler. Acaba sizi öldürmek isteyen bir teröriste bu benim sınırım onu aşma diyebilirmisiniz? Akıllı bir insan teröriste bu dağın suyu bana aittir ondan içme diyebilir mi? Lübnanlılar her zaman için uluslararası sorunlarla isteselerde istemeselerde başları beladaydı. Biz bütün uluslararası meselelerden etkilenmekteyiz, hatta Filistin işgalinden de. İzin verin gerçekci olalım; Acaba bu meselelerden uzak kalabilirmiyiz? Yada onlar Lübnan'ı bu sorunlardan ayrı tutarlar mı? Lübnan'ın kaderi sadece Lübnan'da belirlenmez.

Dünyanın Kaderi Bölgede Belirlenir

Seyyid Hasan Nasrallah dünyanın kaderinin bölgede belirlendiğinin altını çizerek, şu değerlendirmeyi yaptı: ’’ Lübnan'ın kaderini belirlemek isteyen bölgenin kaderini tayin etmede rol almalıdır. Bugün Libya, Mısır, Ürdün ve Arabistanın sorunları bizimle bağlantılıdır. Bölgenin kaderi bu bölgenin tamamında belirleniyorsa nasıl biz kendi ülkemizde sınırlı kalarak eli bağlı durabiliriz? Ben hala Daiş (IŞİD), Libya’daki dönüşümlere ve Fransa'daki hadiseye değinmedim. İzin verin bir başka gerçeği dile getireyim:  Bu bölgede dünaynın kaderi belirleniyor, biz Lübnanlı yada Suriyeliyiz deyip kimsenin bize karışmamasını isteyemeyiz.’’

Nsarallah bu konunun devamında şu açıklamayı yaptı: ’’ Bazıları Lüban'ın bölgede yerinin olmadığını sanki Ortadoğu'nun bir bölümü değilmiş gibi ve direniş ekseninde etkili olmadığını düşmanlarının  varolmadığını sanıyorlar. Onlar Lübnan’ın Pasifik okyanusunda bir adada olduğunu varsayıyorlar, en azından yerküresinde bir yerde olduğunu kabüllensinler. Dolaysıyla ilan ediyorum Lübnan'ı bölgedeki meselelerden ayıramassınız.’’

Bahreyn’de Bizim Tutumumuzu Eleştirenler Suriye’ye Müdahale Etmeye Son Versinler

Nasrallah açıklamalarının devamında Bahreyndeki hareketlere işaret ederek Hizbullahın tutumunu eleştirenleri tenkit etti: ’’Suriye’de siyasi ve askeri müdahelede bulunanlar bizim Bahreynde barışcıl ayaklanmayı desteklememizi kınamaya hakları yoktur. Bizim tutumumuzu eleştirip Bahreynin kardeş ve dost bir ülke olduğunu öne sürüyorlar biz bunu kabülleniyoruz, ama siyasetimize muhalefeti asla kabül etmiyoruz. Bizim Suriye ile bir çok ortak yanımız vardır ama yinede bizim orda bulunmamızı eleştirip mahküm ediyorlar ama Suriye ordusuna ve devletine karşı saldırıya geçen grupları unutuyorlar.’’

Bahreyn Meselesinde Konumumuzdan Geri Çekilmeyiz

Seyyid Hasan Nasrullah Bahreyn üzerine şunları ifade etti: ’’ Bahreyn hakkında, halkın bastırılmasına karşı ve milletin haklarının göz ardı edilmesine karşı duracağımızı ilan ediyorum. Tutumumuzu değiştirmeyeceğiz ve kimseye de bizi buna zorlamasına müsade etmiyeceğiz. Bahreyn devleti milletin barışcıl taleplerini ve meşru isteklerini bastırıyor, Hizbullah'ın konumunu eleştiriyor bizi milleti himaye etmemiz durumunda Bahreyn'den yurtaşlarımızı süreceğini söylüyor, ama biz Bahreyn halkının barışcıl gösterilerini destekliyeceğiz.’’

Hizballah genel sekreteri kim bir arap devletine aşık olduğunu iddia ediyorsa Hizbullah’ın Bahreyn siyasetinden dolayı müteşekkir olması gerektiğini belirtti. Nasrullah Suriye’de siyasi ve askeri müdahelede bulunanların ise Hizbullah'ın Bahreyn'deki barışcıl hareketi desteklemesini kınama hakklarının olmadığını da vurguladı.

Tekfirilerin tehlikesi hakkında ise şunları söyledi: ’’Daiş (IŞİD) olarak son zamanlarda ün kazanan tekfiri akımının tehlikesi herkese yöneliktir. Daiş'in tehlikesi bir rejime yada bir devlete sınırlı değildir aksine Daiş bütün sistemlere, devletlere ve milletlere bir tehdittir. Daiş dinin düşmanıdır. Onlar için sizin hangi devlete ve dine mensup olmanız söz konusu değildir. Şu zamanda dünyada her kes Daiş'in sadece bölgeede değil tüm dünyada bir tehdit unsuru olduğunu kabul ediyor.’’

Daiş Yüzde Yüz İsrail Çıkarlarını Sağlıyor

Nasrallah terör çetesi Daiş'in İsrail'in çıkarlarını sağladığını belirtti: ’’İlginç olan şudur ki sadece siyonist rejimin savaş bakanı ve başbakanı Filistin sınırına gidip  orda Daiş'in onlar için bir tehlike olmadığını açıkladılar. İsrail Daiş'in onlara tehlike arz etmediğini söylemesinde haklıdır, çünkü Daiş'in şu ana kadar yaptıklarının tümü İsrail'in çıkarlarını sağlamıştır. İnsanları öldürme şekillerini nerden öğrendiklerini bilemiyorum; acaba Hoolywood’an mı izliyorlar? Ürdünlü pilot Muaz Al-Kesassebeh’nin ölümü gerçekten büyük bir vahşetti. Vahşice baş kesmeler ve vahşice terör eylemlerine tanık oluyoruz, Daiş her zaman yeni bir yerde yeni bir operasyon yapmakta.’’

Mosad, CIA ve İngiliz Gizli Servisinin Daiş'i Oluşturmada Rolleri

Nasrallah, Mosad, CIA ve İngiliz gizli servisinin Daiş'i oluşturmada rollerini açıklayarak onların hedefinde Filistin değil Mekke ve Medine’nin olduğunu belirtti:

 ’’Daiş Mekke ve Meidneye saldırıdan söz ediyor, bugün tanımadığım bir televizyon  kanalında bir programın altyazısında okudum; Daişin Mekke ve Medine için emirler tayin ettiğini bildiriyordu, ama tabi Daişe bir kaç gün öncede Roma'ya emir tayin ettiklerini hatırlatmak gerekir. Biraz uzaklaşmadınız mı? Bugün açıkyüreklilikle ilk defa olarak söylüyorum, Mosad, CIA ve İngiliz gizli servisinin Daiş'i oluşturmadaki rollerini bir araştırın. Bölgede İsrail'e ve emperyalizme hizmet etme için ne gerekiyorsa Daiş onu yapıyor.’’

Uluslararası İtilafa Bel Bağlamamak Gerekir

Nasrallah, İtalya savunma bakanının Libyada terörizmle mücadele edilmeli sözünün nedenini de değerlendirdi: ’’14 Mart Hareketi'nin iyi kulak vermelerini istiyoruz. Çünkü bu bakan terörizmin İtalyanın 450 kilomtere yakınına geldiğini söyluyor. Bugün Lübnanlı hareketlere hitap ediyor ve soruyorum; Terörizmin bizimle ne kadar mesafesi var? Terörizmin Suriye'de  ve Irak'ta olduğunu sonra Libya'ya uzandığını şimdi ise Yemen'e vardığı söyleniyor, onların bazıları El Kaide ile anlaşmışlar ve katliamları görünmekte ayrıca Sina Çölünde de bulunmaktadırlar. Onların vahşiliklerini ancak Hollywood olarak tanımlayabiliriz. Kim bunu İslam kültürü yada İslam halifeleri yada Ehl-i Beyt olarak adlandırabilir?! Tüm milletleri ve ülkeleri tehdit eden bu tehlikeye karşı bütün devletleri ve milletleri birlik olmaya ve terörizmi birlikte yok etmeye davet ediyoruz ve yok edebilirz de. Terörizmle mücadele amaçlı uluslararası itilafa önem vermeyin çünkü istekleri ve hedefleri kıttır.’’

Hizbullah genel sekreteri: ’’Bütün milletler, devletler, ordular ve direniş savaşçıları terörizmle mücadeleye katılmaları gerekir. Terörizmle savaşmayı İslam'ı savunma olarak anlamalıyız, bir ülkeyi yada bir rejimi, yada milleti savunma olarak değil. Biri İslam olduğunu iddia ediyor ama yaptıkları insani fıtrata aykırıysa İslam'i olmadığından emin olsun. Allah İslam'ı fıtrat üzeirne yaratmıştır ve İslam dini insan fıtratına dayanır. İnsan düşüncesi ve aklının nefret ettiği bir eylem gayri İslam'i bir kaynağı vardır.’’

Direniş İftiharla Öz Muhammedi İslamı Savunuyor

Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının devamında direnişin Öz Muhammedi İslam'ı savunduğunu açıklayarak şu sözlere yer verdi: ’’ Bugün biz sarih bir dille ifitiharla ve izzetle bildiriyoruz; Biz Hizbullah olarak direniş ekseninde İslam'ı ve Muhammed’in dinini savunuyoruz ister şii ister sünni ile birlikte. Bizim merhametimiz bu yolda sınırsız ve haddsizdir, hazırlığımız bu yolda sınırsız ve haddsizdir çünkü bizim serverimiz Seyyd-i Şuheda İmam Hüseyin (a.s)'dır. Tüm müslümanlardan dinlerini savunma için sadece silahla değil kitap ve kalemle de iştirak etmelerini talep ediyorum. Dünya devletleri ve bölge devletleri Daiş’e arka çıkan bütün devletlerin mahküm olduğunu söylemeli.’’

Daiş Ve Al-Nusra Birdir

Nasrallah tekfiri Daiş çetesini ve Al-Nusra'yı bir madalyanın iki yüzü olduğunu bildirdi:

’’Bazıları belki soruyorlardır; Daiş’e arka çıkan devlet mi var? Cevaplıyoruz buna hayret etmemmeli. Bir diğer mesele ise ki isim vererek söylüyorum  bizim görüşümüze göre Daiş ve Al-Nusra cephesi arasında bir fark yoktur. Metotları aynıdır. Malesef Lübnan'da bazıları Daiş ve Al-Nusra’nın farklı olduğunu sanıyorlar. Bazı gruplar Al-Nusra’nın terörist olmadığını Daiş'in terörist olduğunu dillendiriyor. Ürdün devleti Irak’ta Daiş ile savaşamıyor ama Suriye’de Al-Nusrayı himaye ediyor. Bölge devletlerinden toplanıp Daiş ve diğer tekfiri ve terörist gruplara karşı mücadelede görevlerini almaya çağrıyorum.’’

Hizbullah genel sekreteri sözlerinin devamında şu ifaderelere yer verdi: ’’ Dünya bu yönde kendisini tehlikede görüyorsa bölgede hala Daiş'e arka çıkan devletlere oyunun bittiğini açıklamalı.

Fars Körfesi havzasındaki devletler de bu durumda bir başka türlü sorun yaşıyorlar, çünkü tehlike her yeri sarmış, bundan dolayı bölge devletleri oluşan çatışmalara son vermeleri gerekiyor.’’

Yemen İnkılabı El Kaide’ye Karşı Ayaklandı

Yemen’deki gelişmeler üzerine Nasrullah şu açıklamayı yaptı: ’’ Yemen’deki inkılap Suriye'den Arabistan'a kadar başkaldıran El Kaide'ye karşı kiyam etmiştir.’’

Suriye Devleti Muhaliflerle Sorunları Çözmeye Hazır

Hizbullah genel sekreteri konuşmasının bir bölümünde Suriye krizinin çözümünün siyasi yollarına işaret ederek şu bilgiyi paylaştı: ’’ Suriye’de siyasi çözümün imkanını oluşturmalıyız, hakim olan devletinin teröristlerle değil ama ılımlı muhaliflerle müzakereye hazır olduğu görünüyor.’’

Bölgenin Milletleri İnsiyatifi Ele Geçirmeli

Bu konuda şu açıklamada bulundu: ’’ Bölge milletleri uluslararası çözümleri beklememeli, aksine kendileri insiyatifi ele geçirmeli, bizim Suriye ve Irak’ta yaptığımız gibi. Böylece hepimiz bu tekfiri akımlara karşı ayaklanmalı ve dairelerinin genişlemelerine müsade etmemeliyiz.’’

Amerikalılara Umut Bağlama Sadece Bir Hayaldır

Nasrallah şu değerlendirmeyi yaptı: ’’Amerika kendi sultası doğrultusunda ve İsrail'in güçlenmesi yönünde Daiş'i kullanarak, yakın zamanda yok olamyacak kin ve düşmanlıkları aramızda yaymakta, böylece bizi yıpratıp bölgeyi viraneye çevirme hedefini güdüyor.

Kim Amerika’ya umut bağlıyorsa sadece bir seraba ve hileye gönül  bağlamış olur. Dolaysıyla uluslararası bir çözüm beklememeli, aksine kendimiz insiyatifi ele geçirmeliyiz, Lübnan'lı ve İslam'i direnişin ayaklanıp hiç bir dışardan çözüm beklemeden zaferi elde etmesi gibi.

Terörizmle Dünyanın Her Yerinde Savaşmalıyız

Bütün ülkelerin dünyanın her yerinde terörizmle mücadelede yardımcı olmalarını isteyerek, Hizbullah'ın Suriye’den çıkmasını söyleyenlere hiatben Seyyid Hasan Nasrallah şu yanıtı verdi: ’’ Sizlerle birlikte Irak’a, Suriye’ye ve bu ümmeti her hangi bir başka yerde aynı tehlikenin tehdit ettiği yere gidelim.

Terörizmle başı belada olan devletlere beraber Irak’a, Suriye’ye hatta arap olmayan ülkelere birlikte gidip yardım edelim diyorum. Bölgede bulunmamız üzerine gelin müzakere edelim diyorsunuz tamam müzakere edelim. O günler Suriye’de bulunmanın sorun olacağını diyordunuz, ben bugün size Lübnanın doğu sıra dağlarında karın erimesinden önce Suriye devleti ve ordusuyla teröristlerle mücadelede dayanışmamızı bildirelim diyorum.’’

Nasrallah ayrıca Lübnan ve Suriye ordularının El-Cerud bölgesinde teröristlere karşı savaşta birlik sağlamalarını isteyip bu iki devletin Suriyeli sığınmacılar ve güvenlik dosyası üzerine uyum sağlamaları gerektiğini de vurguladı.

Ekler